Elektrolit

Elektrolitler, vücut dokularında ve kan dolaşımında bulunan, suda çözündüğünde pozitif ve negatif yüklü iyonlara ayrılan elektrik yüklü moleküllerdir.

Elektrolit Nedir?

Elektrolitler, vücut dokularında ve kan dolaşımında bulunan, suda çözündüğünde pozitif ve negatif yüklü iyonlara ayrılan elektrik yüklü moleküllerdir. Ana elektrolitler arasında sodyum, potasyum, bikarbonat ve klorür bulunur. Kalsiyum, magnezyum, fosfat, sülfat, organik asitler ve proteinler vücut sıvılarında bulunan diğer elektrolitlerdir.

Elektrolitler kan plazmasındaki ve vücuttaki sıvı seviyelerini düzenler, kanın pH’ını (asit/alkali) normal aralıkta tutar, kas kasılmalarını sağlar, sinir sinyallerini kalp, kas ve sinir hücrelerinden diğer hücrelere iletir, kanın pıhtılaşmasına ve yeni doku oluşumuna yardımcı olur. Besinlerin vücuda girmesini ve atığın vücut hücrelerinden dışarı taşınmasını kolaylaştırır.

Vücuttaki her bir elektrolitin önemli işlevleri vardır. Örneğin, vücudun sıvı elektrolit dengesi sodyum ile sağlanır. Sodyum, vücuttaki toplam su miktarını düzenler. Sodyumun tek tek hücrelere girip çıkması beyin, sinir sistemi ve kaslar başta olmak üzere vücuttaki pek çok organın işlevini yerine getirmesi için elektrik sinyallerini taşımasında da etkin rol oynamaktadır.

Elektrolit Normal Değerleri Kaç Olmalı?

Kan elektrolit değerleri, elektrolit panelinin her parçasında farklı bir elektroliti ölçmesine dayanır. Değerler yaşa bağlı olarak değişmektedir. Buna göre yetişkinlerde her tür için elektrolit normal değerleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Potasyum (K):3,5-5,5 mEq/L
  • Klorür (CI): 98-106 mEq/L
  • Sodyum (Na): 136-145 mEq/L, 90 yaş ve üstü yetişkinler için 132-146 mEq/L
  • Karbondioksit: 35-45 mEq/L
  • Bikarbonat (CO2): 22-26 mEq/L 
  • Kalsiyum (Ca):8,5-10,5 mEq/L
  • Magnezyum (Mg): 1,5-2,5 mEq/L

Elektrolit Nasıl Ölçülür?

Elektrolit düşüklüğü ve yüksekliği tanısı; hastanın semptom geçmişi, yapılan fiziksel muayene, elektrolit kan testi ve diğer testler ile konulmaktadır. Elektrolit ölçümleri, elektrolit veya pH dengesizliğini taramak ve tedavinin dehidratasyon, böbrek hastalığı, akciğer hastalıkları ve kalp rahatsızlıkları gibi vücudun organ işlevini etkilediği düşünülen bir dengesizliği izlemek için kullanılır.

Hamilelikte Elektrolit Değerleri Nasıl Olmalı?

Hamilelikte sıvı elektrolit dengesinin düzenli olması hem anne hem de bebek sağlığı için önemlidir. Hamileliğin ilk aylarında mide bulantısını takip eden kusma ve sık idrara çıkma vücuttaki suyun azalmasına neden olur. Yeterince su dengesi sağlanamadığında hamilelikte dehidrasyon gelişmesi görülebilmektedir.

Hamilelik sırasında dehidrasyon özellikle tehlikelidir çünkü; su ve elektrolitler fetüsün büyümesi ve gelişmesi için gereklidir. Plasentanın, bebekle anne arasında besinleri aktarabilmesi için suya ihtiyacı vardır. Ayrıca amniyotik kese bebeği korumaya yardımcı olmak için sıvı kullanır. Yeterli sıvı olmadan nöral tüp kusurları, nöbetler ve erken doğum gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

Bebeklikte Elektrolit Değerleri Nasıl Olmalı?

Elektrolitler vücuttaki sıvılarda bulunur. Dehidrasyon, bebekte veya çocukta pediatrik sıvı elektrolit dengesini bozabilir. Özellikle ciddi tıbbi durumu olan çocuklarda sıvı elektrolit tedavisi daha da önemli hale gelmektedir. Örneğin; kronik böbrek hastalığı veya kalp hastalığı olan çocuklarda organların uygun sıvı ve elektrolit seviyeleri sürdürme yeteneği etkilenebilir.

Yapılan testlerle birlikte altta yatan tıbbi duruma dayanarak sıvı elektrolit tedavisi pediatrik olarak planlanır. Böylece elektrolit dengesini düzenlemek ve komplikasyonları önlemek amaçlanır.Bebeklikte ve çocuklarda elektrolit normal değerleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Potasyum (K): Çocuklar için 3,4-4,7 mEq/L, bebekler için 4,1-5,3 mEq/L ve yenidoğanlar için 3,9-5,9 mEq/L’dir.
  • Klorür (CI): Çocuklar için 90-110 mEq/L, yenidoğanlar için 96-106 mEq/L ve prematüre bebekler için 95-110 mEq/L olarak belirlenmiştir
  • Sodyum (Na): Çocuklar için 138-146 mEq/L, yenidoğanlar için 133-146 mEq/L ve 48 saatte prematüre bebekler için 128-148 mEq/L’dir.
  • Karbondioksit (CO2): Çocuklar ve bebekler için 20-28 mEq/L ve yenidoğanlar için 13-22 mEq/L’dir.

Elektrolit Düşüklüğü Nedenleri ve Hastalıkları Nelerdir?

Elektrolit düşüklüğünden kaynaklanan elektrolit dengesizliği vücutta bulunan elektrolitlerin türüne bağlı olarak ciddi komplikasyonlara neden olabilmektedir. Ana elektrolitlerin düşüklüğünde insan vücudunda görülebilecek sıvı elektrolit dengesi bozuklukları şu şekilde sıralanabilir:

Sodyum: Vücuttaki en önemli elektrolitlerden biri olan sodyum, çoğunlukla sıvı ve su düzenlemesiyle ilgili bir dizi önemli işlevden sorumludur. Sodyum düşüklüğü olarak bilinen hiponatremi nedenleri arasında dehidrasyon, ciddi yanıklar, kalp, karaciğer ve böbrek yetmezliğine bağlı su tutulması, şiddetli kusma ve ishal bulunur.   

Potasyum: Potasyum, iskelet, kalp kası ve sinirler gibi uyarılabilir dokuların işleyişinden sorumludur. Potasyum düşüklüğü hipokalemi olarak bilinmektedir. Potasyum düşüklüğü böbrek hastalıklarına bağlı olarak ve sıvı elektrolit metabolizmasını etkileyen ilaçların kullanımı gibi durumlardan kaynaklanmaktadır.

Potasyum düşüklüğü kasların enerji kaynağı olan glikojeni depolamasını olumsuz etkileyebilir veya anormal kalp ritimlerine neden olabilir. Kas güçsüzlüğü, felç ve solunum problemleri potasyum düşüklüğünün nedenleri arasında sayılabilir.

Klorür: Klorür negatif yüklü bir iyondur. Sıvı içinde çözüldüğünde sofra tuzu gibi belirli maddelerin negatif yüklü kısmıdır. Vücudun normal sıvı dengesini korumasına yardım etmede rol oynar. Aynı zamanda vücudun pH dengesini korumaya yardımcı olmak için bir tampon görevi görür. Metabolizmada önemli işlevi vardır.

Hipokloremi olarak bilinen düşük klorür seviyesi böbrek üstü bezi ve böbrek hastalıklarına nedeniyle gelişebilir.  Ayrıca konjestif kalp yetmezliği, kronik akciğer hastalıkları ve amfizem nedeniyle klorür seviyesi düşebilir.

Bikarbonat: Bikarbonat iyonu, kandaki ve vücuttaki diğer sıvılardaki normal asitlik seviyelerini korumaya yardımcı olur. Bikarbonat seviyeleri, kan ve vücut sıvılarındaki sıvı elektrolit ve asit baz dengesizliğini izlemek için ölçülür. Düşük bikarbonat seviyesine kronik ishal, metabolik asidoz, şok, böbrek hastalığı, diyabetik ketoasidoz, addison hastalığı, aşırı doz aspirin kullanımı, hiperventilasyonun neden olabileceği solunumsal alkaloz(pH yüksekliği) neden olabilir.

Elektrolit Düşüklüğü Belirtileri

Hiponatremi (sodyum düşüklüğü) belirtileri arasında kafa karışıklığı, bulantı ve kusma, kas güçsüzlüğü, uyuşukluk, halsizlik, şişme, nöbetler, koma, spazmlar ve kramplar yer almaktadır. Hipokalemi (potasyum düşüklüğü) nedeniyle gelişen elektrolit dengesizliği belirtileri ise ağır terleme, kusma, ishal, yeme bozuklukları olarak bilinmektedir.

Hipokloremi (klorür düşüklüğü) aşırı terleme, kusma, nefes almada güçlük, yorgunluk ve zayıflık ile kendini belli eder. Bikarbonat düşüklüğü belirtileri ise yorgunluk, bulantı, kusma, nefes alma hızının ve derinliğinin artması, kafa karışıklığı ve baş ağrısıdır.

Elektrolit Düşüklüğü Tedavisi

Elektrolit düşüklüğü tedavisi, yapılan elektrolit testinin sonucuna ve ek testlerle tanısı konulan hastalığın teşhisine bağlı olarak değişmektedir. Örneğin, dehidrasyondan kaynaklanan bir durum tespit edildiğinde hastanın sıvı alımını arttırması istenebilir. Hastalığın seyrine göre bazı ilaçlar reçete edilebilir.

Elektrolit Düşüklüğüne Ne İyi Gelir?

Elektrolit düşüklüğünü yükseltebilecek birçok besin türü bulunmaktadır. Ispanak, kara lahana gibi yeşil yapraklı sebzeler kalsiyum ve magnezyum içerir. Patates, avokado ve kabak potasyum içeren besinlerdir. Patates aynı zamanda magnezyum ve fosfor içerir. Potasyum bakımından zengin meyveler arasında kuru kayısı, muz ve kuru erik sayılabilir. Süt ve süt ürünleri kalsiyum; kabuklu kuruyemişler magnezyum; kaju ve fıstık fosfor; fasulye ve mercimek potasyum ve fosfor bakımından zengindir. Zeytin ve turşu gibi tuzlu gıdalar ise diğer elektrolit kaynaklarındandır.

Elektrolit Düşüklüğü Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Düşük elektrolit bozuklukları tedavi edilmediğinde hastanın yaşamını büyük oranda etkileyecek komplikasyonlara neden olabilir. Örneğin, azalan soydum seviyeleri kalp yetmezliği, karaciğer hastalığı veya nefrotik sendromu gibi hastalıkların gelişmesinde etkili olabilir.

Elektrolit Yüksekliği Nedenleri ve Hastalıkları Nelerdir?

Elektrolit yüksekliği vücutta ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Elektrolit yüksekliğinden şüphelenilen belirtileri takiben test yapılarak hangi elektrolitin yükseldiği ve yüksekliğe neden olan hastalığa karar verilir. Elektrolit yükselmesi halinde görülebilecek hastalıklar şu şekildedir:

Sodyum: Hipernatremi olarak bilinen kandaki sodyum artışı, vücutta suya göre sodyumun fazla olması halinde görülür. Sodyum yüksekliğine neden olabilecek durumlar arasında dehidrasyon, cushing sendromu (vücudun aşırı kortizol hormonu üretimi), diabetes insipidus (şekersiz şeker hastalığı) ve nadiren de diyette çok fazla tuz tüketilmesi yer alır.

Potasyum: Hiperkalemi olarak bilinen potasyum yüksekliği böbrek hastalığı, şeker hastalığı, dehidrasyon, enfeksiyon, doku yaralanması, intravenöz tedavisi ve addison hastalığı (hormonal bir rahatsızlık) neden olabilir.

Klorür: Hiperkloremi olarak bilinen klorür yüksekliğine dehidrasyon, böbrek hastalıkları veya paratiroid bezlerinin aşırı aktivitesi veya cushing sendromu neden olmuş olabilir.

Bikarbonat: Bikarbonat seviyesi cushing sendromu, conn sendromu (skendor hipertansiyonu), metabolik alkaloz ve akciğer hastalıkları nedeniyle yükselebilir.

Elektrolit Yüksekliği Belirtileri

Sodyum yüksekliği belirtileri arasında susuzluk, kas seğirmesi, daha sık idrara çıkma, özellikle ağızda kuru mukoza zarları, ağır vakalarda huzursuzluk, mantıksız davranma ve koma sayılabilir. Potasyum yüksekliği belirtileri arasında ise kas güçsüzlüğü, düzensiz kalp atışı (kardiyak aritmi) ve yüksek tansiyon yer almaktadır. Klorür yüksekliği, düşüklüğünde olduğu gibi nefes almada güçlük, halsizlik ve ishal gibi semptomlar gösterir. Yüksek bikarbonat belirtileri şiddetli ve uzun süreli kusma veya ishal olarak sayılabilir.

Elektrolit Yüksekliği Tedavisi

Elektrolit yüksekliği tedavisine altta yatan probleme bağlı olarak karar verilir. Örneğin, potasyum yüksekliğinden kaynaklanan addison hastalığı gelişen hastaya hormon replasmanı tedavisi uygulanır. Genel olarak seviyeler çok yüksekse tedavi fazlalığın nedenine bağlı olarak belirlenir. Aynı zamanda tedavinin türü elektrolit dengesizliğinin ciddiyetine bağlı olarak değişir.

Elektrolit Yüksekliği Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Elektrolit yüksekliğine neden olan hastalıkların insan üzerinde bıraktığı etki farklılık gösterebilir. Bazı hastalıklar zamanla düzelirken, bazıları için erken teşhis önemlidir. Örneğin, addison hastalığından kaynaklanan adrenal yetmezliği söz konusu olduğunda ve tedavi edilmediğinde kriz yaşamı tehdit edebilir. Böbrek hastalığı gelişmesi halinde hastanın diyalize bağlanması söz konusu olabilir. Böbrek üstü bezlerinde sorun oluşması, yüksek tansiyona neden olabilir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Elektrolit ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Elektrolit kaybının giderilmesi için öncelikle altta yatan sorunun belirlenmesi gerekir. Böylece elektrolit dengesizliğine neden olan duruma ve eksikliğe bağlı olarak elektrolit dengesizliği hemşirelik bakım planı hazırlanır. Tedavi diyet değişikliklerini içerebilir. Örneğin, düşük potasyum seviyesi saptanırsa potasyum bakımından zengin besin tüketimi yapılabilir. Gerek görülürse hekim, kaybı gidermek için elektrolit takviyesi reçete edebilir.

Vücut elektrolit dengesinin bozulmasına uzun sürekli kusma, terleme, ishal veya yüksek ateş gibi durumlardan dolayı vücut sıvılarının kaybı neden olabilir. Yetersiz beslenme nedeniyle vitamin eksikliği, hormonal bozukluklar, böbrek hastalığı, çeşitli mide rahatsızlıkları veya bazı ilaçlar da elektrolit dengesizliğine yol açabilir.