Azotemi

Azotemi, kandaki üre gibi azotlu ürünlerin, kreatinin ve vücuttaki diğer ikincil atık ürünlerin yükselmesi veya birikmesidir. Tedavide altta yatan nedene göre bir plan uygulanır.

Azotemi Hastalığı Nedir?

Azotemi, kandaki üre gibi azotlu ürünlerin, kreatinin ve vücuttaki diğer ikincil atık ürünlerin yükselmesi veya birikmesi olarak tanımlanan biyokimyasal bir anormalliktir. Aslında biyokimyasal bir terimi karşılar. Bununla birlikte azotemi akut böbrek hasarının son derece önemli bir belirtecidir.  

Akut böbrek hasarıyla beraber çeşitli bozukluklardan kaynaklanabilir. Üremi (kanda artmış üre), poliüri (fazla işeme), polidipsi (fazla susama), kusma, kilo kaybı, depresyon ve yetersiz böbrek fonksiyonunun diğer sekelleri (elektrolit ve asit-baz dengesi ve su dengesinde değişiklikler) gibi multisistemik problemlerle birlikte klinik akut böbrek hasarı için kullanılan terim olarak da bilinmektedir. Genellikle azotemi terimi bir hasta için kullanıldığında bu belirtiler klinik olarak görülebilir.  

Kan üre nitrojeni (BUN) seviyesinin ölçülmesi, uygun böbrek fonksiyonu olup olmadığının incelenmesinde yardımcı olabilir. Üre azotu, protein vücutta parçalandığında oluşan şeydir. Normal insan yetişkin kanı, her 100 ml (6 ila 20 mg/dL) kan başına 6 ila 20 mg üre nitrojen içermelidir. Bu değerler laboratuvarlar arasında değişebilir.  

Normal seviyelerin üzerinde olması konjestif kalp yetmezliği, gastrointestinal sistemde aşırı protein seviyeleri, gastrointestinal kanama, hipovolemi, kalp krizi, böbrek hastalıkları (glomerülonefrit, piyelonefrit ve akut tübüler nekroz dahil), böbrek yetmezliği, şok, ve vücutta idrar yolu tıkanıklığından kaynaklanabilir.  

Karaciğer yetmezliği, düşük protein diyeti, yetersiz beslenme ve aşırı hidrasyon nedeniyle normal seviyelerin altında olabilir. Bununla birlikte, karaciğer hastalığı olan kişiler için, böbrekler normal çalışsa bile kan üre nitrojen seviyesi düşük olabilir. 

Azotemi Türleri

Etkilenen böbrek sistemi alanına göre sınıflandırılan birkaç farklı azotemi türü vardır. Bu sınıflandırmanın yapılması bu terim için son derece önemlidir çünkü problemin neyden kaynaklandığı bilinirse sorun ancak öyle çözülebilir. Bu tipleri birbirinden ayırt etmenin bazı yolları vardır.  

Bu türler:

Prerenal Azotemi: Uzun süreli düşük kan basıncı veya düzensiz kalp fonksiyonu nedeniyle böbreklere kan akışının azalmasından kaynaklanan kanda fazla miktarda azot birikmesi durumudur. Bu, akut böbrek hasarının en yaygın nedenidir ve böbreklere normal kan akışı döndürülerek düzeltilebilir. Esasen sorun böbrekte değil böbreğin öncesinde oluşan problemlerdedir.  

Renal Azotemi: İdrarda nitrojen salgılama işlevini etkileyen böbreklere verilen hasarın neden olduğu kandaki fazla nitrojen bulunması durumudur. Sorun böbreğin kendisinden kaynaklanır.  

Aminoglikozid antibiyotikler, anti-fungal (mantar karşıtı) ilaçlar, kemoterapi ilaçları, biyolojik terapiler, ACE inhibitörleri (kan basıncı düzenlenmesinde kullanılan ilaç), IV kontrast dozları (vücut içerisine tıbbi görüntülemeye yardımcı olması için enjekte edilen boya) ve steroid olmayan anti iltihabi ilaçlar (ağrı kesiciler) dahil olmak üzere bu böbrek hasarına sebep olabilecek birkaç ilaç vardır. diyabet ve piyelonefrit bazı sağlık durumlarının da renal azotemiye sebep olabileceği bildirilmiştir.  

Postrenal Azotemi: İdrarın böbrek sisteminden atılmasını önleyen böbreklerden idrar yoluna doğru akışında tıkanmanın neden olduğu kandaki fazla nitrojendir. Bu, taş, enfeksiyon, tümör veya büyümüş prostat bezi gibi bir tıkanmanın sonucu olabilir. 

Azotemi Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Azotemi hastalığına bağlı olarak görülebilecek belirti ve şikayetler aşağıdaki gibi olabilir. Bu belirti ve şikayetler hastanın azotemi türüne göre değişebilir. Çünkü üç farklı türü olan bu tıbbi terimin gelişim mekanizmaları farklıdır.  

Bu belirti ve şikayetler:

  • Kişilerde oligüri veya anüri adı verilen durum meydana gelebilir. Normalde gün içerisinde 3 ila 5 kere idrara çıkan bir kişi idrara günde 1 kez çıktığını veya hiç çıkamadığını söyleyebilir.
  • İdrarınız koyu renkli veya kırmızı kanlı olabilir. Bu belirti ve şikayet tıbbi olarak önemsenmesi gereken hematüri adı verilen bir belirteçtir. Bu bir tıkanmaya veya bir enfeksiyona işaret edebilir. 
  • Bazı kişilerde idrar ağrılı bir şekilde yapılabilir. Buna ek olarak idrarın acil bir şekilde geldiği zamanlar da olabilir. Kişiler bunu ‘’tuvaleti kullanmak için bir anda hareketlenmem gerekiyor’’ olarak anlatır.  
  • Enfeksiyon varlığında ateş veya titreme olabilir. Bu vücudun sistemik olarak enfeksiyonla savaşabilmesi için verdiği bir yanıttır. Aslında enfeksiyonun değil de vücudun kendi kendine meydana getirdiği belirtilerdir.
  • Aşırı yorgun veya çok bitkin hissedebilirsiniz. Bu sebebi de enfeksiyon kaynaklı olabilir. Vücut enfeksiyon ile savaşırken kasa göndereceği enerjinin bir kısmını kısar ve enfeksiyon ile savaşmak için kullanır. 
  • Günlük aktiviteleri yapmak zor olabilir. Kişiler bu durumu ‘’dişimi fırçalayacak enerjim yok’’ olarak anlatır. 
  • Kaslarınız aşırı derecede zayıflayabilir. Bu durumda enfeksiyon ile savaşan vücuda enerji sağlanması için kasların enerjisinin azaltılması sonucu meydana gelir. Kişiler günlük yaptıkları yürüyüşleri ve benzeri aktiviteleri yapamazlar.  
  • Bacaklar ve ayaklar şişebilir. Bu böbreğin yeterince çalışamamasına bağlı olarak gelişen ödemdir. Ödemin sebebi albümin adı verilen proteinlerin kanda azalmasıdır. Kanda azalan albüminler sonucunda kandaki yoğunluk azalır ve dokular su çekere bu yoğunluk azaltılmasını kompanse ederler. 
  • Bazı insanlar da iştahsızlık gibi şikayetler de olabilir. Bu şikayetler genellikle birkaç gün sürebilir. 
  • Konsantrasyon kaybı, bilinç bulanıklığı veya nöbetler meydana gelebilir. Bu belirtiler kanda aşırı derecede artmış atık maddelerin belirtisidir. Bu aslında üremi adı verilen atık bir madde olan ürenin kanda normal seviyelerinin çok üzerinde bulunması sonucunda meydana gelir. 
  • Bazı kişilerde nefes darlığı da meydana gelebilir. Bu nefes darlığının sebebi üremiye bağlı olarak görülen akciğer plevrasının yaprakları arasında sıvı birikmesi sebebidir.  

Azotemi Hastalığı Nedenleri Nelerdir?

Azotemi üç farklı tür olarak incelenmesi sebebiyle üç farklı grubun farklı sebepleri olabilir.  

Prerenal Azotemi Nedenleri

  • Yoğun kan kayıpları böbreğe gelecek olan kan akımını azaltacağı için prerenal azotemiye sebep olabilir.
  • Şiddetli kusma gibi sıvı kayıpları prerenal azotemi sebebidir. 
  • Yanıklarda ciddi sıvı kaybı olacağı için prerenal azotemi görülebilir.
  • Konjestif kalp yetmezliği de böbreğe gidecek olan kan akımını azalttığı için azotemiye sebep olabilir.
  • Zatürre adı verilen pnömoniler sonucunda prerenal azotemi gelişebilir. 
  • Kanda enfeksiyonlar meydana gelmesi de azotemi sebebidir. 
  • Hipotermi adı verilen vücut sıcaklığının düşmesi durumlarında da prerenal azotemi görülebilir.  

Renal Azotemi Nedenleri

  • Renal azotemiye sebep olabilecek birçok durum vardır ancak bunlar arasında en sık görülenler akut tübüler nekroz ve glomerülonefretilerdir. Bu iki rahatsızlıkta farklı mekanizmalar meydana gelmektedir. Akut tübüler nekroz böbrek tübülleri adı verilen böbreğin önemli fonksiyonel birikimlerinde oksijen eksikliğidir. Bu sebeple tübüller fonksiyon kaybına uğrar.  
  • Glomerülonefritler ise böbreğin bir diğer fonksiyon birimi olan glomerüllerde meydana gelen iltihabi reaksiyonlardır. Bu iltihaplar sebebiyle böbrek atık maddeleri vücuttan uzaklaştırma görevine odaklanamaz.  
  • Renal azotemi gelişmesindeki bir diğer ciddi sebep ise ilaçlardır. Bazı ilaçlar nefrotoksik yani böbrek için zehirli olarak adlandırılır. Bu ilaçlardan en önemlileri aminoglikozid adı verilen antibiyotikler olabilir. Bununla birlikte bazı kanser tedavilerinde kullanılan kemoterapi ajanları da son derece nefrotoksiktir.  
  • Tümörler de böbreğin görevlerini yerine getirmesine engel olur. Bu tümörler genellikle böbreğin fonksiyonunu fiziksel basılar sebebiyle bozabilir. Tümörlerin konumu ve büyüklüğü azoteminin şiddetini etkileyebilir.  
  • Doğuştan bazı anomaliler de renal azotemi sebebi olabilir. Bu hastalıklar arasında böbreğin kistik hastalıkları ve yetersiz böbrek gelişimi gibi rahatsızlıklar olabilir.  

Postrenal Azotemi Nedenleri

  • Postrenal azotemi dendiği zaman akla ilk gelen durum böbrek ile idrarın çıkış noktası olan üretraya kadar olan bölgede meydana gelen tıkanıklıktır. Bu tıkanıklıkların birçok sebebi olabilir. En çok tıkanıklık sebebi böbrek taşları ve üreteropelvik (üreterin böbrekten çıktığı alan) darlıktır. Böbrek taşları hemen her yaşta görülebilirken üreteropelvik darlık yeni doğan bebeklerde en sık postrenal azotemi sebebi olarak bilinir.  
  • Bir kan pıhtısı da postrenal azotemi sebebi olabilir. Mesane adı verilen idrar torbasının boyun kısmında meydana gelen büyüme de postrenal azotemi sebebi olabilir. 
  • Tıkayıcı nedenler arasında tümörlerde bulunur. Boşaltım sistemi yollarında meydana gelen bir tümör basısı sebebiyle prerenal azotemi meydana gelebilir.  

Azotemi Hastalığı Teşhisi

Azotemi aslında bir laboratuvar teşhisidir. Hastanın kan değerlerine bakarak değerlendirme yapılabilir. Bununla birlikte azoteminin farkındalığının önemi altta yatan sebebin teşhis edilmesinden kaynaklanır. Bu sebeple teşhis azotemi türüne göre yapılmalıdır.

Prerenal Azotemi Teşhisi

Konjestif kalp yetmezliğinin teşhisi bir kardiyolog tarafından yapılan bazı tetkikler aracılığıyla yapılabilir. Bu amaçla elektrokardiyografi yani EKG olarak bilinen testten yardım alınabilir. Bununla birlikte kalbin büyüyüp büyümediği veya akciğerde sıvı varlığının araştırılması amacıyla göğüs röntgeni çekilebilir. 

Konjestif kalp yetmezliğinde kan tahlili de yapılabilir. Kalp yetmezliğinin belirtisi olabilecek kan elektrolitleri, kandaki üre, karaciğer ve tiroid fonksiyon testleri gibi belirteçlere bakılabilir. Bununla birlikte ekokardiyografi son derece etkin bir tetkiktir. EKO olarak bilinen bu yöntemde kalbin ultrasonografik görüntülenmesi yapılabilir. Bu testler ve tetkikler ile sık sık prerenal azotemiye sebebiyet veren konjestif kalp yetmezliğinin teşhisi bir kardiyoloji hastalıkları uzmanı ile yapılabilir. 

Hastalarda şiddetli yanıklar varsa prerenal azotemi gelişmesi muhtemeldir. Bu sebeple yanık ile ilgili acil başvurularında prerenal azotemi gelişimi açısından takip sağlanmalıdır. 

Prerenal azoteminin bir diğer sebebi olan sepsis yani kanda enfeksiyon da bazı kan tahlili belirteçleri ile teşhis edilebilir. 

Renal Azotemi Teşhisi

Akut tübüler nekroz ve glomerülonefritler adı verilen rahatsızlıklarda kan tahlili sonucunda yükselen üre ve diğer kan atıklarının miktarı genellikle bu durumlar için doktorları uyarır. Bu iki rahatsızlığın kesin tanılarının konabilmesi için böbrek biyopsisi gerekebilir. Böbrek biyopsisi almak yerine hastalarda genellikle direk tedaviye geçilebilir. Buna ek olarak bilgisayarlı tomografi gibi tıbbi görüntüleme yardımıyla da böbrekler incelebilir. 

Bununla birlikte renal azotemide hasta öyküsü son derece önemlidir. Renal azotemiye sebep olabilecek bir antibiyotik veya başka bir ajan kullanımı doktorlar açısından sorgulanması gereken önemli bir noktadır. 

Postrenal Azotemi

Postrenal azotemi tanısını genellikle hastanın kliniği ve bir tıbbi görüntüleme yardımıyla yapılabilir. Meydana gelen tıkayıcı problemler bir tıbbi görüntüleme yöntemi ile görüntülenmeye çalışabilir. Bu konuda ultrasonografi ve direkt röntgen grafi yardımcı olabilir.

Klinikte bu üç farklı türün ayırıcı tanısını yapmak için genellikle önce hasta öyküsü alınır. Hasta öyküsüne göre postrenal azoteminin olup olmadığı yani tıkayıcı bir sebebin olup olmadığını ayırt etmek önemlidir. Buna bağlı olarak görüntülenme yöntemleri kullanılabilir. 

Bu aşamadan sonra hastalarda prerenal ve renal azotemi arasındaki ayırıcı yanı yapılmalıdır. Hastaya gerekli sıvı takviyesi yapıldıktan sonra kan değerleri ve hastanın şikayetleri düzeliyorsa genellikle prerenal azotemi üzerinde yoğunlaşır. Buna karşın hasta daha kötüye gidiyorsa renal azotemi düşünülür.  

Azotemi Hastalığı Tedavisi

Azotemi tedavisindeki ana hedef hastalığın altında yatan rahatsızlığı bulup tedavi etmektir. Azotemiyi direkt olarak tedavi etmeye çalışmanın bir faydası olmayacaktır. Bu sebeple hastalarda teşhis son derece önemlidir. 

Prerenal Azotemi Tedavisi

Kalp yetmezliği bir prerenal azotemiye yol açtıysa kalp yetmezliğinin tedavisi için yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavileri uygulanabilir. Bazı durumlarda ameliyatlar da gerekebilir. Bununla birlikte bir prerenal azotemi gelişiminin sebebi hastalarda meydana gelen şiddetli yanıklar ise sıvı kaybının önlenmesi için yanık tedavisine ve ilaçlara ek olarak damar içi sıvı verilmesi önemlidir. 

Renal Azotemi Tedavisi

Renal azotemiye sebep olan akut tübüler nekroz gibi durumlar genellikle bazı ilaçların alınması sonucunda meydana geldiği için hastalar bunu öyküsünde belirttikleri andan itibaren ilaçların kesilmesi veya dozunun düşürülmesi gerekir. Bununla birlikte damar için sıvı verilmesi de gerekebilir.

Bununla birlikte glomerülonefritlerde bazı ilaçlar da kullanılması gerekebilir.  

Herhangi bir tümör veya böbreğin doğuştan gelen kistik hastalıkları renal azotemiye sebep olabiliyorsa cerrahi uygunluk varlığında bu tümörlerin veya kistlerin çıkarılması da önerilebilir.  

Postrenal Azotemi Tedavisi

İdrar yolları tıkanıklığı sebebiyle meydana gelen postrenal azotemilerde tıkanıklığı meydana getiren durumun tedavisi yapılmalıdır. Genellikle cerrahi işlemler gerekebilir. Bir tümör varlığında tümörün eksizyonu (tümörün cerrahi olarak çıkarılması) veya böbrek yolları taşlarının çıkarılması gerekebilir.  

Bu tedavilere dirençli olan bazı vakalarda kandaki atık maddeler o kadar artmıştır ki vücut bunu kompanse ( patolojik durumu tolerans gösterecek vücut hamleleri) edemez ve acilen bu atıkların kandan uzaklaştırılması gerekir. Aksi takdirde hastalarda komaya ve hatta ölüme kadar giden bir süreç başlar. Bu sebeple medikal tedaviye dirençli kişilerde acil diyaliz yapılması gerekebilir. Diyaliz işlemi bir damar yolunda meydana getirilen bir fistül adı verilen yol ile kanınızın makine ile temizlenmesi mantığına dayanmaktadır.  

Bazı kişilerde böbrek nakli gereksinimi olabilir. İleri böbrek hasarı kronik bir hal aldığı zaman böbrek fonksiyonlarını yerine getiremez. Buna bağlı olarak uzun süreli diyaliz gereksinimi ortaya çıkabilir. Uzun süreli diyaliz hem hastanın hayat kalitesini hem de ömrünü kısaltabilir. Yapılan araştırmalara göre diyalize giren hastalar 10 sene içerisinde yaklaşık olarak %60’ı hayatını kaybetmektedir.   

Azotemi Hastalığı Tedavi Edilmezse

Azotemiye bağlı olarak aşağıdaki komplikasyonlar gelişebilir. 

Bu komplikasyonlar:

  • Akut böbrek hasarı azoteminin en sık görülen komplikasyonlarındadır. Böbreğin fonksiyon kaybı yaşamasıyla beraber idrar konsantre etme yeteneği gibi birçok sorun beraberinde meydana gelebilir. Bu genellikle akut böbrek yetmezliği olarak bilinir ve genellikle tedavi edilmediği takdirde kronik böbrek yetmezliğine giden bir durum oluşabilir.  
  • Kronik böbrek yetmezliği günler içerisinde gerçekleşen bir durum değildir. Akut böbrek yetmezliğinin tedavi edilmediği aylar sonrasında kronik böbrek yetmezliği gelişebilir. Kronik böbrek yetmezliği görülen kişilerde diyaliz gereksinimi meydana gelir. Diyaliz insan hayatını ciddi derecede olumsuz etkileyebilen bir yöntemdir. Hayat kalitesini düşüren diyalizden kaçınmak için kronik böbrek yetmezliğine gidişin önlenmesi şiddetle önerilir.  
  • Akut böbrek yetmezliğine bağlı olarak kanda ciddi miktarda atık maddeler birikebilir. Bu atık maddeler vücudun farklı organlarında farklı belirtiler yapabilir. Nefes darlığı, konsantrasyon kaybı ve dikkatsizlik gibi hafif belirtiler yanında hasta komaya girebilir ve hatta ölebilir.  
  • Bazı kişilerde azotemiyle birlikte gelişen akut böbrek hasarı kişi gebeyse hamileliğin sonlanması gibi komplikasyonlara yol açabilir.  

Azotemi Hastalığına Ne İyi Gelir?

Aşağıdaki davranışlar ve yöntemler azotemiye bağlı olarak gelişen belirti ve şikayetlerin azaltılmasına yardımcı olabilir.  

Bu davranışlar ve yöntemler:

  • Sindirim sisteminde meydana gelen rahatsızlıklar sebebiyle çok fazla kusan kişiler dehidratasyon adı verilen sıvı kayıpları yaşarlar. Bu sıvı kayıplarının önlenmesi amacıyla sık sık su içmeleri tavsiye edilir. Uzun süre su içmeme ve ardından görülen kusmalar böbreğe giden kan akışını azaltır ve prerenal azotemiyi şiddetlendirir.
  • Daha önce böbrek hastalıkları yaşamış hamile kadınların kadın doğum hastalıkları uzmanını bu açıdan bilgilendirmesi son derece önemlidir. Böbreklerin sağlıklı oluşlarının gebelik süresinde izlenebilmesi gebelerin bu uyarıyı yapmasıyla kolaylaşacaktır.
  • Böbrekteki hasarı arttırabilecek olan kan şekeri seviyesinin yüksekliği sağlıklı bir diyet programıyla düzenlenebilir. Bu sebeple hastalar bir diyetisyen ile görüşerek diyet listesini oluşturabilir. 

Azotemi Hastalığına Ne İyi Gelmez?

Aşağıdaki davranışlar ve yöntemler azotemiye bağlı olarak gelişen belirti ve şikayetlerin artmasına sebep olabilir. Böbrek hasarını arttırdığı için bunlardan kaçınmak gerekir.  

Bu davranış ve yöntemler:

  • Aşırı tuzlu bir diyet böbreklerde meydana gelen fonksiyonların bozulmasına sebep olabilir. Azotemi varlığında kişilerin fazla tuzlu yiyecekler yemesi risklidir. Buna ek olarak insan normal sağlıklı hayatı boyunca da aşırı tuzlu besinlerden kaçınmalıdır. 
  • Sigara böbreğin içerisindeki kılcal damarları daraltarak kan akışının engellenmesine ve bu sebeple de akut böbrek hasarının artmasına yol açabilir. 
  • Süt ürünlerinin böbrek hasarı meydana gelen kişilerde hasarın şiddetini arttırabileceği rapor edilmiştir. 

Azotemi Hastalığı İlaçları

Azotemide kullanılacak ilaçlar azotemiye sebep olan duruma göre spesifik olarak seçilmelidir. Bu sebeple her azotemide aynı tedavi verilemez. 

Bu sebepler farklı durumlarda aşağıdaki ilaçlar ve ilaç grupları kullanılabilir. 

Bu ilaçlar:

Amifostin: Bazı kanserlerde ve tümör tedavilerinde kullanılan ilaçlar böbreğe ciddi zarar verebilir. Bu sebeple bu ajanlara bağlı toksisiteyi azaltmak için amifostin kullanılması önerilir. Hastalar kemoterapotik ilaçlar ile birlikte amifostin kullanırlar.  

İnsülin: Azotemiye neden olabilecek kan şekeri seviyelerini düzenlemek için insülin kullanılabilir. Aslında insülin bir pankreas hormonudur ve düzenli bir şekilde salgılanabilir. Kişilerde pankreas hasarlarında veya salgılanan insülinin vücut hücrelerinde dirençli olduğu durumlarda etkisiz olduğu bilinmektedir. Bu kişilerde kan şekeri seviyelerinin yükselmesiyle meydana gelen böbrek zararının engellenmesi amacıyla insülin kullanılır. 

Loop diüretikler: Vücutta biriken fazla sıvının vücuttan atılması için bu ilaçlar kullanılabilir. Sodyum, klorür ve potasyum geri emilimini azaltır veya ortadan kaldırarak nefronda (böbreğin fonksiyonel birimi) sodyum, klorür ve potasyum kaybının artmasına neden olur. Sonuç olarak nefrona su da çekilir ve idrar hacmi artar.

Bu ilaçlar:

  • Furosemid
  • Bumetanid
  • Etakranik Asit
  • İndapamid 

Sodyum polistiren sülfonat: Kandaki potasyum konsantrasyonunu azaltmak için bu ilaç kullanılabilir. Fazla potasyumun böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkisi olması sebebiyle böyle bir tedavi yöntemi kullanılır.  

Azotemi Hastalığı Ameliyatı 

Azotemiye bağlı olarak ameliyat gereksinimi genellikle tümör ve taş varlığında meydana gelir. Genellikle idrar yollarında herhangi bir tümör meydana geldiyse veya bir tıkanıklığa sebep olan kist veya taş varsa bu durumlarda ameliyat gerekebilir. Bu ameliyatlar genel anestezi altında yapılmaktadır. Hastalar genellikle aynı gün yürüyebilir ve ameliyatın ertesi gününde taburcu edilebilirler.  

Litotripsi: Ses dalgalarıyla taşları kırıp idrar yoluyla atılımını sağlama işlemine verilen addır. Böbrek yolları taşlarında bu yöntem taşın büyüklüğüne veya konumuna bağlı olarak yapılabilir. Bu sayede taşlar daha küçük parçalara ayrılır ve atılımı kolaylaşabilir. Genellikle büyük taşlar için bu yöntem tercih edilemez.  

Üreteroskopi: Bir tüp ucunda kamera ile ve bununla birlikte lazer teknolojisinden faydalanılarak taşlar minimal yara izi kalacak şekilde kırılır. Daha sonra kırılan taş parçaları alınır.  

Üreteroskopi tipik olarak genel anestezi altında yapılır ve prosedür genellikle bir ila üç saat sürer. Taş küçükse bir sepet cihazı ile yakalanabilir ve üreterden tamamı çıkarılabilir. Taş büyükse veya üreterin çapı dar ise, taşın parçalanması gerekecektir. Tüm taş parçalarının aktif olarak çıkarılması gerekmektedir.  

Açık Cerrahi: Genellikle ulaşım yeri zor ve büyük olan taşlar için bu yöntem kullanılmaktadır. Bu işlem diğer ameliyat yöntemlerine göre daha zor olabilir. Bunun sebebi yara büyüklüğü ve hastanın enfeksiyon geçirme riskinin varlığıdır. Böbrek taşları ve böbrek tümörleri varlığında bu cerrah işlem tercih edilebilir.  

Hamilelerde Azotemi Hastalığı

Gebelik, böbrek ve dolaşım sisteminde asit-baz, elektrolit ve böbrek fonksiyonunda önemli değişikliklere neden olan fizyolojik değişikliklere yol açar. Böbrek hastalığı olan hamile kadınları değerlendirirken bu değişiklikleri anlamak çok önemlidir.

Erken veya geç gebelikte akut böbrek hasarına neden olan bozukluklar genellikle çok farklı kategorilere ayrılır. Hamilelik sırasında diyaliz gerektiren veya daha önce böbrek nakli geçirmiş olan, altta yatan kronik böbrek hastalığı olan kadınlarda gebeliklerin komplikasyonlara yol açabileceği akılda bulundurulmalıdır.  

İdrar yolundaki anatomik değişiklikler gebeliğin ilk üç ayında başlar ve doğum sonrası 16 haftaya kadar devam edebilir.

Bu tarz öyküsü olan hastalara gebelik öncesi, gebelik ve gebelik sonrası yakın takip önerilmektedir.  Çünkü komplikasyon gelişme riski normal döneme göre artabilir. 

Hamilelikte azotemi ve böbrek hasarı riskli varlığında hastalara gün içerisinde bol bol su içmeleri tavsiye edilebilir. Bununla birlikte sağlıklı bir beslenme son derece önemlidir. Diyetten sodyumun yani tuzun azaltılması ve hatta tamamen tuzu hayatından çıkarılması önerilmektedir.  

Çocuklarda ve Bebeklerde Azotemi Hastalığı

Akut böbrek hasarına bağlı olarak görülen azotemi yeni doğan bebeklerde ve çocuklarda görülebilen tıbbi bir durumdur. Bu durum yeni doğanlarda meydana geldiği zaman genellikle çocukların doğumsal böbrek anomalileri olan bazı kistleri mevcuttur. Bununla birlikte anne karnında gelişimi sırasında böbreklerinde problemler ve gelişme bozuklukları olan çocuklarda azotemi görülebilir.  

Çocuklarda bu durum meydana geldiği zaman ise yetişkinlerde olduğu gibi prerenal, renal ve postrenal olmak üzere azotemiler sınıflandırılır. Bu sınıflandırma azoteminin altta yatan sebebine bağlı olarak yapılmaktadır. 

Çocuklarda bazı damarsal rahatsızlıklar, ilaç kullanımları ve böbrek yolları tümörleri bu durumun görülmesine yol açar.  

İdrar tahlili ve radyografik çalışmalar dahil olmak üzere öykü, fizik muayene ve laboratuvar çalışmaları azoteminin olası nedenlerini belirleye yardımcı olabilir.  

Tedaviler yetişkinlerde olduğu gibi yapılabilir. Bazen ilerlemiş böbrek hasarı sebebiyle kişilere böbrek nakli yapılması gerekebilir.    

Azotemi Hastalığı için Hangi Doktora Gidilir?

Aşağıdaki belirti ve şikayetlere sahip kişilerin bir iç hastalıkları uzmanı ile görüşmesi gerekebilir. İç hastalıkları uzmanı azoteminin sebebi bir konjestif kalp yetmezliği ise sizi bir kardiyoloji hastalıkları uzmanına veya tıkayıcı sebeplerle oluşmuş durumların tedavi edilmesi için bir üroloji hastalıkları uzmanına yönlendirebilir. 

Bu belirti ve şikayetler:

  • İdrarda görülen kan ciddi bir durumun belirtisi olabilir. Bu durumun değerlendirilmesi için bir doktora ihtiyaç vardır. 
  • İdrar yaparken yanma, ateş ve titreme şikayetleri bulunan kişilerin enfeksiyon sebebiyle değerlendirilmesi gerekir.
  • Son günlerde azalan idrar miktarı veya hiç idrara çıkamama durumları ciddi bir durumun belirtisi olabilir.
  • Hastalarda ayaklarda ve bacaklarda ciddi şişkinlik ve ödem böbrek hastalıkları sebebiyle oluşuyor olabilir ve bir iç hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmeniz gerekebilir. 
Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın