Fenol Tedavisi Nedir?

Bazı mantarlar ve virüsler de dahil olmak üzere çok çeşitli mikroorganizmalara karşı etkili olan fenol, sporlara karşı daha yavaş bir etkiye sahip olduğundan tedavide kullanılır.

Fenol, antiseptik ve dezenfektan bir bileşen olmasının yanında zehirli bir maddedir. Bazı mantarlar ve virüsler de dahil olmak üzere çok çeşitli mikroorganizmalara karşı etkili olan bu madde, sporlara karşı daha yavaş bir etkiye sahiptir. Bu bileşenin kullanıldığı tedaviler günümüzde fenol tedavisi olarak adlandırılmaktadır. Fenol maddesi cildi dezenfekte etmek ve kaşıntıyı gidermek amacıyla kullanılmasının yanı sıra, pek çok rahatsızlık karşısında da başvurulmaktadır.

Fenol Tedavisi Neden Yapılır?

Fenol bir tür organik bileşiktir. Fenol maddesinin kendisini tüketmek zehirli olsa da evlerde kullanılan sprey ve gargara ürünlerin çoğu az miktarlarda fenol içermektedir. Saf formu beyaz ya da renksiz olabilirken, hastane oda kokularını anımsatan bir kokuya sahiptir. Kristalize bir yapıya sahip olan fenol maddesi, sınırlı miktarlarda kullanımı ile çeşitli tıbbı koşullarda kullanılmaktadır. Bu kullanımlardan tedavi amaçlı yaklaşım olan pilonidal sinüs fenol tedavisi en yaygın kullanılandır.

Pilonidal Sinüs(PNS) Nedir?

Pilonidal sinüs (PNS), vücudun bir bölgesinde (genellikle kuyruk sokumu) bir veya birden fazla kılın dönmesinden dolayı oluşan iltihabi küçük bir deliktir. Genellikle kalçanın üst kısmındaki yarıkta oluşurken buna halk arasında kıl dönmesi denir. Cerahat (irin) toplanan bu deliğin içinde genellikle kıl ve kir bulunurken şiddetli ağrı yapabilir. Bunun yanında genellikle enfekte olur ve böyle bir durumda ise kötü kokulu kan veya irin sızar. PNS, genellikle genç yetişkinleri ve erkekleri etkileyen bir durumdur ve özellikle çok uzun süre oturmayı gerektiren işler yapan kişilerde görülür.

Pilonidal Sinüs Nedenleri 

Pilonidal sinüs hastalığına neyin sebep olduğu kesin bilinmemekle birlikte, ergenlik döneminden sonra ortaya çıktığı için, nedeninin hormon değişimi olduğu düşünülmektedir. Ayrıca hormon değişimi yanında kılların büyümesi, giysilerin sürtünmesi ve uzun süre oturmanın da birleştiği bir dizi faktör bu hastalığın oluşumunda etkilidir. Bunun yanında fazla sürtünmeye neden olan sürekli oturma gibi eylemler, bu bölgede uzayan kılların cilt altına tekrar girmesine neden olabilir.

Geri dönerek cilt içine giren kılı, vücut yabancı bir cisim olarak görür ve aynı kıymık batmasında olduğu gibi bağışıklık sistemi tepki verir. Böylelikle, bu kılın etrafında apse veya kist oluşur ve bazen kişide cilt altına dönen birden fazla kıl dönmesi olabilir.

Pilonidal sinüs hastalığına neden olan bazı risk faktörleri bulunurken, bunlar şu şekilde sıralanabilir;

  • Aşırı kıllanma olanlar
  • Erkeklerde daha çok görülür
  • Sert kıl yapısına sahip olanlar
  • Taksi şoförleri gibi sürekli oturmayı gerektiren bir işle meşgul olanlar
  • Sık pişik ve terleme yaşayanlar
  • Obezite sorunu olanlar

Pilonidal Sinüs Belirtileri

Pilonidal sinüs, cildin üzerinde küçük çukur benzeri bir çöküntü oluştururken, bu durum önceleri fark edilebilir bir belirti göstermeyebilir. Ancak enfekte olduğu zaman bu alanın içi iltihap dolar ve ağrılı olmaya başlar. Tedavi gerektirecek bir enfeksiyonun belirtileri şunları içerir:

  • Oturma veya ayakta durma esnasında ağrı
  • Kıl dönmesi etrafındaki kistin şişmesi
  • Bölgenin çevresinde kızarıklık ve ağrı
  • Apseden kötü kokulu irin veya kan sızması
  • Lezyondan kıl çıkması
  • Birden fazla sinüs yolu oluşumu veya ciltte delikler oluşması
  • Nadir de olsa hafif ateş

Pilonidal Sinüs Tedavisi 

Pilonidal sinüs tedavisinde hastalığın durumuna, ihtiyaçlarına ve kişinin isteğine göre farklı tedaviler uygulanabilir. Fenol tedavisi olanlar genelde tedavi seçeneklerine karar verirken kıl dönmesinin nüksetme riskini ve iyileşme sürecinin ne kadar olduğu üzerinde durmaktadırlar. Pilonidal sinüs tedavisinde kullanılan tedavi seçenekleri şu şekilde sıralanabilir;

Kristalize Fenol Tedavisi

Pilonidal sinüs tedavisinde fenol enjeksiyonu kullanılarak yapılan tedavi tekniği, kristalize fenol tedavisidir. Fenol tedavisi hastaya lokal anestezi ile uygulanırken kıl dönmesi olan bölgeye (çoğunlukla kuyruk sokumu) fenol maddesi enjekte edilir. Bu prosedürün birkaç kez tekrarlanması gerekebilirken, uygulanan tedavi sayesinde lezyonun sertleşip kapanması sağlanır. Bu tedavide nüksetme oranı ameliyata göre çok daha yüksek olmasından dolayı, yaşanan nüksetme sonrası birkaç seans daha uygulanabileceği bilinmelidir. Bunun yanında fenol tedavi seansları işe yaramazsa diğer tedavi seçeneği olarak ameliyat uygulanılır.

Hasta, fenol tedavisinden bir gün sonra hiçbir rahatsızlık hissetmeden rutin hayatına dönebilmektedir. Bu yöntemin ameliyata göre iyileşme süresi gerektirmemesi, önemli avantajlardan biri olarak sayılmaktadır.

Konservatif Tedavi

Kıl dönmesi şayet erken teşhis edilirse, şiddetli ağrı yaşanmıyorsa ve iltihap belirtisi yoksa geniş spektrumlu (çok farklı bakterilerin tedavi edilmesinde kullanılan antibiyotikler) bir antibiyotikle tedavi edilmesi yeterlidir. İlaçla yapılan tedavilere konservatif tedavi denir ve bu süreçte hastanın takip edilmesini de kapsayan bir süreçtir. Ancak bu tedavi sinüs yolunu iyileştirmez yani ağrı ve iltihabın tedavi edilmesine yöneliktir. Yapılan ilaç tedavi sırasında ayrıca bölgedeki kılların düzenli tıraş edilmesine ve hijyene özellikle dikkat edilmelidir.

İrinin Boşatılması için Uygulanan Tedavi

Bu işlem, kıl dönmesi çevresinde oluşan apse veya irin birikmesinden kaynaklanan semptomların hafifletilmesi için irinin boşaltılmasıdır.  İrinin boşaltılması lokal anestezi altında bir neşter yardımı ile yapılmaktadır. Neşterle kesilen alandaki kıl, kan ve irin temizlendikten sonra pansuman yapılarak alan iyileşmeye bırakılır. İyileşme süresi kişiden kişiye değişse de genellikle dört hafta civarıdır ve sonrasında nüksetmesi pek yaşanmaz.

Ameliyat

Bir kişide tekrarlayan pilonidal sinüs veya birden fazla sinüs yolunda kıl dönmesi varsa cerrahi bir prosedür önerilmektedir. Bu işlem esnasında lokal anestezi yapılarak lezyonlar açılırken tüm kıl, irin ve döküntüler temizlenir. Sonrasında kesi alanları dikilerek kapatılır ve bandajlama yapılır. Ameliyat sonrası uzun bir iyileşme süresi gerekirken, bölgenin temizliğinin ve kıl tıraşının titizlikle yapılması gerekir.  Ameliyat uygulanırken de farklı teknikler uygulanabilir. Bu teknikler arasında şunlar bulunmaktadır;

  • Mikrosinüsektomi
  • Sinüs eksizyonu ve primer kapatma 
  • Sinüs eksizyonu ve açık bırakma 
  • Sinüs eksizyonu ve fleble onarım 

Fenol Tedavisi Nasıl Yapılır?

Fenol maddesi beyazdan hafif pembeye dönük ya da renksiz, kristalimsi katı formda bulunan bir maddedir. Kendine has kokusu olan fenol maddesi suda ve sıvı parafinde eriyebilen bir maddedir ve saf halde renksizdir, ancak zehirlidir. Kıl dönüklüğü probleminde fenol tedavisinin uygulanması hızlı ve pratik olduğu için tercih edilen bir yöntemdir. Lokal anestezi altında ayakta tedavi prosedüründe gerçekleştirilen bu tedavi tekniği, konusunda uzman bir hekim tarafından gerçekleştirildiğinde başarı oranı yüksektir.

Öncesinde

Fenol tedavisi öncesi oldukça basit bir hazırlık gerekmektedir. Bu hazırlıklar şu şekilde sıralanabilir.

  • İşlem lokal anestezi veya spinal (belden aşağı uyuşturma) ile yapılacağından dolayı en az 2 saat öncesi bir şey yenilip içilmemelidir.
  • Kıl dönmesinin durumunun görülmesi için görüntüleme testi Mr, röntgen veya BT (bilgisayarlı ultrason) gibi testlerin yapılmalıdır.
  • Kişinin anestezik maddeler karşı bir alerji öyküsü varsa öğrenilmelidir.
  • Anüs çevresi (kuyruk sokumu alanı) tıraş edilmelidir.
  • Tıraş edilen alan sterilize edildikten sonra işlem basamaklarına geçilebilir.

Sırasında

Fenol tedavisi muayene odasında gerçekleştirilebilen bir prosedürdür. Bu işlem üç aşamadan oluşmaktadır; sinüslerin temizliği, kılların temizliği ve kristalize fenol maddesinin uygulanması. Bu aşamaların işlem adımları şu şekilde ilerlemektedir;

  • Hasta yüzüstü olarak işlem yapılacak koltuğa yatırılır.
  • Tıraştan sonra sterilize edilen anüs çevresindeki kılın çıktığı delik, işlem yapılma amacıyla kesi yapılmadan genişletilir.
  • Genişletilen delikten ince bir araçla girilerek sinüs, kıllar ve enfekte doku temizlenir.
  • Kılın çıktığı deliğin dışına fenol maddesinin sızmaması için koruma amaçlı krem sürülür.
  • Temizlenen bölgenin dışına kaçırmamak kaydı ile fenol maddesi kıl kökündeki genişletilen deliğe uygulanır (iyileşme sağlaması için)
  • Bölgeye 2-3 defa pansuman yapıldıktan sonra işlem sonlandırılır.
  • İşlem tamamlandıktan sonra son pansuman yapılarak, bölge bandajlanır.

Fenol Tedavisi Yan Etkileri ve Riskleri

Kıl dönmesi fenol tedavisi uygulanırken maddenin kılın çıktığı delik dışına taşırılması haricinde görülebilecek çok fazla yan etki ve risk bulunmamaktadır. Bu yan etki ve riskler şu şekilde sıralanabilir;

  • Görülebilecek nadir etkiler arasında lokal ve spinal anestezi maddesine alerjik reaksiyonun yanında fenol maddesi reaksiyonu olabilir.
  • İşlem yaparken fenol maddesi kıl kökü dışına taşırılırsa ciltte hasar ve renk değişikliğine sebep olabilir.  
  • İşlem yapılan alan enfekte olabilir, bu yüzden kuyruk sokumu bölgesi hijyenine dikkat edilmelidir.
  • Şayet ilk seansta alan temizlenmediyse işlemin birkaç seans tekrarlanması gerekebilir.

Fenol tedavisi sonrası nüks oluşabilme riski 10-15 civarıdır ve böyle bir durumda ikinci ve üçüncü seansların yapılması gerekir. Ancak bu seanslarda işe yaramıyorsa ameliyatın son çözüm olarak uygulanması gerekebilir.

Fenol Tedavisi Sonrası İyileşme ve Bakım

Fenol tedavisi uzman bir hekim tarafından uygulandığında başarı oranı %80-90 civarında olan bir tedavidir. Ancak işlem sonrası alanın hijyenine hassasiyet gösterilmesi en az işlem başarısı kadar önemlidir. Fenol tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler şu şekilde sıralanabilir;

  • İşlem yapılan alanın hijyenine dikkat edilmesi gerekirken, kılların düzenli olarak tıraş edilmesi önemlidir.
  • Her gün duş alınmalı ve kuyruk sokumu bölgesi yumuşak bir fırça ile fırçalanmalıdır.
  • Kıl dönmesi olan bölgede akıntı ve kanama olup olmadığı sık sık kontrol edilmelidir.
  • Belirlenen kontrol muayenelerine gidilmelidir. Muayeneler, işlemi takiben 1-2. veya 4. haftalar içinde yapılmaktadır.

30 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanabilen fenol tedavisinde 4 haftalık sürede sinüs yolunun iyileşip iyileşmediği kontrol edilir. İşlem sonrası aynı gün veya bir sonraki gün rutin hayata dönülebilirken tam iyileşme 3-6 hafta arasında gerçekleşmektedir. Bunun yanında iyileşme görülmediği takdirde birkaç seans uygulanması gerekebilir.

Fenol tedavisi cerrahi müdahale, dikiş gerektirmeyen ucuz ve bir o kadar pratik bir tedavi yöntemidir. Bu tedavinin başarısı uygulayan hekimin uzmanlığı kadar, aynı zamanda işlem sonrasında bölgenin hijyenine de bağlı olduğu bilinmeli ve hijyen konusuna hassasiyet gösterilmelidir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
1
Makeleyi Paylaşın

Fenol Tedavisi ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Fenol tedavisi; bu konuğa gerekli bilgiye sahip uzman kadrosu bulunan özel ve devlet hastanelerinde uygulanabilir. Ağrısız, dikişsiz ve ucuz olan bu yöntem gün geçtikçe daha da popüler hale gelmektedir, çünkü işlem sonrası hemen rutin hayata devam etmek gibi bir avantajı bulunmaktadır.

Kristalize fenol tedavisi; kristal bir yapıya sahip olan fenol maddesinin kullanılarak kıl dönmesi veya tırnak batması gibi problemlerle yaranın iyileşmesini sağlayan bir tedavidir. Ucuz ve pratik bir işlem olması yanında ve cerrahi işlem gerektirmemesi sayesinde komplikasyon riski düşük bir işlemdir.

Fenol tedavisi fiyatları öncelikle hangi problemin çözümüne yönelik bir tedavi uygulanacağına göre değişebilir. Tırnak batması problemine yönelik veya kıl dönmesi tedavisinde kullanılabilen fenol tedavisi fiyatları değişebilirken, aynı zamanda işlemi yapacak uzman ve sağlık kuruluşunun fiyat politikasına göre de farklılık göstermektedir.

Pilonidal sinüs fenol tedavisi uygulanırken, sinüs yolu dışındaki cilde fenol maddesinin kaçırılmaması gerekir. Aksi takdirde buradaki ciltte hasar görebilir ve renk değişimi oluşabilir. Uzman bir hekim tarafından uygulandığında son derece güvenilir ve risk oranı düşük bir işlemdir.

Kristalize fenol tedavisinin kaç seansla sonuç verebileceği kıl dönüklüğünün ve kişinin durumuna bağlıdır. Bazı hastalar için bir seans yeterli olabilirken bu durum bazı kişilerde haftada bir uygulanan 4 seans kadar olabilir. Tedavi planlaması muayene sonrasında yapılmaktadır.