Böbrekte Kist

Böbreğin yüzeyinde veya içinde, hava veya sıvı dolu keseler, Böbrekte Kist olarak tanımlanırken tedavisi için cerrahi yöntem kullanılır.

Böbrekte Kist Nedir?

Böbrekte kist oluşumu böbreğin yüzey veya iç kısmında görülebilir. Oluşan kistler içleri hava veya sıvı dolu kese benzeri yapılardır. Bu kistler çok küçük boyutta olabileceği gibi büyüyüp çevre dokulara bası yapma ihtimali de vardır. Büyüklüğüne göre görülen semptomlar değişkenlik gösterir.

Büyük kistler bası sonucu bel ağrısı oluşturabilir, çevre dokuda basıdan dolayı kanamaya neden olabilir, kist içerisinde kanama görülebilir, böbreğin idrar toplayıcı kanallarını etkileyip kanlı idrara neden olabilir. Çoğunlukla kistler iyi huyludur. Fakat kanserleşme riski de söz konusu olabilir. Bu nedenle her ihtimale karşı büyüyen kistler cerrahi girişimle alınmalıdır. 

Böbrekte kistler çoğunlukla başka bir hastalık araştırılırken tesadüfi fark edilirken bu kistlerin oluşumu çoğunlukla bilinmemektedir. Fakat böbrekte kistlerin oluşumuna neden olabilecek birçok altta yatan esas hastalık mevcuttur. Yaş ile birlikte kistlerin görülme sıklığı artar.

Böbrekte Kistin Belirtileri Nelerdir?

Böbrekteki kistler başlangıçta çok küçük boyutlu olduğu için semptom vermezler. Zaman içerisinde büyüyen kistler bel çevresinde ağrı oluşturarak kendini belli eder. Bazı hastalarda büyük kistler olmasına rağmen hiç semptom göstermeyebilir, ultrasonda kitleye rastlanırsa ileri tetkiklerle böbrekte kist olduğu anlaşılır.

  • Bel ağrısı, kistlerin büyüklüğünün artması ile böbrek içine ve çevre dokuya bası sonucu görülür.
  • İdrarda kan görülmesi kistlerin böbrek içindeki dokuyu hasara uğratması ile ortaya çıkar.
  • İdrar yaparken yanma
  • Yüksek tansiyon, büyük kistlerin böbrekte renin salgısını artırmasıyla kan basıncını yükseltmesi olayıdır. Kistler böbreğe gelen kan akımını engeller, kan basıncı böbrek tarafından düşük algılanır ve kan basıncını yükseltmek amacıyla renin salgısı sürekli artar. Hastalarda yüksek tansiyon, çarpıntı gibi şikayetler görülür.
  • Baş ağrısı, yüksek tansiyon oluşumuna bağlı olarak görülür.
  • Karın ağrısı
  • İdrar yolu enfeksiyonu
  • Enfeksiyondan kaynaklanan ateş
  • Mide bulantısı, kusma büyük kistlerin çevre dokuya basısı sonucu oluşur.
  • Sırt ve üst karın bölgesinde ağrı

Böbrekte Kist Oluşumunun Nedenleri Nedenleri?

Böbrekte kistler birçok farklı nedenle ortaya çıkar. Sayı, büyüklük ve her iki böbreği tutma/tutmama açısından farklılık gösterirler. En sık karşılaşılanı basit kistlerdir. Basit kistlerin oluşum nedenleri bilinmemekle birlikte yaş faktörünün kist oluşum sıklığını arttırdığı bilinmektedir.

Basit kistler dışında sıklıkla genetik olarak yatkınlık gösteren kistler ön plana çıkar. Ailede kist hikayesi kist oluşum riskini önemli ölçüde arttırmaktadır. Basit kistler diğer kistik hastalıklardan farklı olarak böbrek fonksiyon bozukluğuna neden olmaz.

Başka bir organda görülen kistler, örneğin karaciğer, pankreas gibi, böbrekte kist oluşum riskini arttırmaktadır. Bunun altında yatan sistemik polikistik hastalıklardır. Çoğunluğu genetik geçişli olan bu sistemik hastalıklar birçok organda kist oluşturur, sıklıkla böbreklerde de kist oluşumuna neden olur.

Kullanılan bazı ilaçların da tedavi edilen kistlerin yeniden oluşumuna neden olduğu bildirilmiştir. Böbrek nakli yapılan hastalarda siklosporin gibi ilaçların kullanımıyla kistlerin tekrar baş gösterdiği vakalar vardır.

Edinsel oluşumlu kistler de vardır. Yani kist oluşumuna yatkınlık veya ailede kist hikayesi yokken hastada diyaliz tedavisi esnasında oluşumlu kistler vardır. 3 yılı aşkın diyaliz tedavisi gören hastalarda kist oluşum riski %50’den fazladır. Bu hastalar her yıl kist açısından taranmalıdır.

Ailede kist hikayesi, hastada kistlerin oluşumunu anlamak için önemlidir. 

Böbrekle birlikte birçok organda kist oluşumuna neden olabilecek birçok genetik hastalık vardır;

  • Von Hippel-Lindau hastalığı (genetik geçişli olup birçok organda kistlere neden olur)
  • Otozomal baskın polikistik böbrek hastalığı, (genetik olarak baskın geçişlidir, birden fazla organda kist oluşumuna neden olur)
  • Otozomal çekinik polikistik böbrek hastalığı (genetik olarak çekinik geçişlidir)
  • Medüller sünger böbrek (böbreğin iç kısmında bulunan medullada idrar toplayıcı kanalların gelişim bozukluğu ve kistik oluşumlar ile karakterize genetik hastalık)
  • Medüller kistik hastalık kompleksi (kistler idrar toplayıcı kanallardan kaynaklanır, iki böbrek de etkilenir ve böbreklerin yüzeyi granüler görünümdedir)
  • Glomerülokistik böbrek hastalığı (bildirilen olgular çoğunlukla bebeklerde ve çocuklardadır, kistler böbreğin içerisindeki glomerüllerde görülür) gibi hastalıklar genetik geçişli olup böbrekte ve birçok organda kistlere neden olabilirler.

Basit Kistler

Böbrekte kistik hastalıklar içerisinde en sık karşılaşılan tiptir. İleri yaş grubunda görülme sıklığı fazladır. 50 yaş üzerinde ürolojik nedenler dışında yapılan bilgisayarlı tomografide 4 hastadan 1’inde böbrek kisti saptanır. Basit kistlerin oluşumuna ve gelişimine neden olan sebepler kesin olarak ortaya konulamamıştır. Fakat bazı görüşlere göre böbrek içerisindeki böbrekte bulunan idrar toplayıcı kanalların tıkanıklığı kist oluşturan nedendir.

Basit kistler çoğu kez tesadüfen saptanır. Başlangıçta belirti göstermez ancak büyüdükleri zaman ağrıya neden olabilirler. Belirti göstermeyen kistler için tedavi uygulanmaz. Basit kistler diğer kistik hastalıklar gibi böbrek fonksiyonlarını bozmaz ancak kist içerisinde kanama ve enfeksiyon riski vardır.

Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı

Genetik geçişli olan bu hastalık en yaygın kalıtsal böbrek hastalıklarındandır. Erkek ve kadında eşit oranda ve 400-1000 canlı doğumdan birinde saptanmaktadır. Genetik olarak baskın geçişlidir, anne veya babadan birinde bu hastalığın görülmesi doğacak çocuklarında görülme riski %50 oranına taşır. Son dönem böbrek yetersizliğinin %8-10’undan sorumludur. Böbrek dışında birçok organda kistler oluşturduğu için sistemik bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığında iki böbrek de şeklini koruyarak normal büyüklüğünü aşmıştır ve boyutları farklı olan çok sayıda kistler barındırır. Oluşan kistler gözle görülemeyecek kadar küçük olmalarının yanında 10 cm aşan çaplara da sahip olabilirler. Kistlerin içi açık renk berrak bir sıvı ile doludur fakat enfeksiyon durumlarında sıvının rengi değişebilir. Kistler doğumdan önce anne karnında oluşmaya başlar.

Erken yaşlarda bulgu vermez. Yaş ilerledikçe semptomların görülme sıklığında artış olur. Kistler başlangıçta ağrı, idrar yolu enfeksiyonu, gözle görülür şekilde kanlı idrar yapma ve tesadüfi saptanan tansiyon yüksekliği olabilir. En sık görülen semptomlar ağrı ve kanlı idrardır. Kistin büyüklüğü ile ağrının şiddeti doğru orantılıdır. Kistlerin duvarının çatlaması idrarda kan görülmesine neden olur. Bu hastalarda böbrek taşı gelişimi riski %20’dir. Böbrek taşı da tıkanıklık oluşturarak idrarda kan görülmesine neden olabilir.

Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığında boşaltım sistemi enfeksiyonları sıktır. Bu enfeksiyonların çoğu alt boşaltım sistemi yani idrar yolu enfeksiyonlarıdır. Bunun dışında böbreğin enfeksiyonu ve kist enfeksiyonları da görülebilir. Enfeksiyon oluşma riski kadınlarda daha fazladır.

Böbrekte büyüyen kistlerin böbrek içerisine ve çevre dokuya bası yapması sonucu böbreğe gelen kan akımının azalmasıyla, vücutta kan basıncını düzenleyen renin-anjiyotensin-aldosteron sistemi aktifleşir. Böbreklerden salgılanan renin kan basıncını yükseltmeye yönelik vücutta etkileşimlere neden olur. Aldosteron hormonunu salgılatır, bu hormon vücutta suyun atılımını azaltır, su tutar. Reninin fazla salgılanmasıyla bu hastalarda tansiyon yüksekliği görülür. Çocuklarda tansiyon yüksekliği görülme riski %30 iken yetişkinlerde bu oran %60’tır. Böbrek yetersizliği gelişen hastalarda yüksek tansiyon riski %80’in üzerindedir.

Polikistik böbrek hastalığı böbrek dışında birçok sistemi etkilediği için sistemik hastalık olarak kabul edilir. Kalp damar sistemi ve sindirim sistemini tutar. En sık görülen böbrek dışı kistler karaciğer kistleridir. Karaciğer kistleri de kadınlarda daha sıktır. Kadınlarda östrojen kullanımı karaciğer kistlerini arttırmakla birlikte gebelik sayısı da olumsuz etkilemektedir. Yaş ilerledikçe karaciğerde kistlerin sayısı ve büyüklüğü artar. Kist kaynaklı karaciğer enfeksiyonları olabilir. Karaciğer toplardamar sisteminde basıncın artışı, asit, Budd-Chiari sendromu gelişebilir.

Karaciğer dışında, daha nadir olarak, dalak ve pankreasta da kistler görülebilir. Ayrıca, akciğer kistleri, araknoid kistleri yani beyindeki kistler, testis ve vezikula seminalis kistleri otozomal dominant böbrek kisti hastalarında diğer insanlara göre daha sık gelişir. Kasık fıtığı gelişme oranları da bu hastalarda daha fazladır.

Otozomal dominant polikistik böbrek hastalarında sık rastlanan böbrek dışında görülen bulgulardan birisi de kalın bağırsak divertikülleridir. Kalın bağırsağın duvarından dışarı doğru çıkıntı yapan anormal bir kese, fıtıklaşma şeklinde görülür. Özellikle hemodiyaliz alan otozomal dominant böbrek kistli hastalarda bu fıtıklar daha sık görülür.

Polikistik böbrek hastalarında kalpte de birtakım bozukluklar görülür. Aort ile ilgili bozukluklar sık görülmekle birlikte hastada yüksek kan basıncından dolayı sol kalp büyümesine rastlanır.

Otozomal dominant polikistik böbrek hastalarında kafa içi anevrizmalar görülebilir. Yani kan damarlarının duvarlarının zayıflaması sonucu damarın balon gibi şişmesi olayıdır. Bu olay gelişme riski sağlıklı insanlara göre 5 kat fazladır. Yüksek tansiyon anevrizma riskini artıran faktörlerdendir.

Otozomal Çekinik Polikistik Böbrek Hastalığı

Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığına göre nadir görülür ve genetik olarak çekinik geçişlidir. Yani anne veya baba bu gen açısından taşıyıcı olabilir, semptom ve hastalık göstermezken çocuklarında %25 ihtimal anne ve babadaki bu çekinik genler bir araya gelip hastalık tablosu ortaya çıkarabilirler. 10000-40000 canlı doğumdan 1’inde görülür. Çoğu kez yaşamın ilk yıllarında rastlanır fakat ergenlik çağı ve ileri yaşta da karşılaşılan durumlar vardır.

Otozomal resesif polikistik böbrek hastalığında 2 böbrek de etkilenir. Çapları genellikle 2 mm’in altında olan kistler görülür. Böbrekler büyümüştür fakat şekillerini korur. Bu hastalarda karaciğer normal görünmekle birlikte mikroskobik olarak safra kanallarında genişleme, dokuların artması, portal alanda genişleme ve yara oluşumu gözlenir. Zamanla karaciğer büyümesi gözlenir.

Fizik muayenede her 2 böbrek de elle hissedilir. Karaciğer büyümesi sıktır. Portal hipertansiyon yani karaciğere giren ve çıkan damarların bir şekilde küçülmesi veya daralmasıyla karaciğer içi tansiyon yüksekliği gelişebilir, buna bağlı olarak dalak büyümesi de gözlenir. Portal hipertansiyon sonucu gelişen yemek borusu kanamaları ve mide varislerinin kanamaları önemli ölüm nedenlerindendir. Çoğu vakada yüksek tansiyon vardır. Boşaltım sistemi enfeksiyonları da görülebilir.

Otozomal resesif polikistik böbrek hastalarında yüksek tansiyon, böbrek yetmezliğinin geciktirilmesi ve kalp damar sisteminin korunması adına mutlaka düzeltilmelidir. Son dönem böbrek yetmezliğine giren hastalarda böbrek nakli önem arz etmektedir. Bazı olgularda karaciğer nakli de gerekebilir.

Von Hippel-Lindau Hastalığı

Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı gibi birçok organda kist gelişimine neden olan kalıtsal bir hastalıktır. Genetik olarak baskın geçiş gösterir. Erkek ve kadında rastlanma sıklığı eşittir ve 30000-50000 canlı doğumda 1 rastlanır. Von Hippel-Lindau hastalığında sıklıkla gözler, merkezi sinir sistemi, pankreas, böbrek üstü bezler, sperm kanalları ve böbrekler etkilenir. Retinal kan damarı tümörleri bu hastalık için tipik bulgudur ve erken dönemde karşılaşılır..

Böbrekte çoklu kist oluşturur. 2 böbrekte de çok sayıda kist oluşturduğu için otozomal dominant polikistik böbrek hastalığıyla karışır. Başlangıçta semptom göstermez ilerleyen durumlarda kendini belli eder. Böbrek kanseri gelişme riski bu hastalarda çok yüksektir. Yaklaşık olarak %35-75 oranında rastlanır. Bu hastalarda önemli bir ölüm nedenidir. Ölümlerin %50’sinden sorumludur. Genç yaşta böbrek kanseri saptanan ve ailesinde böbrek kisti, tümörü hikayesi olan hastalar, Von Hippel-Lindau hastalığı açısından incelenmelidir.

Böbrek dışında bu hastalıkta pankreasta kistler, kan damarı tümörleri, salgı içeren bez dokularından gelişen tipte tümörler görülebilir. Böbrek üstü bezinde de tümör oluşabilir. Bunlar içinde feokromasitoma gelişimi sıktır. Feokromasitoma böbrek üstü bezinin adrenalin benzeri etki gösteren epinefrin- norepinefrin üreten hücrelerinden kaynaklanan tümördür, yüksek kan basıncı ve yüksek tansiyona neden olur. VHL hastalığına sahip olan tüm hastalar cerrahi girişim öncesi feokromasitoma açısından taranmaları gerekir.

VHL hastalığı otozomal dominant polikistik böbrek hastalığıyla çok sık karışır. VHL ile gelen hastaların yarısı sadece tek bir bulgu ile gelir. Otozomal dominant polikistik böbrekte ağrı, idrar yolu enfeksiyonu, kanlı işeme sık görülür ve sıklıkla bir arada görülür. Bu bulgulara eşlik eden her 2 böbreğin de büyümüş kistik böbrekler haline gelmesi ve ailede daha önce görülmüş olması otozomal dominant polikistik böbreği doğrular. VHL hastalığına göre karaciğer kistleri sık, pankreas kistleri seyrek rastlanır. VHL hastalarının %70'inde böbrek kistleri ile birlikte pankreas kistleri de görülür.

Von Hippel-Lİndau hastalığına sahip olanlara yaşam boyunca tümör taraması yapılmalı ve takip edilmelidir. Doğumla birlikte her yıl fizik muayene ve göz incelemesi yapılmalıdır. 10 yaşından itibaren sinir sistemi görüntüleme taramasıyla birlikte 18 yaşından itibaren de karın içi görüntüleme mutlaka düzenli olarak yapılmalıdır. Böbrek kanserlerinin tedavisi cerrahidir. Böbrek nakli ile de başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Böbreğin Edinsel Kistik Hastalığı

Böbreğin edinsel kistik hastalığı, polikistik böbrek hastalıkları dışındaki nedenlere bağlı kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda böbrek kistlerinin gelişmesidir. Kistler çok sayıda ve her 2 böbrekte de olabilir. Diyaliz tedavisi gören hastalarda görülme sıklığı artar. 3 yıldan fazla süren diyaliz tedavisi alan hastaların yarısından fazlasında böbrek kistleri gelişir. Erkeklerde görülme sıklığı kadınlara göre daha fazladır.

Edinsel kistler 0.5 cm’den küçük olmakla birlikte 2-3 cm’i de aşabilir. Hastalık başlangıçta semptom vermez fakat ilerleyen zamanlarda kistlerin büyümesi ile bel ağrıları, enfeksiyonlar, kist içine kanama, kanlı idrar ve kanser görülebilir. Kanser gelişme riski erkeklerde yine daha fazladır. Kistte kanama böbreğin içerisine doğru olabileceği gibi karın içine de kanama gösterebilir.

Tanı için ultrason ve bilgisayarlı tomografi kullanılır. Polikistik böbrek hastalığı olmayan kronik böbrek hastalarında her böbrekte birden fazla kistin görülmesi veya böbreğin kistler nedeniyle %25’inden fazlasını etkilenmesi halinde tanı konulabilir. Böbrek boyutlarının küçülmüş olması, ailede görünmüyor olması ve diğer organlarda kist görülmemesi otozomal dominant polikistik böbrek hastalığından ayırt ettirir. Kanser gelişimi riski açısından 3 yılı aşkın diyaliz tedavisi alan hastalarda her yıl tarama önerilir. Böbrek nakli ile kistler gerileyebilir. Bazı ilaçlar kistlerin oluşumunu tetikleyebilir.

Böbrekte Kist Teşhisi

Sıklıkla bel ağrısı ve kanlı idrar yapma şikayetleri ile başvurulan kistik hastalıklarda kullanılan yöntem ultrasonografidir. İnceleme esnasında görülen şüpheli kitle kist açısından önemlidir. Ayırt etmek için bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans (MR) kullanılır.

Böbrek kisti olan hastalarda mutlaka aile öyküsü alınmalıdır. Gerekirse genetik incelemelerle kiste sebebiyet veren altta yatan kistik hastalık bulunabilir. Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı, Von Hippel-Lindau hastalığı gibi böbrek dışında diğer organlarda kist oluşturan hastalıklarda da bu riskler açısından genel bir tetkik yapılmalıdır.

5 cm’den küçük basit kistler tedavi edilmez fakat her yıl ultrasonla takip edilmelidir.

Böbrek kistleri kanserden ayırt edilmelidir. Basit kistler iyi huylu ve zararsızdır fakat böbrek kanserlerinde de ultrasonografik görüntü kiste benzeyebilir. Hastalığın gidişatı açısından iyi ayırt edilmelidir.

Böbrekte Kist Tedavisi

İyi huylu olduğu bilinen ve büyüme eğiliminde olmayan 5 cm’den küçük kistler için yıllık düzenli takipler önerilir. Bu kistler böbrek fonksiyonlarını bozmadığı için ve hastada rahatsızlık hissi vermediği için tedavi uygulanmaz. Fakat takiplerde büyüme eğiliminde olan kanser eğilimli kistler mutlaka cerrahi girişimle çıkarılmalıdır. 

Cerrahi olarak en sık kullanılan laparoskopik yöntemdir. Bu yöntemle anestezi altındaki hastaya küçük kesiler ile kiste ulaşılır, kistin içi boşaltılır ve duvarıyla birlikte çıkarılır. Kist içerisinden alınan sıvı patolojik açıdan incelenmelidir. Kist duvarı alındığı için tekrar oluşma ihtimali düşüktür fakat genetik yatkınlıktan dolayı tekrar kist oluşabilir, bu hastalar takip edilmelidir. Bu ameliyat ile ciltte büyük kesiler veya kas kesileri olmadığı için hastanın ameliyat sonrası dönemi çok rahat geçmektedir.

Özellikle polikistik böbrek hastalığında sıklıkla rastlanan yüksek tansiyon tedavi edilmelidir. Bunun için ACE inhibitörleri kullanılabilir.

Son dönem böbrek yetmezliğine giden kistik hastalıklar veya böbrek kanserlerinde böbrek nakli gerekebilir.

Çoklu organ kistleri oluşturan hastalıklarda diğer organlar mutlaka taranmalıdır. Böbrek kistlerine eşlik eden karaciğer veya pankreas kistleri için dahiliye uzmanına başvurulmalıdır. Kistin durumuna göre cerrahi tedavi planlanır. İlerlemiş kistlerde karaciğer nakli uygulanabilir.

Böbrekte Kist Tedavi Edilmezse

Böbrekte oluşan basit kistler çok büyük boyutlara ulaşmadığı sürece zararsızdır. Fakat büyüdüğü zaman hem böbreklere hem çevre dokulara bası uygulayarak zarar verebilir. Karın içi kanamalara sebebiyet verebilir. Büyük kistler böbrek fonksiyonlarını bozar. İdrar yolu ve üriner sistem enfeksiyonlarına neden olur.

Yüksek renin salgısı nedeniyle kan basıncı yükselir, hastada yüksek tansiyon oluşur. Buna bağlı olarak hastada geçmeyen baş ağrıları, çarpıntılar görülebilir.

Kötü huylu kistler ilerleyen dönemlerde kanserleşmeye gidebilir. Son dönem böbrek yetmezliğine neden olabilir.

Bebeklerde Böbrekte Kist

Genetik hastalıklardan bir kısmı, otozomal resesif böbrek hastalığı gibi, anne karnında kendini göstermeye başlar. İleri yaşlarda da ortaya çıkabilir. Anne karnında oluşumu başlayan böbrek kistine sahip bebekler böbrekleri elle hissedilecek kadar büyük ve kistlerle dolu şekilde doğarlar. Ciddi durumlarda büyük kistlerin diyaframa basısı sonucu solunum yetmezliği gelişir ve bu bebekler kaybedilir. Bu bebeklerde tedavi edilmeyen böbrek kistleri böbrek yetmezliğine götürür ve yaşama ihtimalini düşürür. Kistik böbrekli bebeklerde karaciğer de kist gelişimi açısından incelenmeli ve değerlendirilmelidir. Böbreklerden biri etkilenmemiş ve sağlıklıysa bebeğin sağlıklı bir yaşam sağlaması mümkün olabilir. 

Kistik böbrekli doğan bebeklerde üriner sistem enfeksiyonları da sıktır. Çoğunda yüksek tansiyon vardır. Karaciğer kistlerine ek olarak karaciğer büyümesi, portal yüksek tansiyon ve dalak büyümesi gözlenebilir.

Böbrek Kistleri için Hangi Doktora Gidilir?

Hastada bel ağrıları, idrar yolu enfeksiyonu, kanlı idrar gibi böbrek kaynaklı sorunlar ortaya çıktığı anda hastanın bir nefroloğa başvurması şarttır. Yapılan tetkikler ile böbrekte kist olduğu saptanan hastalarda uygun tedaviye başlanır.  Hastada aile hikayesi çok önemlidir. Gerekli olduğu koşullarda genetik inceleme yapılarak altta yatan hastalık tespit edilebilir.

Çoklu organ kistleri için hasta diğer branşlara yönlendirilmelidir. Çoğunlukla genetik görülen böbrek kistlerine karaciğer, pankreas kistleri de eşlik ettiği için dahiliye uzmanıyla birlikte çalışılmalıdır. Böbrek kanseri gelişen vakalarda uzman onkologla birlikte tedavi planlanır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
6
0
Makeleyi Paylaşın

Böbrekte kist ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Böbrek kistleri kendiliğinden geçmez. Kistlere yönelik ilaç tedavisi yoktur. Semptomsuz kistler için düzenli takip önerilir. Büyük kistler uzman doktor eşliğinde cerrahi olarak alınmalıdır.

Böbrek kistleri kendiliğinden geçmez. Küçük çaplı kistler kimi zaman aynı boyutta kalabilir, büyüme eğilimi göstermez fakat kendiliğinden küçülmesi söz konusu değildir. Düzenli olarak takip edilmelidir. Büyüklük açısından ilerleme gösteren kistler için tedavi uygulanmalıdır.

Böbrek kistlerinin gösterdiği semptomlar boyutlarına değişir. Küçük çaplı kistler başlangıçta semptom vermezken büyüyüp bası yapan kistler semptom oluşturmaya başlar. Böbreğe bası yapan kistler sıklıkla bel ağrısına neden olur. Çevre dokuya bası yapan kistler sırt ve karın ağrılarına da neden olabilir.

Küçük çaplı kistlerin patlama riski yok denecek kadar azdır. Normalde kistler kolay kolay patlama eğilimi göstermez. Mekanik şiddet, travma gibi ekstrem koşullarda patlama/yırtılma riski az da olsa vardır.