evim.com

Diş Çekimi Nedir?

Birçok farklı sebebe bağlı olarak yapılan Diş çekimi, sorunlu dişlerin çene kemiğinden çıkarılması işlemine verilen genel addır.

Diş çekimi, sorunlu dişlerin çene kemiğinden çıkarılması işlemine verilen genel addır. Çoğunlukla lokal anestezi altında ve ayakta tedavi olarak yapılır. Ancak komplike durumlarda genel anestezi ile yapılması gerekebilir.

Diş çekimi işlemi birçok farklı sebebe bağlı olarak yapılmaktadır. Günümüzde en sık karşılaşılan sebepler ise çürükler, dişe alınan travmalar, kemik yoğunluğunun azalmış olması ve periodontal hastalıklardır. Genellikle kolay bir işlem olsa da ağız sağlığının korunması için diş çekimi öncesi ve sonrası süreçlerinde özenli olmak gerekir. Aksi halde istenmeyen komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

Diş Çekimi Çeşitleri Nelerdir?

Diş çekimi işlemleri birden fazla sebebe bağlı olarak gerçekleştirildiği için, çok sayıda uygulama çeşidi bulunur. Temelde basit diş çekimi ve cerrahi diş çekimi olarak ikiye ayrılır. Ancak uygulama sırasında kullanılan anestezi türü ve diş çekiminin sebepleri de ayırt edici özelliktedir. Diş çekimi çeşitleri kısaca şu şekilde açıklanabilir:

  • İltihaplı Diş Çekimi: Diş çevresinde enfeksiyon görülmesi durumuna verilen addır. Apseli diş çekimi olarak da bilinir. Ancak iltihap nedeniyle acı duyumu artış gösterdiği için, anestezi yapılması durumunda bile hastanın acıya dayanması mümkün olmaz. Bu nedenle öncesinde antibiyotik reçete edilir ve iltihabın kurutulması gerekir.
  • Kronik Apseli Diş Çekimi: Dişte görülen apsenin tedavi edilememesi ve kendisini sık sık tekrar etmesi halinde yapılan çekim işlemleridir. Ancak iltihap kurutulmadan önce diş çekimi yapılırsa sepsis (enfeksiyonun kana karışması) görülme ihtimali oluşur. Düşük bir ihtimal olsa da yaşanması ve erken müdahale edilmemesi halinde ciddi komplikasyonlara yol açar; iltihaplı diş çekimi sonrası ölüm vakaları meydana gelebilir ya da hastanın genel sağlık durumu bozulabilir.
  • Gömülü Diş Çekimi: Özellikle 20. yaş dişleri için uygulanan bir diş çekimi işlemidir. Çıkan yeni dişlerin geride olması, mevcut dişleri sıkıştırması ve çarpıklığa yol açması ya da enfeksiyona yatkın olması gibi durumlarda diş çekimi yapılır. 
  • Kök Diş Çekimi: Daha önce çekilen diş kökü parçalarının çene kemiğinde kalmış olması ya da travma nedeniyle dişin kırılması ve yalnızca kökün tutunması gibi durumlarda uygulanan işlemlerdir. Cerrahi yöntemler ile diş kökü çene kemiğinden alınır. Özellikle kırık diş çekimi işlemleri sırasında sık uygulanmaktadır.
  • Cerrahi Diş Çekimi: Özellikle dişlerin yüzeyde görülmediği durumlarda kullanılan çekim yöntemleridir. Ameliyatla diş çekimi olarak da adlandırılır. İhtiyaç duyulması halinde diş etine kesi uygulanabilir ve diş birkaç parçaya ayrılarak çekilebilir. Yapılacak olan tedaviye bağlı olarak genel anestezi ile uygulanması gerekebilir.
  • Azı Diş Çekimi: Dişte çürük, kırık ya da ağız sağlığını tehdit eden diğer sorunların görülmesi durumunda uygulanan işlemlerdir. Azı dişleri, basit diş çekimi yöntemleri ile uygulanır. Hastaya lokal anestezi verildikten sonrasında uygun cerrahi aletler ile dişin çene kemiğinden ayrılması sağlanır. Ayakta uygulanan bir tedavi yöntemidir. 
  • Çürük Diş Çekimi: Diş çürüklerinin dolgu ile onarılamayacağı durumlarda uygulanan çekimlerdir. Özellikle çürükler, diş köklerine ve çevre dokulara yayılma gösteriyorsa çekilmesi gerekir. Lokal anestezi ile uygulanır ve çekim sonrası günlük yaşama dönülmesinde herhangi bir engel bulunmamaktadır. 
  • Komplikasyonlu Diş Çekimi: Kök diş çekimi gerektiren ya da yoğun kuron tahribatı görülen durumları kapsamaktadır. Çekim sırasında yumuşak dokulara kesi atılır ve köklerin açığa çıkması sağlanır. Ardından diş parçaları birkaç parçaya bölünür ve cerrahi tekniklerle çıkarılır. 
  • Kanal Tedavili Diş Çekimi: Daha önceki dönemlerde kanal tedavisi yapılmasına rağmen canlılığını ya da sağlığını kaybeden dişlerin çekilmesi işlemidir. Dişler çekilmeden öncesinde yeniden kanal tedavisi uygulanması ya da kaplama tekniklerinden yardım alınması önerilir. Ancak tüm müdahalelere rağmen sağlığını kazanamayan dişlerin çekilmesi gerekecektir. 
  • Kistli Diş Çekimi: Dişlerde oluşan kistlerin tam olarak temizlenmesi için diş çekimi işlemlerinin uygulanması gerekebilir. Ayrıca kist temizleme işlemi sonrasında canlılığını kaybeden ve sağlığı bozulan dişler de çekilebilir. Bu işlemlere genel olarak verilen isim ise kistli diş çekimidir. Tedavi sırasında diş canlılığının korunması ve son çare olarak çekim yapılması hedeflenir. 
  • Ortodonti Diş Çekimi: Ortodonti tedavileri yapılırken diş alanlarının genişletilmesi, darlıkların giderilmesi ve dişlerin anatomik dizilimini sağlayabilmek için diş çekimi yapılması gerekebilir. Bu işlemlere genel olarak ortodonti diş çekimi adı verilir. Halk arasında diş teli için diş çekimi olarak da bilinmektedir. 
  • Dolgulu Diş Çekimi: Dolgu ile yapılan restorasyon tedavisi yeterli gelmemiş ve diş sağlığı tehdit altına girmişse çekim işlemi yapılır. Ayakta ve lokal anestezi ile yapılan basit diş çekimi işlemleri arasında yer almaktadır. 
  • Ön Diş Çekimi: Genellikle implant tedavilerinin yapılacağı, diş travmalarının görüldüğü, kemik yoğunluğunun azaldığı ya da ciddi çürüklerin oluşması durumunda uygulanan işlemlerdir. Ön dişlerden bir ya da birden fazlasının çekilmesini kapsar. 
  • Arka Diş Çekimi: Arka dişlerde görülen sağlık sorunları nedeniyle yapılan diş çekimleridir. Teşhis edilen sağlık sorununa ve hazırlanan tedavi planına bağlı olarak genel ya da lokal anestezi altında uygulanabilir. 
  • Yirmilik Diş Çekimi: Yirmi yaş dişlerinin sağlıksız şekilde çıkması, çürüklerin oluşması, mevcut dişleri sıkıştırması ya da diş eti üzerine çıkamaması durumlarında uygulanır. Görülen sağlık sorununa bağlı olarak basit ya da cerrahi diş çekimi teknikleriyle yapılabilir.
  • Sedasyon Diş Çekimi: Halk arasında ağrısız diş çekimi olarak da bilinmektedir. Özellikle iğne fobisi olan kişilerde sık tercih edilir. Bu sayede hasta acı hissetmez, korkusunu tetikleyecek olan işlemleri anımsamaz ve geçen zaman dilimini takip edemez. Aynı zamanda kalp hastalarında diş çekimi için de uygun bir seçenektir. 

Diş çekimi çeşitleri, uygulama sırasında izlenecek adımlar ve tedavi planına göre farklılık gösterir. Hangi çekim işleminin yapılacağı ise hastanın şikayetlerine, diş canlılığına, çevre doku tahribatlarına ve genel sağlık durumuna bağlı olarak değişmektedir.

Diş Çekimi Hangi Durumlarda Uygulanır?

Diş çekimine karar verilmesi için birçok farklı etmen vardır. Dişlerin çekilmesine sıklıkla yol açan faktörler ise kısaca şu şekilde sıralanabilir:

  • Diş çürüklerinin restorasyon yöntemleri ile tedavi edilemeyecek kadar ilerlemiş olması,
  • Diş çarpıklığını gidermek için sıkışmaya yol açan dişlerin çıkarılması ve sağlıklı bir anatomik dizilim sağlayabilmek için diğer dişlere yer açılması,
  • Dişlere alınan travmalar nedeniyle kırıkların oluşması,
  • Yüzeyde görünen diş olmamasına rağmen diş kökünün tutunması ve acı duyumuna yol açması,
  • Gömülü dişlerin varlığı,
  • Çürüklerin diş pulpasına ilerlemesi ve sık sık enfeksiyon oluşumuna yol açması,
  • Kişide bağışıklık sistemini tehdit eden hastalıklarla birlikte diş çürüklerinin görülmesi ve enfeksiyon oluşumu sebebiyle hayati tehdidin bulunması,
  • Diş eti sorunları nedeniyle dişlerin sallanması,
  • Hastanın kemik yoğunluğunun azalmasına bağlı olarak diş sağlığının kaybolması,
  • Uygulanan diğer tedavi seçeneklerine rağmen ağız ve diş sağlığının korunamamasıdır.

Diş çekimi işlemleri, teşhis edilen sağlık sorunlarına bağlı olarak bir ya da birden fazla dişe uygulanabilir. Çoklu diş çekimlerinde tedavi planı birkaç seans halinde uygulanabilir. Bu durum hastanın çiğneme ve konuşma fonksiyonlarını sürdürmesini sağlamak ve estetik kaygıların giderilmesi ile doğrudan alakalıdır.  

Diş Çekimi Öncesi

Ağız sağlığını bozan her durum, sindirim ve dolaşım sistemini de tehdit etmektedir. Bu nedenle komplikasyon riskini en aza indirgemek ve tedaviden başarılı sonuçlar elde etmek için diş çekimi yapılmadan önce izlenmesi gereken bazı adımlar bulunur. Bu adımlar kısaca şu şekilde sıralanabilir:

  • Öncelikle hastanın şikayetleri detaylı şekilde öğrenilir ve muayene yapılır,
  • Mutlaka röntgen çekimi yapılır,
  • Hastanın genel sağlık durumunu öğrenmek için hasta geçmişi alınır,
  • Hastanın şikayetleri, tetkik ve muayeneleri sonuçları bir araya getirilerek en uygun tedavi planı hazırlanır, 
  • Uygulanacak anestezi türüne bağlı olarak hastanın anesteziye uygunluğu değerlendirilir,
  • Ağız içi dokularının herhangi birinde apse oluşumu ya da iltihaplanma görülüyorsa bu durum tamamen iyileşene kadar antibiyotik tedavisi uygulanır,
  • Diş çekimi için kararlaştırılan gün için alkol, ilaç, sigara ve gıda kısıtlaması yapılır,
  • Diş temizliğini sağlamakta güçlük çekiliyorsa önerilen uygulamalara yönelmek gerekir,
  • Diş çekildikten sonrasında hastaya dikkat etmesi gereken noktalar aktarılır ve ihtiyaç duyuluyorsa kontrol muayenesi için randevu oluşturulur.

Diş çekimi öncesinde hekim önerilerine özen göstermek hem diş sağlığının korunması hem de tedavinin olumlu sonuç vermesi için oldukça önemlidir. Bu nedenle önerilerin kesinlikle ihmal edilmemesi, hekime bildirmeden değişiklik yapılmaması gerekir. 

Diş Çekimi Nasıl Yapılır?

Diş çekimi işlemleri temelde 2 farklı yöntemle uygulanmaktadır. Bu yöntemler kısaca şu şekilde sıralanabilir:

  • Basit Diş Çekimi: Ayakta yapılan tedavilerdir. Sedasyon ya da lokal anestezi altında uygulanır. Genel olarak diş çürükleri, sallanan dişlerin çekilmesi ya da ortodontik tedaviler için tercih edilir. Çekim sırasında izlenen adımlar ise şu şekildedir;
    • İşlem için öncelikle hastaya anestezi verilir. Lokal anestezi tercih ediliyorsa bu işlem enjeksiyonlar aracılığıyla ve doğrudan diş sinirlerine yapılır, 
    • İstenen uyuşma sağlandıktan sonrasında uygun aletlerle dişin sıkı bir şekilde kavranması gerekir,
    • Dişi tutan bağları gevşetmek için geri ve ileri hareket ettirerek gevşemesi sağlanır,
    • Son olarak diş, yuvasından ayrılacak şekilde çekilir ve ağız içerisinden çıkarılır,
    • Gazlı bez ile tampon yapılır ve çekim tamamlanır.
  • Cerrahi Diş Çekimi: Basit diş çekiminden daha karmaşık bir işlemdir. Teşhis edilen sağlık sorununa bağlı olarak lokal ya da genel anestezi ile uygulanabilir. Genel olarak kök diş çekimi, gömülü dişlerin teşhis edilmesi ya da sorunlu çıkan yirmilik dişlerin tedavisinde kullanılır. Çekim sırasında şu adımlar izlenir;
    • İşlem sırasında hastaya anestezi verilir ve uyuşması beklenir,
    • Dişin tutunmasını sağlayan kemik ve diş eti dokularına kesi atarak ayrılması sağlanır,
    •  Dişi gevşetmek için kavramak ve hareket ettirmek gerekir,
    •  Yeterli gevşeme sağlandıktan sonra, diş yuvasından çekilir ve çıkarılır,
    • Çekim işlemi sırasında diş parçalanabilir. Bu durumda kalan parçalar teker teker çekilir ve çıkarılır, 
    • Gerek görülmesi halinde diş etine dikiş atılır ve işlem sona erdirilir. 

Diş çekimi işlemi sonrasında kullanılan dikişler, genelde kendiliğinden çözünmez. 10-14 gün sonra hasta tekrardan kontrole gelerek yara bölgesi incelenir ve dikişler alınır. Bu muayenenin ihmal edilmemesi, komplikasyon görülme riskini azaltmak için oldukça önemlidir. 

Diş Çekimi Yan Etkileri (Komplikasyonları) ve Riskleri Nelerdir?

Diş çekimi, tüm vakalarda başvurulan son tedavi yöntemidir. Hekimler dişi kurtarmak için farklı tedavi seçeneklerini değerlendirseler de geç kalınmış vakalarda tek çare diş çekimi olabilmektedir. Bu işlem sırasında çevre dokulara hasar vermemek için uğraşılsa da bazı yan etkilerin görülmesi kaçınılmazdır. En sık görülen diş çekimi komplikasyonları (yan etkileri) ve riskleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Diş Çekimi Sonrası Alveolit: Halk arasında diş çekimi sonrası iltihap oluşması olarak da bilinir. Diş çekimi sonrası iltihap belirtileri arasında ateş, ağrı ve şişlik vardır. Bazı durumlarda diş etinde beyaz lekeler de görülebilir. İyileşme süresini uzatacağı ve ek yan etkilere sebep olacağı için vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gerekir. Bu durumun oluşmasının sebebi ise hastanın yara bölgesine iyi bakamamasıdır.
  • Diş Çekimi Sonrası Ağrı: Diş çekimi sonrası ağrı ve alveolit genel olarak bir arada görülebilir. İltihap ile dolan diş eti şişer ve sinirlerin üzerine baskı yapar. Buna bağlı olarak ağrı oluşur. Fakat tedaviden sonraki iki gün içerisinde yaşanan ağrıların sebebi çoğu zaman enfeksiyon değildir. Diş etine yapılan müdahalelerden dolayı oluşan ödem de ağrıya neden olur. Ağrının şiddeti, kişilerin ağrı eşiğine bağlıdır. Bazı kişiler dayanılmaz olduğunu ifade ederken, bazı kişiler ise hafif ağrılar yaşadığını söyleyebilir. 3 ya da 4 gün içerisinde hafiflemeyen veya ağrı kesiciler ile kontrol altına alınamayan ağrılar için mutlaka doktora gidilmesi gerekir.
  • Diş Çekimi Sonrası Kanama: İlk gün, işlem yapılan bölgede az miktarda kanama olması normaldir. Diş çekiminin ardından yerleştirilen tampon çıkarıldıktan sonra ciddi kanamaların görülmesi beklenmemektedir. Sigara içmek ve sert yiyecekler yemek gibi yanlış davranışlar diş çekimi sonrası kan pıhtılaşmasını geciktirir. Bu sebepten dolayı oluşan yoğun kanamaların durmaması halinde doktora gitmekte fayda vardır. Ayrıca birkaç gün geçmesine rağmen devam eden kanamalar için de bir uzman görüşü alınması gerekmektedir.
  • Diş Çekimi Sonrası Şişlik: Diş çekimi sonrasında, uygulama bölgesinde şişlik görülmesi son derece normaldir ve birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçer. Şişen bölgeye herhangi bir müdahalede bulunmak durumun kötüleşmesine yol açabilir. Eğer ödem birkaç gün içerisinde geçmezse ve ateş gibi ek belirtiler oluşursa, vakit kaybetmeden diş hekimine gidilmelidir. Çünkü bu durum diş eti iltihabının bir işaretidir.
  • Diş Çekimi Sonrası Ağız Kokusu: Ağız kokusu problemi birçok nedenle ortaya çıkabilmektedir. Çoğu zaman ağız bakımının ihmal edilmesine ya da bazı sindirim sistemi hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkar. Diş çekimi sonrasındaki dönemde başlayan ağız kokusu sorunu, enfeksiyonun habercisi olabilir. Ayrıca çekilen dişin yerinde kalan oyuğun tam olarak temizlenememesine bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Yara iyileştikçe oyuk azalır ve koku yok olur. Eğer enfeksiyon varsa ilaç tedavisi ile çözüm elde edilir.
  • Diş Çekimi Sonrası Kulak Ağrısı: Diş çekimi sonrasında hijyene yeterince dikkat edilmezse alveolit (diş çekimi sonrası oluşan enfeksiyon) görülme ihtimali artar. Alveolit tedavisinin ihmal edilmesi halinde enfeksiyon ilerler ve kulak ağrısı gibi yan etkilerin oluşmasına sebep olur. 

Diş Çekiminin Hangi Kişilere Yapılmaması Gerekir?

Diş çekimi, güvenle uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bazı istisnai durumlar haricinde her yaştan hastaya uygulanabilmektedir. Hamileliğin ilk ve son üç ayı içerisinde olan hastalarda diş çekimi tedavisi yapılmamaktadır, bu iki dönem arasında da çok acil değilse diş çekimi önerilmemektedir. Ayrıca hastanın dişi farklı tedaviler ile kurtarılabilecek durumdaysa, diş çekimi tedavisi uygulanmaz.

Diş çekimi tedavisi öncesinde yapılan muayene sırasında hastalar, tıbbi geçmişleri hakkında doktora detaylı bilgi vermelilerdir. Böylece operasyona engel bir durum olup olmadığı anlaşılır ve hastaya özel bir tedavi planı oluşturulur. Tıbbi geçmiş bilgileri arasında; sürekli kullanılan ilaçlar (özellikle kan sulandırıcılar), kalp hastalıkları, siroz ve daha önce geçirilmiş ameliyatlar, kanser tedavisi gibi bilgiler yer almaktadır. Bu aşamada operasyona engel olacak bir hastalık saptanırsa, hekim alternatif yöntemlere yönelmektedir.

Diş Çekimi Sonrası

Diş çekimi sonrası dikkat edilmesi gerekenlere uyum sağlamak, hasta konforu ve tedavinin başarılı sonuç vermesi açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle hekim önerilerine uyum sağlanması ve diş çekimi sonrası iyileşme sürecinin doğru şekilde sürdürülmesi gerekir. Aksi halde istenmeyen komplikasyonlar ortaya çıkabilir ve kalıcı deformasyonlar meydana gelebilir. Diş çekimi sonrası yapılması gerekenler kısaca şu şekilde sıralanabilir:

  • Reçete edilen ilaçlar düzenli olarak kullanılmalı ve ihmal edilmemelidir. Çevreden önerilen ilaçlar tedaviye ilave edilmemeli ve yalnızca hekim tarafından önerilen ilaçlar kullanılmalıdır. Diş çekimi sonrası antibiyotik kullanımı önerilmişse her gün aynı saatte alınması da oldukça önemlidir. 
  • Diş çekimi sonrası yemek yemek için belirtilen sürenin dolması beklenmelidir. Aynı zamanda kolay çiğnenebilen ve yumuşak formlu gıdalar tercih edilmelidir.
  • Pipetle beslenmek, ağız içerisinde vakum etkisine yol açacağı ve yaraların daha geç kapanmasına neden olacağı için tercih edilmemelidir. 
  • Diş çekimi sonrası tuzlu su ile gargara yapılması, yara bölgesinin tahrip olmasına yol açabilir. Bu nedenle hekim tarafından önerilmeyen yöntemlere başvurulmaması önemlidir. Diş çekimi sonrası gargara yapılması gerekiyorsa, hekim tarafından en uygun ilaç reçete edilecektir.
  • Çekim işlemi sonrasında kanamanın durdurulması için yerleştirilen gazlı beze baskı uygulamak gerekir. Bu nedenle bezi çıkarana kadar hafifçe ısırılması tavsiye edilir. Aynı zamanda enfeksiyon riskini önlemek için, tavsiye edilen sıklıkta gazlı bez değişimi yapılmalıdır.
  • Diş çekimi sonrası sigara içmek, tıpkı pipet kullanımında olduğu gibi yaraların daha geç iyileşmesine yol açacaktır. Bu nedenle ilk 24 saat süresince sigara içilmemesi önerilir. 
  • Şişlik ve acı duyumu gibi yan etkileri önlemek için buz kompresi yapılabilir. Ancak buz torbası bölgede 10 dakikadan daha uzun süre boyunca bekletilmemelidir. 
  • Ağız ve diş temizliği yaparken çekilen dişin olduğu bölgeye temas edilmemesi, oluşan pıhtıyı çıkarmak için şiddetli tükürme ya da suyla basınç uygulama gibi yöntemlere başvurulmaması gerekir. 
  • Uyurken yastıkların yükseltilmesi, kanamanın durdurulması ve tekrarlamaması için önemlidir. 
  • Enfeksiyon riskini önlemek için ağız ve diş temizliğinin ihmal edilmemesi önemlidir. Çekim sonrasında yüksek ateş, mide bulantısı, apse oluşumu, iltihaplanma, nefes darlığı, boğaz şişliği ya da öksürük gibi şikayetler oluşursa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.  
  • Çekim sonrası ilk 4 ila 6 saat içerisinde kanama kesilmezse yeniden diş hekimine danışılması gerekir. 
  • Diş çekimi sonrası alkol almak için hekim tarafından önerilen sürenin geçmesi beklenmelidir. Çünkü bölgeyi sterilize edeceği ve uyuşturacağı düşünülse de yaraların daha geç iyileşmesi ya da kanamanın tekrarlanması gibi komplikasyonlara neden olabilir. 
  • Hekim tarafından kontrol muayenesi önerilmişse ihmal edilmemesi ve belirtilen günde muayene için hazır olunması gerekir.

Diş çekimi sonrası tam iyileşmenin görülmesi 7 ila 15 gün sürmektedir. Bu süre içerisinde bölgenin zorlanmaması, sık temas edilmemesi ve ağız hijyeninin sağlanması oldukça önemlidir. 

Hamilelikte Diş Çekimi

Hamilelikte diş çekimi yapılması mümkündür. Ancak çekim işlemi aciliyet gerektirmiyorsa doğumdan sonrasını beklemek tavsiye edilir. Bu durum diş çekimi öncesi ve sonrasında kullanılan ilaçlar, işlem sırasında uygulanan anestezi ve anne adayının yaşadığı stresle doğrudan alakalıdır. Tüm bu etmenler bir araya geldiğinde bebeğin sağlığını tehlikeye atabilir. Ancak diş hastalıkları, sindirim ve dolaşım sistemini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle diş çekiminin yapılmaması anne adayı ve bebek için daha büyük tehdit oluşturuyorsa, vakit kaybetmeden tedavinin başlatılması gerekecektir. Diş çekimi için en uygun dönem 3. ve 6. aylar arasıdır.

Emzirirken diş çekimi de tıpkı hamilelik sürecinde olduğu gibi aciliyet gerektiriyorsa yapılmalıdır. Ancak ortodontik tedavi gibi ertelenebilir faktörler söz konusu ise, emzirme süreci tamamlandıktan sonrasında uygulanması daha sağlıklı olacaktır. 

Yirmilik Diş Çekimi

Yirmilik diş çekimi, genel olarak cerrahi diş çekimi teknikleriyle uygulanan bir tedavidir. Ancak gömülü olmayan yirmilik diş çekimi için, basit diş çekme yöntemleri uygulanabilir. Alternatif tedavi seçenekleri sınırlı olduğu için, birçok insan çıkan dişlerini çektirmek zorunda kalmaktadır.

20’lik diş çekimi sonrası komplikasyon (yan etki) gelişme riski, diğer çekim işlemlerine oranla daha yüksektir. En sık görülen komplikasyonlar ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Kulak Ağrısı: 20’lik diş çekimi sonrası kulak ağrısı, genel olarak çene kemiğinin uğradığı tahribat nedeniyle meydana gelir. Ancak enfeksiyon oluşumu varsa ve kulakları etkiliyorsa da bu acı duyumu hissedilebilir. Bu nedenle kulak ağrısının sürmesi ya da şiddetlenmesi durumlarında vakit kaybetmeden bir uzmandan yardım alınması gerekir. Bu durum, yirmilik diş çekimi sonrası boğaz ağrısını da kapsamaktadır.
  • Bademcik Şişmesi: 20’lik diş çekimi sonrası bademcik şişmesi, bölgede oluşan enfeksiyonun boğaza yayılması durumunda ortaya çıkmaktadır. Bu durum ciddi komplikasyonlara yol açabileceği için kesinlikle ihmal edilmemesi gerekir. Aynı durum 20’lik diş çekimi sonrası yutkunma zorluğu için de geçerlidir. 
  • Yüksek Ateş: 20’lik diş çekimi sonrası ateş, titreme ve benzeri semptomların görülmesi enfeksiyon oluştuğu ve yayılma gösterdiği anlamına gelir. Erken müdahale edilmemesi durumunda bu enfeksiyon, sindirim ve dolaşım sistemi organlarını da tehdit edecektir. Bu nedenle vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması ve gerekli tedavinin uygulanması oldukça önem taşır. 
  • Çene Kilitlenmesi: 20’lik diş çekimi sonrası çene kilitlenmesi, uygulanan cerrahi müdahaleye bağlı olarak meydana gelir. Bölgenin çok fazla tahribata uğraması, spazmların (kasılmaların) gelişmesine ve çene kaslarının sıkışmasına yol açar. Bu durum sonucunda çene kilitlenmesi şikayeti görülebilir.
  • Kalıcı Uyuşukluk: 20’lik diş çekimi sonrası kalıcı uyuşukluk hissedilmesi, çekim sırasında sinirlerin tahrip olması nedeniyle görülür. Bu sinirlerin yeniden onarılması mümkün olmadığı için, hissedilen uyuşukluk kalıcı bir hal alır. 
  • Ödem: 20’lik diş çekimi sonrası ödem oluşması tamamen beklenen bir yan etkidir. Genel olarak ilk 3 gün içerisinde kendiliğinden iyileşme gösterir. 20’lik diş çekimi sonrası buz kompresi yapmak, ödem sorununun daha kısa sürede iyileşmesinde etkili olacaktır. 

20’lik diş çekimi devlet hastanesi ya da özel kliniklerde yapılabilmektedir. Doğru hekimin ve merkezin seçilmesi halinde, komplikasyon görülme riski büyük oranda düşüş gösterir. Ancak iyileşme süresinin sağlıklı şekilde sürdürülmesi için, hastanın da 20’lik diş çekimi sonrası yapılması gerekenlere özen göstermesi gerekir;

  • 20’lik diş çekimi sonrası ağrı kesicilerin bilinçli şekilde kullanılması,
  • Ağız ve diş hijyeninin ihmal edilmemesi,
  • 20’lik diş çekimi sonrası gargaraların belirtilen süre boyunca ve önerilen sıklıkta kullanılması,
  • Mümkün oldukça kolay çiğnenen yiyeceklerin tüketilmesi,
  • Yirmilik diş çekimi sonrası oluşan boşluk içerisine dil ya da yabancı cisimlerin temas ettirilmemesi oldukça önemlidir. 

Gömülü ve komplike 20’lik diş çekimi sonrası dikiş atılması gerekebilir. Bu sayede yara dokusu daha kısa sürede ve sağlıklı şekilde iyileşme gösterecektir. Atılan dikişlerin alınması, genel olarak çekimden sonraki 7 ila 10 gün içerisinde gerçekleştirilir.

Çocuklarda Diş Çekimi

Çocuklarda diş çekimi, genel olarak ayakta ve basit diş çekimi prosedürleri ile uygulanmaktadır. Çoğunlukla sallanan süt dişlerinin çekilmesi, çürük dişlerin çıkarılması ya da çarpık çıkan dişlerin erken tedavisi için tercih edilmektedir. 

Çocuklarda diş çekimi sonrası iyileşme sürecinde çeşitli zorluklar yaşanabilir. Bu durumu önlemek için bölge ile temas edilmemesi, oluşan boşluğun yabancı cisimler ya da dil ile tahrip edilmemesi, ağız hijyeninin ihmal edilmemesi ve ilaçların aksatılmaması önemlidir. Bu nedenle tam iyileşme görülene kadar çocukların gözlem altında tutulması gerekmektedir.


Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Diş Çekimi ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Yirmilik diş çekimi sonrasında ağrı düzeyi ve süresi hastadan hastaya göre farklılık gösterebilir. Doktor tavsiyelerine uyulduğu ve reçete edilen ilaçların doğru kullanıldığı takdirde ağrının 7 gün içerisinde azalarak geçmesi beklenir. Eğer süre uzadıysa ve ilaçlarla kontrol altına alınamıyorsa diş hekimine başvurulması gerekir.

Diş çekiminden sonra yara iyileşme süresi hastadan hastaya değişiklik gösterse de ortalama 3 hafta içerisinde tam iyileşme sağlanmaktadır. Doktor tavsiyelerine uyulmaması ve tedavinin ihmal edilmesi halinde, enfeksiyon gibi yan etkiler oluşabilir ve iyileşme süresi ciddi ölçüde uzayabilir.

Dişin çekildiği bölgede görülen beyazlığın birkaç sebebi olabilmektedir. Eğer çekim sırasında diş tam olarak alınmamışsa, altta kalan parçadan dolayı beyaz bir görüntü oluşabilir. Ayrıca yara bölgesinde enfeksiyon oluşması durumunda da beyaz lekeler görülebilmektedir.

Yirmilik diş çekiminin zorluk derecesi vakadan vakaya göre değişmektedir. Bazı hastalarda daha kolayken bazılarında ek işlemler uygulanacağı için daha zor olabilmektedir. Bölge uyuşturulduktan sonrasında hiçbir acı hissedilmeyeceği için, işlemin zorluğu hastayı etkilememektedir.

Diş çekimi işleminden sonra, operasyon bölgesinde hassasiyet oluşur. Bu yüzden en az 10 gün boyunca sulu - yumuşak gıdalar ile beslenilmelidir. Ayrıca içecek ve yiyecekler ılık olmalıdır. Sert, sıcak ya da soğuk gıdaların tüketilmesi, ağrı ve tahrişe sebep olarak hastanın yaşam kalitesini düşürür ve iyileşmeyi geciktirir.