Defibrilatör Nedir?

Defibrilatör, kalp organının normal dış atımını yeniden normal bir kalp ritmi şekline döndürmeye sağlayan bir cihaz, tıbbi bir araçtır.

Defibrilatör, kalp organının normal dış atımını yeniden normal bir kalp ritmi şekline döndürmeye sağlayan bir cihaz, tıbbi bir araçtır. Bu noktada fibrilasyona (kalpte çok düzensiz şekilde gelişen ritim bozukluğu) uğramış olan ya da yeni durmuş şekildeki kalp için elektrik enerjisi şok şeklinde verildiği zaman kalp dışarıdan müdahale ile uyarılır ve kasılır. Kalp üzerine defibrilatör cihazıyla şok verilebilmesi amacıyla kalbin ya fibrilasyonda ya da ventriküler flatter olması gerekmektedir. Bu anlamda bu cihazların kalp üzerindeki VF/VT tipi ritim bozukluğunun tedavi edilmesinde kullanıldığı görülmektedir.

Defibrilatör cihazlarının ilk tasarlanmış olan versiyonları, 1899 senesi itibariyle İsviçre’de Cenevre Üniversitesi bünyesindeki iki tane fizyolog kişi tarafından ortaya çıkarılmıştır. Bu fizyologların isimleri Frédéric Batelli ile Jean Louis Prévost şeklindedir. Küçük elektrik şokları uygulamasının köpekler üzerinde ventriküler fibrilasyona (ani kalp durmalarında gelişen başlangıç ritmi) yol açabileceğini ve buna karşın daha büyük olan yüklerin, bu olumsuz durumu tam tersine döndürebileceğini keşfetmişlerdir.

Defibrilatör cihazı, bir insanda ise ilk defa 1947 senesi itibariyle kullanılmıştır. Defibrilatör aletiyle ameliyat esnasında kalbi durmuş olan çocuğun kalbi üzerine iki kanattan iki tane metal kol yardımıyla şok verilmiştir. Bu sayede çocuğun kalbi yeniden çalıştırılmış ve ardından çocuk iyileşmiştir.

Defibrilatör aracı, fibrilasyona girmiş durumdaki kalbin normal ritmini yeniden kazanabilmesi amacıyla kalp üzerinde kısa süreli olarak yüksek değerde akım ileten bir tıbbi araç olarak kullanılır. Kısaca ise bir “elektro şok cihazı” şeklinde ifade edilir. Bu noktada bu cihaz, kalpteki normal atımı durdurur ve yeniden normal bir ritim olmasını sağlar ancak bu cihaz ile verilen şok, tamamıyla durmuş olan kalbe yapılamaz.

Defibrilatör Çeşitleri

Defibrilatör çeşitleri, hasta kişiye bağlanma biçimine göre iki gruba ayrılmaktadır. Bu noktada defibrilatörler, implant (iç) defibrilatörler ve dış defibrilatörler olacak şekilde iki sınıfta değerlendirilebilir.

Defibrilatör çeşitleri, öte yandan hasta kişiye verilen enerjinin dalga biçimine göre de farklı gruplara ayrılmaktadır. Buna göre hastaya verilen enerjinin dalga biçimine bağlı olarak bu cihazlar şu çeşitlere ayrılır:

  • Lown dalga şekilli defibrilatörler,
  • Monofazik (tek evreli) dalga şekilli defibrilatörler,
  • Gecikmeli dalga şekilli defibrilatörler,
  • Trapezoidal (yamuk) dalga şekilli defibrilatörler,
  • Bifazik (çift/iki evreli) dalga şekilli defibrilatörler.

Defibrilatör Hangi Durumlarda Kullanılır?

Defibrilatör cihazının kullanıldığı durumlar, acil müdahale gerektiren birtakım durumlardır. Hemen her hastanede ve her bölümü içerisinde bu cihazlar bulunur. Genellikle de acil serviste kullanılan bir cihazdır ve bu cihaz, hastanın kalbini fibrilasyon durumundan çıkarabilme işlemini yapmaktadır. Kısaca defibrilatör kullanımındaki amaçlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Kalpteki elektriksel sinyallerin görüntülenebilmesi için,
  • Durmuş kalpten ya da durmak üzere olan kalpten belli bir miktar kadar ve belli bir süre boyunca elektrik akımı aktarılması için,
  • Kalbe elektrik şoku verilerek hastanın kalbinin yeniden normal kalp ritmine döndürülmesi için kullanılır. 

Defibrilatör Kullanımı Nasıl Olur?

Defibrilatör kullanımı, defibrilatör cihazının çeşidine göre değişmektedir. Buna göre AED/otomatik defibrilatörlerin kullanımı için şu adımlar takip edilir:

  • Tek kullanımlık olan pedler, hasta kişinin çıplak olan göğüs bölgesine yapıştırılır. 
  • Sonrasında cihazın kalp ritim hızını analiz etmesi (EKG) beklenmektedir.
  • Cihaz, eğer defibrilasyon öneriyorsa bu durumda şu iki seçenekten biri uygulanır ve şok müdahalesi yapılır:

-Cihaz, eğer yarı otomatik özellikliyse “defibrilasyon” düğmesine basılır.

-Cihaz, eğer tam otomatik özellikliyse cihazın kendi kendine çalışması ile şok gerçekleşmiş olur.

Defibrilatör kullanımı için takip edilmesi gereken defibrilasyon aşamaları ise genel olarak şu şekildedir:

  • Defibrilatör cihazı çalışır şekle getirilir.
  • Monitör üzerinden kalp ritmi takip edilir, değerlendirilir.
  • Enerji select butonu üzerinden defibrilasyon için enerji seçilir.
  • Lead select yazılı botun ise paddle durumuna getirilir.
  • Bu aşamada oksijenin uzak tutulması sağlanır.
  • Hastanın göğüs bölgesi üzerinde paddle uygulanacak olan alan ise jellenir. 
  • Ardından ise paddle (bir tip elektrot) kısımları, hasta göğüs bölgesinde jellenmiş alana yerleştirilir.
  • Şok uygulaması gerçekleştirilir. 

Defibrilasyon Yan Etkileri

Defibrilasyon yan etkileri, defibrilasyon çeşitlerine göre de değişmekle beraber şu tip komplikasyonlar olarak ortaya çıkabilir:

  • Monofazik defibrilatörler ile hastaya verilmiş olan yüksek seviyedeki şok dalgaları, hastalarda göğüs bölgesinde yanma gibi bazı yan etkilere neden olabilir.
  • Bifazik defibrilatörler ile verilen dalgaların, monofazik cihazların dalgalarına nazaran daha az seviyede enerji verdiği ve bu sayede daha başarılı ve daha az zararlı olan defibrilasyon sağladığı görülmüştür. Daha az düzeydeki enerji kullanılarak aynı neticeye varılabildiğinden dolayı yanık, yanma gibi istenmeyen bazı komplikasyonlar da azalmış olur.
  • Emboliler (Kanla taşınmış yabancı cismin bir damarı tıkaması hali), aritmi (kalp ritim bozukluğu) gelişmesi ve lokal (bölgesel) yanıklar, elektriksel şok tedavileri ardından görülen en sık komplikasyonlardır. 
  • Ayrıca nadir de olsa kalbin kasılma işlevi etkilenebilir ve akciğer ödemi tablosu meydana gelebilir. 

Bebeklerde Defibrilasyon Tedavisi

Pediatrik defibrilasyon tedavisi, farklı defibrilasyon cihazları ile uygulanabilir. Bebek ve çocuk yaştaki hastalarda, bifazik veya monofazik dalga şekline sahip olan manuel cihazlar ya da otomatik eksternal defibrilatörler ile gerekli durumlarda defibrilasyon yapılabilir.

Pediatrik hastalar üzerinde otomatik defibrilatör cihazlar kullanılacaksa bu aletler, çocuklar üzerinde kalp arrest (kalbin pompalama yapamaması sonucu kalp durması) ritimlerini doğru şekilde tanıyabilmelidir. Ayrıca enerji seçimi noktasında kolay bir şekilde çocuklara yönelik olan enerji seviyelerini de ayarlayabilmelidir.

Bebeklerde defibrilatör kullanımı konusunda en uygun olan defibrilasyon dozunun ne olduğu bilinmemektedir. Güvenli şekilde defibrilasyon uygulaması açısından en düşük ve en yüksek olan etkili doz konusunda çeşitli veriler vardır. Ayrıca bebek ve çocuk hastalarda otomatik olan defibrilatör cihazlar, belirgin şekilde yan etkiler göstermeden kardiyak uygulamalara müsaade etmekte, başarılı sonuçlar vermektedir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
1
0
Makeleyi Paylaşın

Defibrilatör ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Otomatik eksternal defibrilatör cihazları, aniden kalp durması sırasında, hasta kişiye elektrik şoku uygulanması için tasarlanmış olan cihazlardır. Bir diğer ifadeyle bu tip bir durumda hasta kişiye defibrilasyon gerçekleştirilmesine yarayan araçtır. Bu otomatik defibrilatör cihazları ise hem hafif hem kullanışlı hem de başarılı sonuç veren hayat kurtarıcı tıbbi araçlardır.

Bifazik defibrilatör, diğer adıyla “Bifazik Eksternal Defibrilatör” olarak da geçer. Fibrilasyon haline girmiş durumdaki hasta kalbinin, bozulmuş ritminden normal ritmine dönebilmesi amacıyla kullanılan bir cihazdır. Bu noktada normal ritmini yeniden kazanabilmesi amacıyla kalp üzerine kısa süreli olarak ama yüksek seviyede akım vermektedir. Kısaca bir elektro şok cihazı çeşidi olarak kullanılmaktadır. Çift fazlı şekilde, yani iki evreli biçimde çalışır. Bu cihaz ile enerji verilirken hasta kişi nötr durumdadır.

Monofazik defibrilatör cihazlar, kardiyak aritmi sorunlarını ortadan kaldırmak amacıyla 360J enerji sağlayabilmek için sabit tipte bir akım kullanmaktadır. Bu noktada bifazik defibrilatör cihazlar, otomatik ya da manuel şekilde akım gücünü kontrol edip ayarlayabilirken bu monofazik cihazlardan çok daha az seviyede güç harcamaktadırlar. Ancak monofazik cihazlar, daha fazla güç harcamaktadır. Ayrıca monofazik defibrilatörler, tek evreli ve tek fazlı biçimde enerji verirler.

Defibrilatör çalışma prensibi konusunda her defibrilatör cihazının prensiplerinin aynı olduğu görülmektedir ancak hastaya verilecek olan akımın miktarında değişiklik olmaktadır. Kalp üzerine ne kadar yakın mesafeden şok uygulaması gerçekleştirilirse, uygulanması gerekli olan akım düzeyi de bir o kadar küçük seviyede olmalıdır. Özellikle önceki dönemlerdeki defibrilatörler, çalışma prensipleri açısından daha tehlikeli komplikasyonlara yol açabildiği için 1960 sonrasında DC defibrilatörler geliştirilmiş ve çalışma prensiplerine bağlı olarak daha başarılı sonuçlar elde edilmiştir. 1960 öncesinde ise defibrilatör cihazları, AC enerji tipinde üretilmekteydi. Bunlar ise ventriküler fibrilasyon (ani kalp durmalarındaki başlangıç ritmi) gibi tehlikeli sonuçlar getirebilmekteydi.

Defibrilatör kullanımı, hastanın kalbinde bazı acil durumların gelişmesi sırasında devreye sokulur. Buna göre hasta kişide kalbin ritmini bozan ya da etkileyen ve hayati tehdit oluşturan şu tip durumların gelişmesi ardından tedavi amaçlı olarak kullanılmaktadır: Kardiyak aritmi (Kalp ritim bozukluğu), ventriküler flatter , ventriküler fibrilasyon (Ani kalp durmalarındaki başlangıç kalp ritmi). Bu sağlık sorunları, acil müdahale gerektirir ve hastaya defibrilatörler ile acil şok tedavisi uygulanır.