Dil Bağı

Dil bağı, anne karnından itibaren bebeğin dilinin tabanının ağız tabanı ile yapışık olması durumu olup genellikle cerrahi operasyon ile tedavi edilmektedir.

Dil Bağı (Ankiloglossi) Nedir?

Dil Bağı; dilin alt kısmıyla ağız tabanı arasındaki uzanan bağ dokusuna verilen addır. Gebeliğin erken dönemlerinde bebeğin dilinin tabanı ağız tabanı ile yapışıklık gösterir.

Bu yapışıklık bebek büyüdükçe ayrılır, yalnızca frenulum adlı bir bağ dokusu ile dil ağız tabanıyla bağlantı kurar. Bu durumda dil ağız tabanından kısmen ayrılmış olur.

Bu ayrılmaya engel olacak herhangi bir neden dilin alt bölgesinde (frenulumda) tam olarak ayrılmamaya ya da kalın bir frenuluma sebep olabilir. Bu duruma dil bağı (hipertrofik frenulum lingula, kısa frenulum) yada tıp dilindeki adıyla ankiloglossi denir.

Bu bağ ince uzun bir zar yapısında olabildiği gibi; kalın ve kısa yapıda da olabilir. Dil bağı yenidoğan bebekte genellikle zar şeklindedir. Bebek büyüdükçe zar boyu kısalır ve daha kalın bir doku halini alır.

Dil Bağı Tipleri Nelerdir?

Dil bağının tiplendirilmesi frenulumun inceliğine ve hareket yeteneğine göre yapılır. Buna göre dil bağının 4 ayrı tipi vardır.

Bunlar;

  • Tip 1: Frenulum ince ve elastiktir. Dilin ucu alt dişlere temas edebilir.
  • Tip 2: Frenulum ince ve elastiktir. Dil ucu alt dişlere hafif temas eder.
  • Tip 3: Frenulum kalın ve sert yapıdadır. Dilin hareketi kısıtlanmıştır.
  • Tip 4: Frenulum arkadadır (arka dil bağı) ve gözle görülmez. Ancak parmak ucuyla dokunulunca hissedilir.

Dil Bağı Belirtileri Nelerdir?

Dil bağı; yenidoğan bebeğe yapılan ilk muayenede hekim tarafından görülerek anlaşılabilir. Ancak bu bağ kısa ve ince ise gözden kaçabilir. Bu durumda bebekte aileyi şüphelendiren belirtiler oluşabilir.

Bunlar;

  • Meme ucunu kavrayamama, meme reddi: Bebeğin doğduğu ilk dönemde en çok yaptığı uygulama emme olduğu için en sık semptomlar buna bağlı oluşur. Bebeğin dilinin altındaki frenulum dilin serbest hareket etmesini engeller. Bu durumda bebek ememez, emmek istemez.
  • Yeterli Beslenememe: Dil bağına sahip bebekler emmeyi düzgün yapamadığı için beslenmeden mahrum kalır. Bu durumda kilo kaybı ve boy kısalığı görülebilir.
  • Emerken Aşırı TerlemeBebek meme başını doğru bir şekilde kavrayabilmek için aşırı efor sarf eder. Bu efor harcaması sonucu terleme görülür.
  • Artikülasyon Bozuklukları: Yenidoğanda fark edilmeyen dil bağı yaş ilerledikçe kısalıp kalınlaşır. Bu durum dilin hareketlerini sınırlandırır ve konuşma problemi ortaya çıkabilir.
  • Bazı kelimeleri Söyleyememe: İçerisinde l, r, s, t, z gibi harfleri barındıran kelimeler söylenirken dilin hareketliliği artar. Dil bağı olan kişilerde dilin hareketi sınırlanmış olduğu için bu sesleri düzgün çıkaramaz.
  • Dilin Döndürme Hareketlerini Yapmada Zorluk: Hastada dilin altındaki bağ dilin yeterince dönememesine sebep olur. Bu durumda çocuklar genellikle dondurma, şeker gibi gıdaları yalayamaz.
  • Ağız Kokusu, Diş Çürükleri: Dil, besinleri öğütmede dişler kadar önemli bir organdır. Dilin altındaki bağ hastanın besinleri yeterince öğütememesine; bunun sonucunda ağız içinde bakteri artışı ile diş çürüğü ve ağız kokusuna neden olabilir.
  • Üflemede Zorluk: Dilin altındaki bağ hastanın üfleme hareketini yapmasını engeller. Bu durumda hastalar genellikle düdük ve flüt gibi üflemeli çalgıları çalamazlar.
  • Alt Çenede Öne Gitme (Prognatizm): Normalde üst çene alt çeneye göre bir miktar öndedir. Bazen hastalardaki dil bağı alt çenenin öne doğru kaymasına sebep olabilir.
  • Psikolojik Problemler: Tedavi uygulanmayan çocuklar bir süre sonra konuşma bozukluğu, prognatizm, beslenme problemlerine bağlı zayıflık gibi nedenlerden ötürü psikolojik problemler yaşayabilirler.

Dil Bağı Nedenleri Nelerdir?

Bebek anne karnında gelişirken ağız tabanıyla dil yapışıktır. Bebek büyüdükçe bu yapılar birbirinden ayrılır. En son frenulum adlı kalıntı kalır. Bu frenulumun kalın olması veya tam olarak ayrılmaması durumunda dil bağı denen durum oluşur. Bu durumun oluşmasında bazı risk faktörleri vardır.

Bunlar;

  • Aile Öyküsü: Ailede dil bağı hastalığına sahip kişilerin bulunması doğacak bebekte dil bağı olup olmaması konusunda bir etkendir. Eğer aileden birinde dil bağı varsa; doğacak çocuk dil bağı bakımından risk taşır.
  • Erkek Cinsiyet: Nedeni tam olarak bilinmese de erkek çocuklarda kız çocuklara oranla dil bağı görülme sıklığı daha fazladır.
  • Genetik ve Çevresel Faktörler: Henüz tam olarak açıklanamayan bazı genetik ve çevresel faktörler dil bağı gelişimi için risk faktörüdür.

Dil Bağı Teşhisi

Dil bağının teşhisi anamnez ve fizik muayene ile yapılır. Görüntüleme yöntemleri ve laboratuvar testleri tanıda kullanılmaz.

Anamnezde hekim hastadan veya hasta yakınından (ebeveynden) emme güçlüğü, konuşma problemi, diş çürüğü, ağız kokusu, üflemede zorluk gibi semptomların varlığını öğrenir. Bu durumun ne zamandan beri var olduğunu, doğum sırasında ayrıntılı muayene yapılıp yapılmadığını sorgular.

Fizik muayenede hekim eliyle dili kaldırıp dilin altına (frenuluma) bakar. Dilin altındaki bağın sertliği, boyutunu inceler.

Eğer hastanın yaşı komutlara uyma konusunda yeterli ise hekim hastadan dilini yukarı aşağı hareket ettirmesini, dilini ağızdan dışarı çıkarmasını, dilini sağa sola hareket ettirmesini isteyecektir. Bu hareketlerin sonucunda hekim tanıyı koymuş olur.

Dil Bağı Tedavisi

Dil Bağının tedavisi konusunda bazı karşıt görüşler bulunmaktadır.

Özellikle yenidoğan döneminde fark edilen dil bağı için bazı hekimler hemen tedavi uygulanmasını düşünseler de bazı hekimler dil bağının çocuğun yaşamına etkisinin ne kadar olduğunu görüp o şekilde tedavi uygulamak için belli bir süre beklerler.

Bu bekleme sürecinde bazı dil bağları gevşeyerek tedavi gereksinimini ortadan kaldırabilirken; bazı dil bağları sertleşip kalınlaşarak durumu kötüleştirebilir.

Eğer çocukta beslenme ve emme güçlüğü ortaya çıkmış, çocuk sürekli aç bir görünümde ise bu kişilere tedavi uygulanmalıdır. Dil bağının tek tedavi seçeceği cerrahi girişimdir. Başka türlü bir tedavisi yoktur.

Dil Bağı Tedavi Edilmezse

Dil bağı konuşma ve beslenme gibi temel fonksiyonların organı olan dili etkilediği için tedavi edilmezse buna bağlı komplikasyonlar görülür.

Bunlar;

  • Uzun süreli beslenme problemleri
  • Kilo artışının yetersizliği yada kilo verme
  • Katı gıdaları tüketmede zorluk
  • Konuşma zorluğu
  • Yetersiz beslenmeye bağlı büyüme ve gelişme geriliği
  • Psikolojik problemler

Bu yüzden dil bağı tanı aldığında tedavi uygulanması gereken hastalıklardandır. Uygulanan tedavinin sonucu oldukça yüz güldürücüdür.

Dil Bağına Ne İyi Gelir?

  • Dil bağında dilin altında bulunan frenulum dilin hareketini sınırlandırır. Bu durumda beslenme ve konuşma problemleri görülür. Dil bağında oluşabilecek komplikasyonların önüne geçebilmek için öncelikle yapılması gereken erken tedavi uygulamasıdır.
  • Dil bağına sahip çocuklarda katı gıdaları tüketmede problem yaşandığı için bu çocuklara yarı katı yada sıvı gıda verilmesi dil bağının zarar görmesini önler.
  • Dil altı bağına sahip çocuklar bazı sesleri çıkarmada, üflemeli çalgıları çalmada problem yaşayabilirler. Bu durumda bu gibi uygulamalarda çocuk zorlanmamalıdır. Çünkü bu uygulamalarda dil bağı zarar görebilir.

Dil Altı Bağı İlaçları

Dil bağının ilaçla tedavisi yoktur. Asıl tedavi seçeneği cerrahi girişimdir. Ancak ameliyat sonrası komplikasyon oluşumunu önlemek ve hastayı rahatlatmak için bazı ilaçlar kullanılabilir.

Bunlar;

  • Antibiyotikler: Ameliyat sonrası hastanın ameliyat olan bölgesinin enfekte olmasını (mikropların o bölgeye yerleşip çoğalması) engellemek için kullanılan ilaçlardır. İçerik olarak genellikle ampisilin, amoksisilin, klavulanik asit, azosilin gibi maddeleri barındırırlar. Bu ilaçların doz ayarlaması hastanın yaşına ve mevcut durumuna göre yapılır. Yan etkileri arasında bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, karın ağrısı gibi belirtiler vardır. Bu belirtiler hastayı sıkıntıya sokacak kadar ileri düzeyde ise bir hekime başvurulmalıdır.
  • Non Steroid Antiinflamatuar İlaçlar (NSAİİ): Non steroidler hastada ağrının azalmasını sağlayan ilaçlardır. İçeriğinde genellikle parasetamol, ibuprofen, naproksen, diklofenak, indometazin gibi maddeleri barındırır. Doz ayarlaması hastanın yaşına ve mevcut durumuna göre yapılır. Yan etkileri arasında bulantı, kusma, özofajit (yemek borusu iltihabı), mide ülserleri, anemi (kansızlık) gibi semptomlar vardır. Bu semptomlar ortaya çıktığında hasta bir hekim tarafından muayene edilmelidir.

Dil Altı Bağı Ameliyatı

Dil bağının esas tedavisi cerrahi girişimdir. Bu operasyon hastanın durumu da elverişli ise en kısa zamanda yapılmalıdır. Uygulanan tedavi frenotomi veya frenuloplastidir.

  • Frenotomi: Frenotomi oldukça basit, uygulaması kolay ve sonuçları iyi olan cerrahi uygulamadır. Bu uygulamada hekim hastanın dil bağını inceler. Dil altını ve ağız tabanını lokal (bölgesel) olarak uyuşturur. Dil altı bağı cerrahi aletler ile kesilir. Bu bölgenin kanlanması çok az olduğundan aşırı kanama gibi bir komplikasyon oluşmaz. Hasta cerrahi girişimden bir iki saat kadar sonra beslenebilir. Hastanede yatış gerektirmeyen bir işlemdir.
  • Frenuloplasti: Frenuloplasti genellikle dil altı bağı kalın ve sert olan kişilerde uygulanan cerrahi girişimdir. Bu girişimde hastaya genel (tüm vücudun uyuşturulduğu) anestezi uygulanır. Dil altı bağı kesilir. Kesilen bölge vücut tarafından emilen süturlerle (dikiş) kapatılır. Hasta ameliyat sonrası kanama, ağrı, şişlik gibi komplikasyonların önlenmesi adına bir gün hastanede yatar. Ameliyat sonrası dil egzersizleri ile dilin yukarı, aşağı, sağa, sola döndürülmesi sağlanarak dilin hareketliliği korunur.

Yetişkinlerde Dil Bağı

Dil Bağı yenidoğan ve çocukluk çağı hastalığıdır.

Ancak bazen bu dönemde dil bağı var olan ancak şikayet oluşturmayan yada şikayetleri atlanmış kişilerde erişkinliğe ulaştığında sorun yaratabilir.

Bu kişiler genellikle çocukluktan itibaren l, s, z, ş gibi harfleri söyleyemezler.

Dil hareketliliklerinde sınırlama vardır. Bu durumda uygulanacak işlem cerrahi girişim işlemidir.

Bu kişilerde dil bağı kısalmış, kalınlaşmış, kanlanması artmıştır. Bu yüzden frenuloplasti işlemi uygulanması daha akıllıcadır.

Dil Bağı için Hangi Doktora Gidilir?

Dil bağı eğer yeterince belirginse doğum sonrası yapılan yenidoğan muayenesinde saptanabilir. Ancak belirgin olmayan dil bağı ilerleyen dönemde ailenin şüpheleri ve hastanın semptomları doğrultusunda sonradan saptanabilir.

Eğer dil bağı yenidoğan muayenesinde saptanmışsa bebek gerekli tanı ve tedavi için Çocuk Cerrahisi uzmanına yönlendirilir.

Bebeğin dil bağı doğum sonrası saptanamamış yada ilerleyen zamanlarda bulgu vermeye başlamışsa hastalar genellikle Çocuk Hastalıkları Uzmanına (Pediatrist) başvururlar.

Bu durumda Çocuk Hastalıkları Uzmanı hastayı Çocuk Cerrahisi Uzmanına sevk eder.

Bazen hastalar ağız kokusu, diş çürüğü gibi nedenlerle Diş Hekimine başvurabilirler. Bu durumda dil bağından şüphelenen Diş Hekimi hastayı Çocuk Cerrahisi Uzmanına sevk eder.

Hastalarda emme güçlüğü, emme sırasında aşırı terleme, konuşma bozuklukları (özellikle l, z, ş, s gibi sesleri çıkaramama), alt çenede öne gitme (prognatizm) gibi semptomlar bulunduğunda bir Çocuk Hastalıkları Uzmanı yada Çocuk Cerrahisi Uzmanı tarafından muayene olmalıdırlar.

Makaleyi faydalı buldun mu?
6
0
Makeleyi Paylaşın

Dil bağı ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Dil bağında dilin altındaki frenulum dilin hareketliliğini sınırlandırır. Bu durum özellikle dil altı bağı kısa ve kalın olanlarda görülür. Sınırlanan dil hareketleri konuşmayı da etkiler. Hastalar l, z, s, ş gibi harfleri içeren kelimeleri söylemekte zorlanır. Bu durumdan şüphelenilen kişilerde muayene olunmasında fayda vardır.

Bebeklerde dil altı bağı yenidoğan muayenesinde (doğumdan hemen sonra) ya da daha ileri aylarda yapılan muayenelerde rastlanabilir. Bu durum bebeği sıkıntıya sokmayacak düzeyde ise (asemptomatikse) tedavi uygulanmasına gerek yoktur. Ancak bebekte beslenme ve konuşma problemlerine yol açıyorsa tedavi edilmelidir.

Yenidoğan döneminde saptanan dil altı bağı için karşıt görüşler bulunmaktadır. Kimi hekimler hemen tedavi uygulanmasından yana olsa da kimi hekimler bağın hastaya ne kadar etki ettiğini bekleyip görmekten yanadır. Sonuç olarak tedavi zamanına hekim ve ebeveynler beraber karar vermelidirler.

Dil altı bağında uygulanacak tedavi metodu bağın cinsine göre değişiklik gösterir. Uzun ve ince, zarımsı bağlarda frenotomi işlemi ile genel anesteziye gerek kalmadan bölgesel anestezi ile sadece ufak bir kesi sonucu iyileşme sağlanabilir. Ancak kalın ve kısa dil altı bağına sahip kişilerde frenuloplasti işlemi ile tedavi uygulanır. Bu işlemde kişiye genel anestezi verilerek dil altı bağı kesilir ve kesilen bölgeye vücut tarafından emilen dikişler atılır. Hasta bir gün boyunca hastanede yatar.