Ayak Uyuşması

Ayak uyuşması, basit bir neden bağlı olarak ortaya çıkabildiği gibi, altta yatan ciddi bir hastalık kaynaklı da meydana gelebilmektedir. Tedavisi altta yatan nedene göre değişiklik göstermektedir.

Ayak Uyuşması Nedir?

Ayak uyuşması toplumda, özellikle de belli bir yaşın üstündeki kişilerde şikayet edilen bir durumdur. Ayak uyuşması, basit bir neden bağlı olarak ortaya çıkabildiği gibi, altta yatan ciddi bir hastalık kaynaklı da meydana gelebilmektedir. Bazı durumlarda el ve ayak uyuşması aynı anda görülebilmektedir. Özellikle psikolojik el ayak uyuşması, ani sinir durumlarında ortaya çıkabilmektedir. 

Uzun süre aynı pozisyonda kalmak, ayak ve çevresi üstüne oturmak gibi durumlar geçici ayak uyuşmalarına neden olabilir. Uykuda ayak uyuşması da genelde uyurken uzun süre aynı pozisyonda kalarak ayak üstüne fark etmeden yük bindirilmesiyle ortaya çıkar. Ancak bu durumlar normal pozisyona döndükten kısa bir sonra düzelme eğilimindedir. Sürekli ayak uyuşması ve uyuşmaya neden olacak bir durumun olmadığı zamanlarda ortaya çıkan uyuşmalar ise altta yatan bir hastalığı işaret edebilmektedir. Bu yüzden bunlar bir hekim tarafından incelenmelidir. Sol ayak uyuşması veya sağ ayak uyuşması tek başına veya birlikte görülebilir. Basit nedenler kaynaklı uyuşmalar genelde tek bir tarafta görülür. Ancak sistemik hastalıklarda her iki tarafta da uyuşukluk oluşma eğilimi vardır. 

Ayaklarda ve bazen bacaklarda oluşan uyuşmalar, damarlardaki sorunlardan dolayı oluşan periferik arter hastalığı, nörolojik bir hastalık olan multipl skleroz, diyabet, romatolojik bir hastalık olan fibromiyalji gibi durumlardan kaynaklanabilmektedir. Bu gibi durumlara bağlı uyuşmalar, genellikle ek semptomlara da neden olur. Ayrıca uyuşmalar uzun sürme eğilimindedir. Oluşan uyuşmalarda ayak dışına çıkarak bacak, diz gibi bölgelerde de ortaya çıkabilir. 

Ayak Uyuşması Nedenleri Nelerdir?

Sağ veya sol ayak uyuşması ve karıncalanmasının farklı birçok nedeni bulunmaktadır. Bu nedenler ortaya çıkan duruma göre bir hekim tarafından tespit edilmelidir. Ayak uyuşmasına neden olabilecek durumlar şu şekilde sıralanabilir:

Şeker Hastalığı

Şeker hastalığı yani diyabet, insülin eksikliği veya işlevsizliği nedeniyle kan şekerinin düşürülemediği bir durumdur. Uzun süre boyunca devam eden ve tedavi almayan diyabet hastalarında, kanda bulunan yüksek şeker, sinirlere zarar verebilmektedir. Bu duruma diyabetik nöropati adı verilir. Bu sinir hasarlarının ayak, bacak, kol gibi bölgeleri etkilemesine de periferik nöropati adı verilir. Bu nöropati nedeniyle ayaklarda uyuşmalar görülebilmektedir. Diyabete bağlı görülen ayak uyuşmalarının olması durumunda görülebilecek ek semptomlar da şu şekilde sıralanabilir:

Kontrolsüz diyabet ciddi bir durumdur. Ayakta uyuşma ve hastalıkla ilgili diğer sorunlar fark edilmez veya tedavi edilmezse, amputasyonu yani ilgili uzuvun kesilmesini de içerebilecek büyük komplikasyonlara yol açabilir. 

Metatarsalji

Metatarsalji, ayak parmak kemikleri ile bacak kemiklerinin ucu arasında duran, ayak tarağı denilen bölgeyi oluşturan metatarsal kemiklerin etrafında ağrı olması durumudur. Metatarsalji de ayrıca topuk, ayak yüzeyi, parmak gibi bölümlerde uyuşmalar da oluşabilmektedir. Metatarsaljide genelde ayak uyuşması ve ağrısı birlikte ortaya çıkar.

Metatarsaljinin tam olarak nedeni bilinmese de, yüksek ayak kemeri, ayaktaki travmalar gibi ayak şeklini etkileyen durumlar ve fazla ayakta durmak, ayaklara çok yük bindirerek çalışmak gibi durumlar metatarsaljinin nedeni olarak sayılabilir. Özellikle mesafe koşucuları gibi bazı meslek grupları metatarsalji riski altındadır. Fazla kilolu olmak da büyük bir risk faktörüdür.

Raynaud Fenomeni

Raynaud fenomenine sahip hastalarda, soğuk hava ve stres anında kan damarlarında değişiklikler oluşmaya başlar. Bunun sonrasında da kol, ayak, bacak gibi ekstremitelere ulaşan kan akımı azalır. Buna bağlı olarak da ayaklarda uyuşmalar ve renk değişiklikleri oluşabilmektedir. 

Raynaud fenomeninin iki tipi bulunur. Primer tipinde raynaud fenomeni altta yatan bir durum olmadan kendi kendine ortaya çıkar. Sekonder tipte ise altta yatan lupus, romatoid artrit gibi otoimmün yani bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalık vardır. Sekonder raynaud sendromunda, altta yatan hastalığa bağlı görülebilecek diğer belirtiler şu şekilde sıralanabilir: 

  •  Ayak, parmak, ayak bilekleri veya dizler gibi bölgelerde ağrı 
  •  Eklem bölgesinde kızarıklık
  •  Eklem çevresinde sıcaklık artışı

Primer raynaud fenomeni genellikle büyük problemler yaratmaz. Sadece soğuk hava gibi tetikleyiciler karşısında dikkatli olmak gerekir. Sekonder tipte ise altta yatan hastalıklar tedavi edilmediğinde bazı problemlere yol açabilmektedir.

Gullian Barre Sendromu

Vücudun bağışıklık sisteminin sinirlere saldırdığı bir bağışıklık sistemi bozukluğu olan Guillain-Barre sendromu, sinirlerin etrafındaki kılıflara zarar vererek, ayaklarda ve parmaklarda uyuşmalara neden olabilmektedir. Guillain-Barre sendromunun ayak parmaklarında uyuşmaya neden olduğu durumlarda, aşağıdaki semptomlar da ortaya çıkabilmektedir. 

  •  Bacaklardan vücudun üst kısmına yayılan güçsüzlük hissi
  •  Yüz hareketleri yaparken veya gözleri hareket ettirirken zorlanma
  •  Kalp hızında artış
  •  Nefes almakta zorlanma
  •  Kan basıncındaki değişiklikler
  •  Geceleri daha da kötüleşen ağrı

Guillain-Barre nadir bir hastalıktır, ancak ciddidir. Hızla yayılabilir ve durum gittikçe kötüye gidebilir. Özellikle aşağıdaki durumların varlığı acilen bir hekime başvurmayı gerektirir: 

  •  Ayak parmaklarından vücuda yayılan herhangi bir karıncalanma veya uyuşma hissi
  •  Vücudunu herhangi bir yerinde hızla yayılan güçsüzlük
  •  Uzanırken nefes almada zorluk
  • Bunlar haricinde ayak uyuşmasına neden olabilecek başka durumlar da bulunmaktadır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
  •  İnme
  •  Beyin veya omurilik yaralanması
  •  Multipl Skleroz
  •  Lyme hastalığı veya sifiliz gibi enfeksiyonlar
  •  Kemoterapinin yan etkileri
  •  B12 vitamini eksikliği
  •  Periferik arter hastalığı
  •  Aşırı alkol kullanımı

Ayak Uyuşması Teşhisi

Ayak uyuşmasının teşhisi, alınan tıbbi öykü ile kolayca konulabilir. Burada asıl önemli olan kısım, ayak uyuşmasına neden olan durumun tespit edilmesidir. Bunu için öncelikle hekim hastadan aldığı ayrıntılı tıbbi öyküyü değerlendirir. Daha sonra da uygun gördüğü takdirde düşündüğü hastalığa yönelik fizik muayene yapar. Bunlardan sonra da yine altta yatan hastalığa yönelik diğer tetkikler kullanılabilir.

Diyabet tanısı için öncelikle hekim durumdan şüphelenir. Ayak uyuşması gibi bir durumdan direkt diyabet tanısına gitmek kolay değildir. Diyabetin ek semptomları da bu uyuşmaya ek olarak ortaya çıkmalıdır. Diyabet şüphesi sonrası tanı için kan şekeri ölçümleri yapılır. Kan şekeri ölçümleri iki türlüdür. İlki açlık kan şekeri, ikincisi tokluk kan şekeridir. Açlık kan şekeri, ortalama 8 saatlik açlık sonrası ölçülür ve 126 mg/dl'nin üstündeki değerler diyabet olarak değerlendirilir. Tokluk kan şekeri ise belli miktarda şekerin tüketilmesi sonrası değerlendirilir ve 199 mg/dl'nin üstündeki değerler diyabet olarak kabul edilir. Bunun haricinde HbA1c gibi üç aylık kan şekerini belirten testler de kullanılabilir. 

Çeşitli ayak problemleri, metatarsaljiye benzer semptomlara neden olabilmektedir. Bunun için hekim öncelikle ağrının kaynağını saptamaya yardımcı olmak için, hastanın ayak bölgesini ayakta dururken ve otururken inceler. Ayrıca metatarsaljiye neden olabilecek aktivite ve durumları sorgular. Bunun yanında bir stres kırığı ve diğer ayak problemlerini belirlemek veya tanı açısından dışlamak için röntgen gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.  

Raynaud fenomeni tanısı daha çok hekimin hastadan aldığı tıbbi öykü ve yapılan uygun fizik muayeneler ile konur. Hastada oluşan uyuşmaların hangi zaman dilimlerinde ne sıklıkta ortaya çıktığı oldukça önemlidir. Ayrıca bu uyuşmalarla birlikte renk değişikliği gibi durumların oluşması tanıyı daha da destekler. Tüm bunlar aktif hastalık anında yakalandığında hekimin görüp muayene etmesiyle daha da anlaşılır hale gelir.

Bunun haricinde durumu tam olarak tespit edebilmek ve duruma göre primer ve sekonder raynaud fenomenini ayırmak için kapilleroskopi denilen bir yöntemle, tırnak yatağındaki ince damarların yapısı incelenebilir. Sekonder raynaud sendromunda da altta yatan otoimmün bir durumun olup olmadığını tespit etmek adına antinükleer antikorlar testleri veya eritrosit sedimantasyon oranını ölçmek gibi kan testleri yapılabilir. Ancak sedimantasyon hızı gibi belirteçler, otoimmün hastalıklar dışında birçok durumda da normalde daha farklı değerlere sahip olabilmektedir. 

Guillain-Barre sendromunun, ilk aşamalarında teşhis edilmesi zor olabilmektedir. Belirti ve semptomları diğer nörolojik bozukluklara benzer ve kişiden kişiye değişebilir. Bunun için hekim öncelikle ayrıntılı bir tıbbi öykü alır ve uygun fizik muayene yapar. Daha sonra ihtiyaç duyulması halinde teşhis için aşağıdaki tetkikler kullanılabilir:

1-) Lomber ponksiyon: Lomber ponksiyon yönteminde sırtın alt kısmında belden, omurilik kanalı içinde az miktarda bir beyin omurilik sıvısı çekilir. Bu sıvıda meydana gelen değişiklikler hastalığın teşhisine yardımcı olabilmektedir. 

2-) ElektromiyografiHekim kas ve sinir arasındaki bağlantıyı ve aktiviteyi ölçmek adına, bakmak istediği kaslara ince iğneler yerleştirir. Daha sonra ölçümler yapılır. Bu yönteme elektromiyografi adı verilir. 

Ayak Uyuşması Tedavisi

Ayak uyuşmasının tedavisi, altta yatan duruma göre değişiklik gösterir. Bu yüzden öncelikle ayak uyuşmasına neden olan durumun tespit edilmesi gerekir. 

Diyabet teşhis edildikten sonra, tedavi amacıyla insülin preperatları veya bazı hap tedavileri uygulanır. Tip 1 diyabette yoğunlaştırılmış insülin enjeksiyon tedavilerine ihtiyaç duyulur. Çünkü insülin hormonu neredeyse hiç üretilememektedir. Tip 2 diyabette ise baştaki kan şekeri değerlerine göre değişiklik gösterse de genelde ağız yoluyla alınan haplar ile tedaviye başlanır. Sonra takiplere göre bu ilaçların dozu arttırılabilir veya ek ilaçlar kullanılabilir. Tip 1 diyabette tanı anında nöropati yani ayak uyuşmasına sebep olan durumun oluşması beklenmez. Genelde tanıdan 5 yıl bir süre sonra bu durumların oluşabileceği düşünülür ve bu süreden sonra bu konu hakkında kontroller başlar. Tip 2 diyabette ise tanı anında veya öncesinde bile nöropatiler başlamış olabilir. Bu yüzden ilk zamanlardan itibaren kontroller aksatmadan yapılmalıdır. 

Dinlenme, ayakkabı değiştirme gibi semptomları hafifletmek için uygulanan konservatif tedaviler genelde metatarsalji için yeterli olmaktadır. Nadir durumlarda, konservatif önlemler ağrıları azaltmadığında veya metatarsalji çekiç parmak gibi komplikasyonlara neden olduğunda, metatarsal kemikleri yeniden hizalamak için ameliyat bir seçenek olabilir. Metatarsalji için uygulanabilecek basit tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

1-) Dinlenme: Ayağa baskı yapmamak, daha fazla yaralanmaya karşı korumayı sağlayacaktır. Ayakta durduktan veya yürüdükten sonra ayaklar kaldırılıp belli bir süre dinlendirilmelidir. Ayrıca bu süreçte ayaklara yük bindiren egzersizlerden kaçınmak gerekmektedir. 

2-) Etkilenen bölgeye buz uygulamak: Etkilenen bölgeye günde birkaç kez yaklaşık 20 dakika buz uygulamak, ağrının geçme süresini hızlandıracaktır. Bu süreçte ayrıca cildi soğuktan korumak adına buzu havlu gibi bir koruyucuya sarmak daha doğru olacaktır. 

3-) Ağrı kesici ilaçlar: Ağrı ve iltihabı azaltmak için ibuprofen, naproksen gibi ilaçlar kullanılabilir. Ancak bu ilaçlar doktor önerisinden sonra kullanılmalıdır.

4-) Uygun ayakkabılar giymek: Çok dar veya çok gevşek ayakkabılar giymekten kaçınmak gerekir. Ayrıca yüksek topuklu ayakkabılar da ayak şeklini bozarak ağrılara neden olabilmektedir. 

Raynaud fenomenine sahip hastalarda tedavinin amacı, tetikleyicilerden kaçınmak veya bu tetikleyiciler altında belirtilerin oluşmasını engellemektir. Tetikleyicilerden kaçınmak için genellikle eller ve ayaklar sıcak ve kuru tutulmalı, stres kontrol edilmeli ve düzenli egzersiz yapılmalıdır. Bu süreçte hekim psödoefedrin içeren soğuk algınlığı ilaçlar da dahil olmak üzere bazı ilaçlardan kaçınılmasını isteyebilir. Bu tür ilaçlar kan damarlarının daha da kasılmasına neden olarak belirtileri kötüleştirebilmektedir. 

Sekonder raynaud sendromu olan hastalarda ise, kan basıncını kontrol etmek ve kan damarlarınızı gevşetmek için ilaçlar verilebilir. Tüm bunlara rağmen kontrol altına alınamayan durumlarda ve ayak, parmak gibi kısımları kaybetme riski olan durumlarda, ameliyat düşünülebilir. Ameliyatlar da kan damarlarına giden sinirler kesilebilir. Bu yöntemler zor uygulanır ancak bazı durumlarda oldukça işe yaramaktadır. Ayrıca bu sinirleri bloke etmek için ellere ve ayaklara ilaç enjekte edilebilmektedir. 

Guillain-Barre sendromunu tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yoktur. Ancak iyileşmeyi hızlandıran ve hastalığın şiddetini azaltan tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:  

1-) Plazma değişimi (plazmaferez): Kanın bir kısmının sıvı kısmı alınır ve belli hücreler buradan ayrılır. Daha sonra kalan kısım tekrar vücuda geri verilir. Böylelikle vücutta sinirlere saldıran antikor denilen bağışıklık sistemi ürünleri uzaklaştırılmış olur.

2-) İmmünoglobulin tedavisi: Kan donörlerinden alınan sağlıklı antikorlar yani immünglobulinler bir damar yoluyla (intravenöz kişiye verilir. Yüksek dozlarda immünoglobulin, Guillain-Barre sendromuna katkıda bulunabilecek zararlı antikorları bloke edebilmektedir.

Bu tedaviler eşit derecede etkilidir. Bunları karıştırmak veya birbiri ardına uygulamak, her iki yöntemi tek başına kullanmaktan daha etkili değildir. Ayrıca aşağıdaki durumlara yönelik ilaç tedavileri de başlanabilir:  

1-) Şiddetli ağrıları hafifletmek için ağrı kesiciler

2-) Hareketsizken gelişebilecek damar tıkanıklıklarına yönelik koruyucu ilaçlar

Guillain-Barre sendromu olan kişiler, iyileşme öncesinde ve sırasında fiziksel yardıma ve tedaviye ihtiyaç duyar. Bu bakım yöntemleri şunlardır:

1-) Kasların esnek ve güçlü kalmasına yardımcı olmak için, terapistler tarafından hareket yaptırma 

2-) Yorgunlukla başa çıkma, gücü ve hareket yeteneğini yeniden kazanmaya yönelik fiziksel terapiler

Bazı insanların iyileşmesi aylar hatta yıllar alabilse de, Guillain-Barre sendromlu çoğu insanda belli bir süreç görülür. İlk belirti ve semptomlardan sonra, durum yaklaşık iki hafta boyunca kademeli olarak kötüleşme eğilimindedir. Belirtiler dört hafta içinde bir sabit bir noktaya gelir. Bu süreden sonra iyileşme başlar ve genellikle altı ila 12 ay sürer, ancak bazı insanlar için bu süre üç yıl kadar sürebilir. Guillain-Barre sendromundan iyileşen yetişkinlerden yaklaşık% 80'i tanıdan altı aydan sonra bağımsız olarak yürüyebilir. Teşhisten bir yıl sonra motor gücünün yaklaşık % 60'ı tamamen geri döner. Yaklaşık % 5 ila % 10'luk bir kısımda da çok gecikmeli ve eksik iyileşme görülür. 

Ayak Uyuşması Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Ayak uyuşması basit bir nedenden kaynaklanıyorsa tedavi edilmediği takdirde herhangi bir problem yaratmaz. Durum zaten kendi kendine düzelme eğilimindedir. Ancak altta yatan diyabet, gullian barre sendromu, inme gibi ciddi durumlar varlığında tedavi edilmediği takdirde büyük problemler oluşabilir. Kalıcı sakatlıklar, güç kayıpları oluşabilir. Bu yüzden bu tür hastalıklardan şüphelenilen durumlarda vakit kaybetmeden bir hekime başvurulmalıdır. 

Ayak Uyuşmasına Ne İyi Gelir?

Ayak uyuşmasına neden olan hastalıklarda hekimin uyguladığı tedavi yanında veya basit nedenlerden kaynaklanan durumlarda ayak uyuşmasına iyi gelebilecek bazı yöntemler bulunmaktadır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

1-) Yeterince dinlenme: Aşırı yorgunluk ve ayağa yük bindirme sonrası oluşan sinir basıncı gibi ayak uyuşmasına neden olan durumların çoğu dinlenme ile düzelme eğilimine girer.

2-) Buz uygulama: Buz yada soğuk uygulama, sinirler üzerinde baskıya neden olabilen şişmeyi azaltmaya yardımcı olur. Günde birkaç kez 15-20 dakika boyunca ayak bölgesine soğuk uygulamak uyuşmayı azaltacaktır.

3-) Masaj: Uyuşmuş olan ayaklara masaj yapmak, ayağa giden kan akışını iyileştirerek, uyuşukluğu azaltabilmektedir.  

4-) Egzersiz yapmak: Hiç egzersiz yapmamak veya yetersiz yapmak, ayak, bacak gibi bölgelere olan kan akışını kötü etkileyebilmektedir. Bu nedenle bu kişiler uyuşukluklara daha açık hale gelir. 

5-) Destekleyici cihazlar: Ayak şeklindeki bozukluk gibi durumlara bağlı görülen ayak uyuşmalarında, özel hazırlanmış destekleyici cihazlar kullanılabilir.  

5-) Stresten uzak durma: Stres var olan hastalıkların şiddetini arttırarak veya direkt etki ederek ayak uyuşukluklarını tetikleyebilmektedir. Bu nedenle stresten hayat boyu olabildiğince uzak durmak gerekmektedir. Bunun için gerekirse uzman desteği alınabilir.  

6-) Yeterli uyku: Uzun süreli oluşan ayaklarda uyuşma gibi kronik durumların uyku eksikliğinde daha şiddetli olabileceği tespit edilmiştir. Bu yüzden kişiler uygun miktarda uyumalıdır.  

7-) Dengeli bir diyet: Yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda ayak uyuşmasına neden olabilecek sinir hasarları oluşabilmektedir. Özellikle B vitaminlerinin eksikliği uyuşma ile yakından ilişkilidir.  Yeterli vitamin ve diğer besin takviyelerini almak, uyuşmaya neden olabilecek kronik iltihaplanma ve ağrıyı da azaltmaya yardımcı olur.

Ayak Uyuşması için Hangi Doktora Gidilir?

Ayak uyuşması için gidilmesi gereken bölüm, altta yatan duruma göre değişiklik göstermektedir. Gullian Barre gibi sinir sistemi kaynaklı durumlarda gidilmesi gereken bölüm nörolojidir. Diyabet hastalığının komplikasyonu olarak ortaya çıkan ayak uyuşmasında ise dahiliyenin bir alanı olan endokrin bölümüne başvurulmalıdır. Metatarsalji gibi hastalıklarda ise gidilmesi gereken bölüm fizik tedavi ve rehabilitasyondur. Raynaud fenomeni durumunda ise romatoloji bölümüne gidilmelidir. Ayak uyuşması toplumda genelde uzun süre ayakta durma, yorulma, ayak üstüne oturma gibi durumlardan kaynaklı ve kısa süreli olarak ortaya çıkar. Ancak bunların haricinde ek semptomlar görülmesi durumunda, uyuşmaların uzun süre olması ve tekrarlamasında bir hekime başvurmak gerekmektedir. 

Makaleyi faydalı buldun mu?
2
0
Makeleyi Paylaşın

Ayak Uyuşması ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Ayak uyuşması ne geçirir?

Ayak uyuşmasını geçirebilecek bazı durumlar bulunmaktadır. Ancak bunun için öncelikle altta yatan durumlar tespit edilmelidir. Uzun süre ayak üstünde oturmak, uzun süre ayakta kalmak gibi basit nedenler kaynaklı ayak uyuşmalarında, 2-3 dakika beklemek durumun düzelmesine yeterli olacaktır. Durum zaten kendiliğinden geçecektir. Bunun haricinde diyabet, vitamin eksikliği gibi durumlara bağlı tetikleyici olmadan ve uzun süren uyuşmalarda ise doktora başvurulmalı ve hastalığa özel tedavi alınmalıdır.

Int. Dr. Ahmet Kerim Demirbaş