Korku Hormonu

Korku hormonu adı ile de bilinen epinefrin, vücudu acil hareketlere hazırlamaktadır, ayrıca hafıza oluşumunda etkisi vardır ve astım gibi hastalıkların tedavisi sırasında ilaç olarak kullanılır.

Korku Hormonu Nedir?

Korku hormonu adı ile de bilinen epinefrin (adrenalin), vücudu acil hareketlere hazırlamaktadır. Ayrıca hafıza oluşumunda etkisi vardır ve astım gibi hastalıkların tedavisi sırasında ilaç olarak kullanılır. Adrenalin, böbrek üstü (adrenal) bezlerden ve beyin sapı çevresindeki bazı nöronlardan (sinir hücresi) salgılanmaktadır. Kana hızla karışarak hemen etki ederler.

Adrenalin salgılandıktan sonra; nabız hızlanır, kan şekeri yükselir, kan damarları büzüşür, göz bebekleri büyür, acı hissi azalır ve kan iç organlar ile kaslara daha yoğun biçimde gönderilir. Böylece kişilerin görüş alanı, enerjisi ve hareket kabiliyeti artar ve “savaş veya kaç” davranışı ortaya çıkar.

Korku Hormonu Normal Değerleri Nelerdir?

Sağlıklı bir bireyin kanındaki epinefrin (korku hormonu) değeri ortalama olarak ayakta 0 ile 140 pg/mL yatar pozisyonda ise 0 ile 110 pg/mL arasında değişiklik göstermektedir. Adrenalin hormonunun 24 saatlik idrardaki normal değeri ise, 16 yaş ve üzeri kişiler için 0 ile 20 mikrogram arasında değişebilir.

Epinefrin seviyesinin normal değerlerden daha düşük ya da daha yüksek olması halinde altta yatan sebep araştırılır ve gerekli tedavi uygulanır. Korku hormonunun seviyesi yaşa göre değişiklik göstermektedir. Yetişkinlerde adrenalin hormonunun üst sınırı, çocuklara oranla daha yüksektir.

Korku Hormonu Nasıl Ölçülür?

Korku hormonu değerlerini ölçmek için, idrar tahlili ve biyokimya tetkiklerine başvurulur. Bu sayede vücutta salgılanan korku hormonu seviyeleri doğru ve net bir şekilde tespit edilir. Ölçüm yapmak için başvurulan yöntemler kısaca şu şekilde sıralanabilir:

  • İdrar TahliliSpot idrar örneği, 12 saatlik idrar örneği ya da 24 saatlik idrarın laboratuvar ortamında analiz edilmesi uygulanır. 12 ve 24 saatlik örnekler için, hastanın gün içerisinde belirtilen süre boyunca tüm idrarını toplaması gerekir. Biriktirilen numuneler ağzı kapalı şekilde ve serin bir ortamda muhafaza edilmeli, hekim tarafından belirtilen zaman diliminde teslim edilmelidir.
  • Kan TahliliHastanın kolundan alınan kan örneğinin laboratuvar ortamında incelenmesi ile uygulanır. Alınacak kan miktarı, hastanın şikayetleri ve hekimin görüşlerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Korku hormonu seviyesi, ruh hali ve yaşam şekli başta olmak üzere birçok etkene bağlı olarak farklılık gösterebilir. Bu nedenle tahlil yapılmadan öncesinde şu noktalara dikkat edilmesi gerekir:

  • Stres seviyesinin azalması için tahlilden 30 dakika öncesinde dinlenme ve sakinleşmeye zaman ayrılması,
  • Kahve ve sigara içmek hormon seviyelerini yükselteceği için tahlil öncesinde tüketilmemesi,
  • Kişinin tahlilden 30 dakika öncesinde yüksek tempolu fiziksel aktivite yapmaması,
  • Duygudurum dengeleyici ilaçların hekime belirtilmiş ve gerekli düzenlemelerin yapılmış olmamasıdır. 

Korku hormonu ölçümü yapılırken özellikle gece idrarı değerleri analiz edilir. Bu nedenle spot idrar örneği alınacaksa, ilk idrardan numune alınması tavsiye edilir.

Hamilelikte Korku Hormonu Neden Önemli?

Gebelik döneminde yoğun stres yaşanması, adrenalin ve kortizol hormonlarının artmasına sebep olmaktadır. Bu hormonlar kan dolaşımı sırasında göbek bağı aracılığı ile bebeğe de geçmektedir. Korku hormonlarının normal seviyenin üzerine çıkması halinde, bebekte gelişim bozuklukları olabilir ve erken doğum riski artar.

Anne karnında yoğun strese maruz kalan bebeklerin, ileri yaşlara geldiklerinde dikkat eksikliği, depresyon, saldırganlık ve davranış bozuklukları gibi sorunlar yaşama ihtimalleri artmaktadır. Bu yüzden gebelik döneminde yaşanan stres kontrol altına alınmalıdır. Eğer kişi, stresle kendi kendine baş edemiyorsa, bir profesyonelden yardım alması tavsiye edilmektedir.

Korku Hormonu Eksikliğinin Belirtileri Nelerdir?

Adrenalin, stres ve korku halinde ortaya çıkan bir hormondur. Tiroid hormonu gibi düzenli salgılanan bir hormon değildir. Ancak bazı durumlarda stres halinde dahi yeterince salgılanamaz. Korku hormonu eksikliğinin en sık karşılaşılan belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

  • Uykusuzluk,
  • Sabahları uyanmakta zorluk,
  • Yorgunluk,
  • Tansiyon düşüklüğü,
  • Kafein, şeker ve tuz ihtiyacının artması.

Bu belirtiler sadece korku hormonu eksikliğinde görülmeyebilir. Altta yatan sebebin belirlenebilmesi için, çeşitli tetkikler yapılmalı ve endokrinoloji alanında uzman bir doktor tarafından değerlendirilmelidir. 

Korku Hormonu Eksikliği Tedavisi Nasıl Yapılır?

Korku hormonu eksikliği, böbrek üstü bezi yetmezliğine bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Burada sadece adrenalin değil, kortizol ve aldosteron gibi hormonların da eksikliği söz konusudur. Bu hastalığın tedavisinde hormon ilaçları kullanmak yeterli olmaktadır. İlaçların dozu; yoğun stres yaşanan dönemlerde, yaralanmalarda ve ameliyat öncesi dönemlerde bir süreliğine artırılabilmektedir. 

Korku Hormonu Yüksekliğine Neden Olan Hastalıklar Nelerdir?

Korku hormonu seviyesi, genellikle böbrek üstü bezinde (adrenal bez) gelişen tümörler nedeniyle yükseliş gösterir. Bu tümörler nadir görülmekle birlikte, çoğu zaman iyi huylu oluşumlardır. Zaman içerisinde büyüme görülse de kendi sınırları dışına çok fazla taşmazlar. Korku hormonu seviyesi artış gösterdiğinde şu aktivitelerin yapılması ise hastanın genel durumunu kötü etkileyecektir:

  • Fiziksel aktivite kapasitesinin arttırılması,
  • Stres ve endişe seviyesinin yüksek olması,
  • Cerrahi operasyonların uygulanması ve kişiye anestezi verilmesi,
  • Fiziksel olarak pozisyonun değiştirilmesi,
  • Turşu ve salamura olarak hazırlanan gıdaların tüketilmesi,
  • Kafein, alkol, uyuşturucu madde ve sigara tüketimi,
  • Korku hormonu salınımını güçlendirici ilaçların kullanılmasıdır. 

Korku hormonu yüksekliği, panik atak teşhisi bulunan kişilerde de görülebilir. Bu durum hastanın sürekli tetikte bulunma isteği ve kaygı seviyesinin yüksek olması nedeniyle ortaya çıkar. Panik atak sorununun tedavi edilmesi ile birlikte, korku hormonu seviyesi de normal aralıkta seyredecektir.

Korku Hormonu Yüksekliği Belirtileri

Adrenal bez tümörlerinin belirtileri ise şu şekildedir:

  • Tansiyonun kronik şekilde yüksek olması,
  • Damar yapısında büzülmelerin görülmesi,
  • Kalp çarpıntısı ve ritim bozukluğu,
  • Nefes alıp vermekte güçlük çekilmesi (nefes darlığı)
  • Baş ağrısı ve dönmesi,
  • Sinirlilik halinin olması,
  • Açıklanamayan kilo artışının olması,
  • Yoğun terleme sorununun görülmesi,
  • Titreme,
  • Panik atak krizlerinin görülmesi,
  • Yüzün solgunlaşmasıdır.

Korku Hormonu Yüksekliği Tedavisi Nasıl Yapılır?

Adrenalin hormonunun fazla salgılanmasına yol açan hastalık, feokromositoma adı verilen böbrek üstü bezi tümörü ise, cerrahi tedavi uygulanması gerekmektedir. Bu tümörler çoğu zaman iyi huylu olduklarından dolayı, ameliyat sonrası dönemde kemoterapi gibi ek tedavilere gerek kalmaz.

Panik atak gibi hastalıklarda da adrenalin hormonunda artış görülmektedir. Böyle durumlarda ilaç tedavisi ve terapi desteği uygulanır. İyileşme süresi hastadan hastaya göre değişiklik göstermektedir. Bunun uzun bir süreç olabileceği unutulmamalı ve sabırlı olunmalıdır.

Korku Hormonu Yüksekliğine Ne İyi Gelir?

Korku hormonunun aşırı salgılanması halinde tıbbi tedavi, bazı uygulamalar ile desteklenebilir. Böylece kişilerin yaşam kalitesi ciddi ölçüde artar. Adrenalin hormonu yüksekliğinde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

  • Beslenme düzenlenmelidir,
  • Düzenli olarak spor yapılmalıdır. Fakat kardiyo gibi ağır sporlar tavsiye edilmez.
  • Uyku düzeni sağlanmalıdır,
  • Stresten kaçınılmalıdır,
  • Kahve gibi kafein içeren besinlerden, alkol ve sigaradan uzak durulmalıdır.

Düzenli ve sağlıklı bir yaşam şeklinin benimsenmesi, korku hormonu seviyesinin kontrol altına alınmasında oldukça önemlidir. Gerekli durumlarda kişilerin stresten arınmaları için meditasyon ve benzeri rahatlatıcı uygulamalardan faydalanmaları tavsiye edilebilir.

Korku Hormonu Yüksekliği Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Korku hormonu yüksekliği tedavi edilmezse, ciddi sağlık sorunları ve ani gelişen ölüm vakaları gibi ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Tedavinin ihmal edilmesi durumunda görülmesi muhtemel olan riskler kısaca şu şekilde sıralanabilir:

  • Yüksek tansiyon hastalığının oluşması ve ataklarla birlikte seyretmesi,
  • Kişide kalp krizi geçirme riskinin büyük oranda artış göstermesi,
  • Yoğun terleme sorununun oluşması,
  • Şiddetli baş ağrısı ve baş dönmesi sorunlarının görülmesi,
  • Hastada panik atak görülmesi,
  • Böbrek üstü bezleri tarafından salgılanan diğer hormonlar nedeniyle vücut sistemlerinde fonksiyon kayıplarının yaşanması,
  • Kalp ritminin bozulması ve çarpıntı sorununun başlaması,
  • Beklenmeyen ve ani gelişen ölüm vakalarının görülmesidir.

Korku hormonu yüksekliği, zaman içerisinde tüm vücut sistemlerinin zarar görmesine ve işlevlerini kaybetmelerine neden olacaktır. Bu nedenle hastaların stresten ve tetikleyici diğer faktörlerden uzak durmaları hayati önem taşımaktadır.

Epinefrinin (Korku Hormonu) İlaç Olarak Kullanıldığı Durumlar

Adrenalin hormonu, bazı hastalıkların tedavisinde ve acil müdahalelerde kullanılmaktadır. Birçok durumda hayat kurtaran bu hormonun kullanıldığı tıbbi durumlar aşağıdaki gibidir:

  • Ciddi alerjik reaksiyonlar,
  • Kalp durması,
  • Ameliyat sırasında yoğun kan kaybı olması,
  • Akut astım krizi,
  • Kalp atışının tehlikeli seviyelere düşmesi,
  • Lokal (bölgesel) anestezinin etki süresinin uzatılması için.

Adrenalin hormonunun ilaç olarak kullanıldığı durumlarda; titreme, kaygı bozukluğu, kalp ritim bozukluğu ve aşırı terleme gibi yan etkiler oluşabilir. Bu yan etkiler, vakit kaybetmeden uzman doktora bildirilmelidir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın