evim.com

Hepatit B Tedavisi

Akut hepatit enfeksiyonunun özel bir tedavisi bulunmamaktadır. Hastaya, destek tedavisi denen, var olan belirtilerini giderecek ve iyileşmesine olanak sağlayacak tedaviler verilir. Hepatit B aşı ile hastalıktan korunmak mümkündür.

Hepatit B Teşhisi

Hepatit B enfeksiyonunun tanısı kan paneli testi (seroloji) ile konulur. Yani kişinin kanında hastalığa dair antijen ve antikorlar gösterilmelidir. Kronik hepatit enfeksiyonu kesin tanısı ise karaciğer biyopsisi ile konur.

Hepatit B virüsünün bir kişiye bulaştığı çeşitli yollarla gösterilebilir. Çünkü virüsün insanda çoğalırken ürettiği ve insanın bu yabancı maddelere (antijenlere) karşı ürettiği yanıt proteinleri (antikorlar) mevcuttur. Bu maddelere Hepatit B serolojisi denir.

Bunlar vücutta belirme sıralarıyla şunlardır:

  • HBsAg (antijen)
  • HBcAg (karaciğer hücrelerindeki antijen)
  • HBeAg (antijen)
  • Anti-HBc (antikor, Anti-HBs (antikor)

HBsAg, bir kişide Hepatit B virüsünün bulunduğunun kanıtıdır. İlk oluşan bu olduğu için başka kanıta ihtiyaç yoktur. Bulaştan yaklaşık 6 hafta sonra kanda belirir, 6 ay sonra kaybolur. 6 aydan uzun süre pozitifliği, kronikleşmeye gidişin başladığının göstergesidir.

Anti-HBs ise, kişinin bağışıklık sisteminin savaşıp virüsü yendikten sonra ürettiği, HBsAg’ye karşı üretilmiş maddedir. Bir kişide Anti-HBs bulunuyorsa, o kişi ya bu hastalığı geçirmiş ve iyileşmiştir ya da aşılanmış ve Hepatit B virüsüne karşı bağışıklanmıştır. Yani Anti-HBs, kişinin bağışık olduğunun kanıtıdır.

HBeAgne kadar yüksekse kişinin virüsü çevresine bulaştırma olasılığı o kadar yüksektir. Anti-HBe bulaştırıcılığın düşük olduğunun göstergesidir.

Kişinin virüsü aldıktan sonra ve HBsAg mevcudiyetinden sonra, HBsAg’nin kanda bulunamadığı ancak Anti-HBs’lerinin de oluşmamış olduğu kısa bir zaman dilimi vardır. Bu iki zıt madde kanda aynı anda bulunamazlar ve bir geçiş dönemi olacaktır. Buna “pencere dönemi” denmektedir. Sağlıklı, virüsle enfekte olmamış ancak aynı zamanda aşısız ve bu hastalığı geçirmemiş kişilerde de, hem HBsAg hem de Anti-HBs negatif olacağı için, pencere dönemindeki bir kişi hastaneye başvurduğunda sağlıklı kişi ile karıştırılabilir. Bu durumda kişide Anti-HBc araştırılır. Bu pencere döneminde hastalığa dair kanda bulunan tek madde Anti-HBc’dir.

Bir kişide Anti-HBc bulunması o kişinin virüsle karşılaşmış olduğunu gösterir. Yani kişi bağışık ise, hastalığı geçirerek mi bağışıklandı, yoksa aşı ile mi bağışık olduğu buradan anlaşılır.

Ayrıca karaciğer hasarını gösteren enzimlerden ALT ve AST akut hastalıkta 10 kat, kronik hastalıkta ise 2-3 kat yükselmektedir.

Hepatit B taşıyıcılığında karaciğer enzimleri ALT, AST normaldir. HBsAg pozitiftir. Kanda HBeAg ve virüs DNA’sı gösterilemez. Anti-HBe antikorları oluşmuştur. Anti-HBc bulunur. Ancak taşıyıcı kişide, hastalığa karşı bağışıklık olduğunu gösteren antikor Anti-HBs bulunmaz. Kronik hasta ile taşıyıcı kan değerleri arasındaki fark karaciğer hasar enzimlerindedir. Ancak bazen bu da yeterli fark oluşturamayabileceği için, kişinin taşıyıcı mı yoksa kronik Hepatit B enfeksiyonu hastası mı olduğu esas olarak karaciğer biyopsisi ile anlaşılır.

Kronik Hepatit B Enfeksiyonu

HBsAg’nin 6 ay, HBeAg’nin 10 haftadan fazla sürmesi kronikleşmeyi gösterir.

Hastalığı geçirmek, vücudun virüsü tanıyıp ona karşı koruyucu önlemler alması ile sonuçlanır ve hastalığı tam geçirip tedavi olan kişiler bu hastalığa karşı artık korunuyor durumdadır. Bunu sağlamanın bir diğer yolu aşıdır. Ancak kronik hepatitte hastalık oluşmadığı için vücut savaşıp kendini korumayı öğrenemez.

Hepatit B Taşıyıcılığı

Hepatit B virüsü alan kişilerin bir kısmında hastalık oluşmayabilir. Kişilerin kanında tarandığı zaman virüs ve ürünleri görülmesine rağmen, hastalık belirtileri oluşmaz. Bu kişiler bulaştırıcıdır, ayrıca tespit edilmeme olasılıkları çok yüksek olduğu için tedavi de almayıp hastalığın farkında olmayarak bulaşa sebep olan bazı davranışlardan da kaçınmayabilirler. Böylece hastalığın toplumda gezmesine oldukça katkıda bulunan bir grup olurlar. Ancak bu kişiler de çeşitli etkilerle hepatit olabilirler.

Kronik hepatit enfeksiyonu ile aktif olmayan hepatit B taşıyıcılığı ayırt etmesi güç olabilir. Kandaki göstergeleri birbirine benzerdir. Kronik hastalarda da bulgusuz zamanlar olacaktır. Tekrar enfekte olmak veya kronik hastalığın alevlenmesine neden olacak sebepler olmadıkça bu kişiler yıllarca sessiz kalabilir. Bu sebeplerle bu iki durumun ayrımı karaciğer biyopsisi (karaciğerden bir parça alınarak incelenmesi) ile yapılmalıdır.

Hepatit B Aşısı

En yaygın enfeksiyonlardan biri olmaları, uzun süre iş ve güç kaybına neden olmaları, ölüm veya kronik hepatitle sonlanmaları sebebiyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli halk sağlığı sorunlarından birisidir. Akut enfeksiyonda bu hastalığa ve virüse özel tedavi bulunmamakta ve hasta kişinin belirtilerine yönelik tedavi yapılmaktadır. Bu tedavilerle akut viral hepatit enfeksiyonu yetişkinlerde iyileşmektedir. Ancak 1000’de 1 oranla, “Fulminan Hepatit” denilen, hastalığın çok ağır seyirli bir forma dönüşmesi de mümkündür. Hepatitin öldürücü olduğu durum budur. Hasta kişi bu tabloya girdiğinde, tedavi yoğun bakım ve karaciğer nakli olduğu için, en başta virüsün bulaşmasını engellemek hayati bir önem taşımaktadır. Aşı bu yüzden olmazsa olmazdır.

Hepatit B Aşısı Ne Zaman Yapılır?

Hayatın ilk 6 ayında 3 doz olarak bebeklere rutin olarak uygulanır.

  • Bebek doğduktan hemen sonra, ilk 3 günde ilk dozu yapılır.
  • 2. doz, 1.ayın sonunda yapılır.
  • 3. doz ise 6. ayın sonunda yapılır.

Aşı takviminde bu 0,1,6. aylar şeklinde ifade edilmektedir.

Gebeliğin 37-38. haftasında doğan bebeklerin (bu gruba geç prematüre bebekler denir) henüz bağışıklık sistemleri tam gelişmemiş olacaktır. Aşının tam etkinliğinin oluşabilmesi için bu bebeklerin ilk 1 ayını tamamlaması beklenip aşı şemasına başlanılır.

Bağışıklık için kanda oluşması beklenen antikor miktarı 10 mlU/ml’dir.

Bağışıklık sistemini baskılayan bir durumu olan hastalara (kanser ilaçları, eşlik eden kronik hastalıklar) ve diyaliz hastalarına aşı 2 doz yapılır.

Sağlıklı bireylerde aşılama sonrası bağışıklık oluşmuş mu kontrolü (Anti-HBs) yapmak gerekmez. Taşıyıcı anne bebekleri, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar, diyaliz hastaları kontrol edilir.

Anti-HBs negatif ise kişi Hepatit B aşısına karşı yanıtsızdır. 3 doz seri ile tekrar aşılanmalı ve 1-2 ay sonra tekrar Anti-HBs yanıtı değerlendirilmelidir.

Anti-HBs 6 doz aşılamadan sonra halen negatif ise, kişi Hepatit B enfeksiyonu açısından değerlendirilmelidir.

Aşı veya geçirilmiş hastalık durumunda bireyin vücudunda, bu hastalık ile tekrar karşılaşılması durumunda savaşmaya hazır, virüsü tanıyan “antikorlar” oluşur. Bu antikorlar yapay olarak da üretilebilir ve kişilerin kendilerinin bağışıklık geliştiremediği durumlarda, hastalık riski olan durumlarda kişiye dışarıdan verilerek virüs ile savaşması sağlanır. Bu tedaviye “Hepatit B immünglobulini” (HBIg) denir. Bu tedavinin verildiği durumlar, hastalığın bulaşı açısından şüpheli durumlar gerçekleştiğindedir.

  • Kaza ile cilt/mukoza yoluyla enfekte veya şüpheli materyale temas durumunda: Aşı + HBIg
  • Ev içi temas (kronik taşıyıcı ile): Aşı
  • Ev içi temas (akut vaka ile kan teması): Aşı + HBIg
  • Doğum sırasında anneden bebeğe: Aşı + HBIg
  • Cinsel akut temas: Aşı + HBIg
  • Cinsel kronik taşıyıcı ile temas: Aşı

Anneden bebeğe bulaşma durumunda korunma: Bebeğe doğar doğmaz, ilk 12 saat içinde ilk doz aşı yapılır ve HBIg tedavisi de bu süre içinde verilir. 1-2 ay sonra 2. doz, 6 ay sonra 3. doz aşıları yapılır. Çocuğun aşıya yanıtı takip edilir (Anti-HBs oluşumu)

Hepatit B aşısının yan etkileri diye bir şey yoktur. Yan etki demek, ilacın yan etkilerinden dolayı bırakılabileceğini veya başka bir ilaçla değiştirilebileceğini gösterir. Aşıda durum böyle değildir. Aşılar, yapılmasının mutlak sorunlu olacağı kişiler dışında (aşı sıvısına alerji vb.) mutlaka ve mutlaka yapılmalıdır. Aşıdan sonra kişide gelişebilecek durumlara “aşının istenmeyen etkileri” denir. Bunlar kişide gelişir ancak aşının yapılmasına kesinlikle engel değildirler. Hepatit B aşısının istenmeyen etkileri: hafif ateş, ağrı ve kızarıklık-yanma, eklem ağrısıdır.

Hepatit B Tedavisi

Akut hepatit enfeksiyonunun özel bir tedavisi bulunmamaktadır. Hastaya, destek tedavisi denen, var olan belirtilerini giderecek ve iyileşmesine olanak sağlayacak tedaviler verilir. Bazı durumlarda hastaların hastanede izlenmesi gerekmektedir.

Hastalığın ilerlemesine neden olan faktörler;

  • Virüsün kanda ürünlerinin bulunması
  • Erkek cinsiyet
  • İleri yaşta hasta
  • Hastada şeker hastalığının bulunması
  • Karaciğer hasar göstergelerinin sık sık alevlenmesi ve düşmemesi
  • Sirozlu hasta olması
  • Yoğun alkol alımı
  • Sigara içme
  • Aflatoksin (mantarların ürettiği bir zararlı madde)
  • Diğer hepatit virüslerinin Hepatit B enfeksiyonu sırasında bulaşması (özellikle Hepatit D ve C)

Hepatit B virüsü hasarı sonucu karaciğer nakli yapılan hastalara da tedavi verilmeye devam edilir.

Karaciğerdeki hasarın çok fazla olduğu ve karaciğerin artık vücudun metabolizmasını düzenlemeye yetemeyeceği durumlarda tedavi karaciğer naklidir.

Hepatit B Tedavi Edilmezse

Fulminan hepatit tablosunun yani hepatitin karaciğer yetmezliğine yol açtığı tablonun, uygun tedaviyi ve bakımı almamış kişilerde gelişme ihtimali çok yükselir. Fulminan hepatitin tanımı: daha önce karaciğeri normal olan bir kişide karaciğer hücrelerinin ağır kaybına bağlı, karaciğer fonksiyonlarının ağır bir şekilde bozulmasını takiben 2 hafta içerisinde ensefalopatinin (beyin işlevlerinde çok ciddi, hayati bozukluk) gelişmesidir. Bu tablo en sık Hepatit B’de görülür. Bazı kan tetkiklerinde (kanama zamanı, kan pıhtılaşması süresi gibi) bundan şüphelenilebileceği gibi, kişideki bazı belirtiler de fulminan hepatite gidişi düşündürür.

Bunlardan temel olanları şu şekildedir:

  • Uykuya meyil
  • Bilincin komaya varana kadar kötüleşmesi
  • İdrar çıkarmada azalma veya idrar yapamama
  • Karında sıvı (asit) dolu şişlik
  • Kanda bazı metabolik artıkların birikmesi (nitrojen vb.)
  • Titreme
  • Nefeste küf kokusu alınması

Bu hastalarda karaciğer nakli yapılmadığı sürece hayatta kalma ihtimali %20 civarındadır. Karaciğer nakli olan hastalarda bu oran %80’lere kadar çıkabilmektedir.

Hepatit B'ye Ne İyi Gelir?

İstirahat önerilir, diyette kısıtlamaya gidilmesine gerek yoktur. Ciddi kusması olan hastalara kusmayı önleyecek ilaçlar ve sıvı-elektrolit (su-tuz) desteği yapılır.

Hepatit B'ye Ne İyi Gelmez?

Tüm bulgular geçene ve laboratuvar bulgularında da tam iyileşme sağlanana kadar alkol, ağrı kesiciler ve yatıştırıcı maddeler kesinlikle yasaktır. Sigara içmek, aflatoksin (mantarların ürettiği bir zararlı madde) Hepatit B hastalarının durumunu kötüleştirir. Yağlı beslenmek karaciğeri uyaracağından dikkat edilmelidir.

Hepatit B İlaçları

Günümüzde kullanılan ilaçlar mevcuttur. Oldukça uzun ve çetrefilli bir tedavidir. Bu sebeple tedavi verilecek hastalar pek çok testten geçmeli ve tedaviyi almalarında bir engel görülmemelidir. En öncelikli ilaç interferonlardır. İnterferon tedavisi, virüsün aktif çoğaldığı hastalarda etkilidir. Bazı anti-viraller (virüsleri öldüren veya üremelerini engelleyen ilaçlar) ilk aşamalarda tercih edilir. Bazı hasta gruplarına, birçok kanserde de kullanılan, karaciğer hasarını azaltmakta etkili olan ancak pek çok yan etkisi olan bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaçlar kullanılır.

Bu ilaçlar şu şekildedir:

  • Entecavir
  • Lamivudin
  • Adefovir
  • Tenofovir

İlaçlar en çok böbrek fonksiyonlarını etkileyecek yan etkiler yapar, mide bulantısı, kas ağrısı gibi yan etkileri olabilir. İlaçlara bağlı grip benzeri belirtiler gözükebilir.

Tedavi için belirtilen ilaç türevleri sadece bilgilendirme amaçlıdır. Doktor tavsiyesi olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.

Hamilelikte Hepatit B

Hepatit B aşısı gebelere güvenle uygulanmaktadır. Hepatit B aşısı virüsün canlı olduğu bir aşı değildir. Gebelere uygulanamayan aşılar sadece canlı aşılardır. Gebelikten önce aşıya başlanmışsa gebelikte dozlar bitene kadar devam edilmelidir. Ayrıca şüpheli gruplara gebelikte Hepatit B aşısı önerilmektedir.

Şüpheli gruplar şu şekildedir:

  • Son altı ay içinde birden fazla cinsel partneri olanlar
  • Halen veya daha önce cinsel yolla geçirilen enfeksiyonu olanlar
  • Enjeksiyon ilaç bağımlısı olanlar
  • Hepatit B taşıyıcısı cinsel partneri olanlar. Bu kişilere hatırlatma dozu (rapel) yeterlidir.

Kronikleşen Hepatit B enfeksiyonlarının %50’den fazlası, gebelikte taşıyıcı-hasta annenin çocuğa bulaştırması ile olmuştur. Çünkü bebeklerde Hepatit B enfeksiyonunun kronikleşme olasılığı %90-95’tir. Yani anneden bebeğe bulaşın önlenmesi çok önemlidir. Annenin aşılanması durumunda da %5-10 bulaşma riski vardır. Anneden bebeğe hamilelik sırasında geçiş de annenin enfeksiyonunun şiddeti ile doğru orantılıdır.

Kronik Hepatit B enfeksiyonlu gebelikte, gestasyonel diyabet (gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığı), doğum sırasında kanama ve erken doğum tehditleri artmıştır. Taşıyıcı annelerde de gebelik sırasında hastalığın aktifleşmesi riski artmıştır.

Gebelikte delta ajanı (hepatit D virüsü) ile enfekte olma durumu sıktır. (Hepatit D virüsü, kişide ancak Hepatit B enfeksiyonu varsa bulunabilir. Delta ajanı kişide tek başına bulunamaz. Yani bir kişide delta ajanlı Hepatit B veya delta ajansız Hepatit B görülebilir.)

Bu anneler gebelikte yakından izlenmelidirler.

Kronik Hepatit B tedavisi alması planlanan gebe olmayan kadın hastalarda, hastanın gebelik isteyip istemediği tartışılmalıdır. Tedavinin bebek üzerindeki etkileri kişilere doktoru tarafından anlatılmalıdır.

Gebelikte, kronik Hepatit B ilaçlarından hiçbirinin kullanımı onaylı değildir. Bu sebeple hasta ve doktor bu tedavinin risklerini tartışarak, birlikte karar almak durumundadırlar.

Bebekte doğumdan sonraki ilk saatler içerisinde müdahale gerekip gerekmeyeceğinden emin olmak için her anne adayında HBsAg antijeni bakılmalıdır.

Çocuklarda ve Bebeklerde Hepatit B

Yenidoğan döneminde virüsün alınması, bağışıklık sisteminin henüz olgunlaşmamış olması nedeniyle çoğunlukla kronikleşmeyle sonlanmaktadır. Bu kronikleşme riski %90’dan fazladır. Eğer yetişkine bulaşsaydı bu risk %5 civarında olurdu.

Kronikleşen Hepatit B enfeksiyonlarının %50’den fazlası, gebelikte taşıyıcı-hasta annenin çocuğa bulaştırması ile olmuştur. Çünkü bebeklerde Hepatit B enfeksiyonunun kronikleşme olasılığı %90-95’tir. Yani anneden bebeğe bulaşın önlenmesi çok önemlidir.

Aşı; hayatın ilk 6 ayında 3 doz olarak bebeklere rutin olarak uygulanır. Bebek doğduktan hemen sonra, ilk 3 günde ilk dozu yapılır. 2. doz, 1.ayın sonunda yapılır. 3. doz ise 6. ayın sonunda yapılır. Aşı takviminde bu 0,1,6. aylar şeklinde ifade edilmektedir.

Gebeliğin 37-38. haftasında doğan bebeklerin (bu gruba geç prematüre bebekler denir) henüz bağışıklık sistemleri tam gelişmemiş olacaktır. Aşının tam etkinliğinin oluşabilmesi için bu bebeklerin ilk 1 ayını tamamlaması beklenip aşı şemasına başlanılır.

Anneden bebeğe bulaşma durumunda korunma: Bebeğe doğar doğmaz, ilk 12 saat içinde ilk doz aşı yapılır ve HBIg tedavisi de bu süre içinde verilir. 1-2 ay sonra 2.doz, 6 ay sonra 3.doz aşıları yapılır. Çocuğun aşıya yanıtı takip edilir (Anti-HBs oluşumu)

Makaleyi faydalı buldun mu?
64
64
Makeleyi Paylaşın
Hepatit b ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Kanda Hepatit B belirteçleri, virüs bulaştığı için yükselir. Bu belirteçlerden bazıları virüsün belirteçleri, bazıları ise bunlara karşı vücudun ürettiği savunma proteinleridir. HBsAg ve HBeAg hastalık durumunda yükselir. Anti-HBs ise bağışıklık durumunda yükselir.

Hepatit B virüsü cinsel ilişki ile ve cinsel sıvılar ile bulaşır. Cinsel yol Hepatit B virüsünün başlıca bulaş yollarından biridir. Homoseksüeller arası seksüel temas en riskli seksüel bulaş şeklidir. Prezervatif kullanımı iyi bir korunma yöntemidir.

Hepatit B taşıyıcılarının tespit edilmeme olasılıkları çok yüksek olduğu için, tedavi de almayıp hastalığın farkında olmayarak bulaşa sebep olan bazı davranışlardan kaçınmayabilirler. Kişiler farkında olup korunma yöntemlerinin tümüne dikkat etmelidirler. Ancak bu kişiler de çeşitli etkilerle hepatit olabilirler. Yani bu yöntemler hem çevreyi hem kendilerini koruyacaktır. Taşıyıcı annelerin gebelikte çocuğa bulaş konusunda dikkatli olmaları gerekmektedir. Bu bebeklere doğar doğmaz tedavi ve aşı yapılmalıdır.

Hepatit B aşısı rutin aşılama programında bulunan bir aşıdır. Yenidoğanlara hayatın ilk gününden itibaren yapılır. Yapımı zorunlu bir aşı olduğu için devlet tarafından karşılanmaktadır. Hepatit B aşısı ücretsizdir.

Akut hepatit B enfeksiyonu, kronikleşmediği halde ortalama 6 ayda tamamen iyileşmektedir. Nadir bir tutulum olsa da fulminan hepatit tablosuna gidiş ölümcül bir seyirdir. Bu hastalar karaciğer nakline mahkumdurlar. Ancak nakil sonrasında da %100 yaşam şansı yoktur. Kronikleştiği taktirde de ilaçlar mevcuttur ve bu hastalar uzun yaşam sürelerine sahiptir.

Hepatit B virüsünün çeşitli yollar ile bulaşması durumunda oluşan hastalığa Hepatit B denir ve kelime anlamı olarak karaciğerin iltihabı anlamına gelir.

makaleyi incele

Akut hepatit enfeksiyonunun özel bir tedavisi bulunmamaktadır. Hastaya, destek tedavisi denen, var olan belirtilerini giderecek ve iyileşmesine olanak sağlayacak tedaviler verilir. Hepatit B aşı ile hastalıktan korunmak mümkündür.

makaleyi incele