Antikardiyolipin

Antikardiyolipin, kanın pıhtılaşmasından sorumlu olan trombosit membran fosfolipidlerine karşı bağışıklık sistemi tarafından istemsiz üretilen antikorlardır.

Antikardiyolipin Nedir?

Antikardiyolipin, kanın pıhtılaşmasından sorumlu olan trombosit membran fosfolipidlerine karşı bağışıklık sistemi tarafından istemsiz üretilen antikorlardır. Kardiyolipin, fosfolipid veya kanın pıhtılaşması için önemli olan, kandaki bir tür yağdır. Antikardiyolipin antikorları genellikle damarlarda ve arterlerde anormal pıhtı oluşumuna (lupus ve beta-2 glikoprotein antikorları ile) sebebiyet verir.

Kanda antikardiyolipin varlığında, bağışıklık sistemi antikorları yanlışlıkla kardiyolipine saldırır ve kişide aşırı kan pıhtılaşması ile sonuçlanan otoimmün hastalıkların gelişmesine neden olur. Antikorlar normalde vücudu enfeksiyonlara karşı korur ancak bu tür bozukluklarda vücudun kendi doku ve hücrelerine saldırmaları söz konusudur. Antikardiyolipin antikorları riskli gebeliğin nedeni de olabilir.

Antikardiyolipin Normal Değerleri

Çeşitli semptomlarla hekime başvuran kişilere yapılan testte antikardilolipin antikorları (IgA, IgG, IgM) normal değerinin 12 MPL/GPL veya 12 MPL/GPL’nin altında olması beklenir. Böyle bir sonuç antikardiyolipin IgM negatif olduğu anlamını taşır. Antikardiyolipin IgM sonucunun 13-20 MPL/GPL olması ise belirsiz bir sonuçtur yani farklı testlere ihtiyaç duyulur.

21-80 MPL/GPL değeri olan kişilerde düşük veya orta derecede pozitiflik olduğu saptanmıştır. Yakın zamandaki bir sağlık sorunu veya kullanılan bir ilaç nedeniyle antikardiyolipin varlığı gözlenmiş olabilir. 80 MPL/GPL ve üzerinde bir sonuç ise yüksek pozitiflik anlamına gelir ve kan pıhtılaşma riskinin yüksek olduğunu gösterebilir.

Antikardiyolipin Nasıl Ölçülür?

Antikardiyolipin eksikliği veya yüksekliği tanısı, antikardiyolipin antikor testi veya ACA kan testi ile konulur. Antikardiyolipin IgG, IgM ve IgA olmak üzere üç tip antikardiyolipin antikoru bulunmaktadır. Bunlardan IgG ve IgM antikardiyolipinin seviyesini ölçerler. Yapılan kan testi, vücudun kanın pıhtılaşmayı düzenleme yeteneğini kontrol eder.

Test sonuçları hastanın yaşına, cinsiyetine, sağlık geçmişine ve test için kullanılan yönteme göre farklılık gösterebilir. Antikardiyolipin test sonucu pozitif olması kişide kesin bir sorun olduğu anlamını taşımaz. Antikorun kanda kalıp kalmadığını anlamak ve kesin tanı koyabilmek için testin 12 hafta sonra tekrar edilmesi istenir.

Hamilelikte Antikardiyolipin Değerleri Nasıl Olmalı?

Hamilelikte antikardiyolipin testi yaptırmaya neden olabilecek durumlar arasında tekrarlayan trombotik ataklar, ekstremitelerde (kollar ve bacaklar) trombotik ataklar nedeniyle ağrı, şişlik, nefes darlığı, baş ağrısı ve 2. ve 3. trimesterde tekrarlayan düşüklerdir. Hamile kadınlarda görülen bu semptomların nedenini araştırmak ve tedavi planı oluşturmak amacıyla antikardiyolipin değerleri kontrol edilir.

Kadınlarda antifosfolipid sendromuna (APS) neden olan antikardiyolipin pozitifliğinin tedavi edilmediği durumlarda hamilelik sırasında komplikasyon geliştirme riski çok yüksektir. Böyle bir durumda gebeliğin ilk 10 haftasında düşük gözlenebilir, 34. hafta veya öncesinde erken doğum söz konusu olabilir.

Bebeklikte Antikardiyolipin Değerleri Nasıl Olmalı?

Bebeklikte antikardiyolipin değerinin normalin üzerinde olması pediatrik antifosfolipid sendromu olduğunu gösterebilir. Doğumla birlikte gelişebilen kanda antikardiyolipin, doğumdan ergenliğe kadar herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. Yenidoğan antifosfolipid sendromunun (APS) ise anneden bebeğe plasentadan geçerek ortaya çıkması mümkündür.

Bebeklikte antikardiyolipin akciğer arterlerinde yaşamı tehdit eden solunum problemlerine, beyinde felce yol açan kan pıhtılarına ve bacak damarlarında kan pıhtısına (derin ven trombozu) sebebiyet verebilir.

Antikardiyolipin Düşüklüğü Nedenleri ve Hastalıkları Nelerdir?

Antikardiyolipin eksikliğine neden olan durumlar kesin olarak bilinmemekle birlikte genetik ve çevresel faktörlerin etkisi olduğu düşünülmektedir. Antikardiyolipin eksikliği sık görülen bir durum değildir, genellikle sonuç negatif olarak değerlendirilir. Bazı akut ve kronik enfeksiyonlarda veya virüs hastalıklarında rastlanabilmektedir.

Antikardiyolipin Yüksekliği Nedenleri ve Hastalıkları Nelerdir?

Antikardiyolipin yüksekliği düzensiz kan pıhtılarıyla ilişkili bir rahatsızlıktır. Bu durum daha çok antikardiyolipin antikor sendromu ile ilişkilidir ve genellikle IgG tipindedir. Tekrarlayan kan pıhtıları (trombozlar) ile karakterize olup, nadir görülen bir otoimmün bozukluktur. Bu pıhtılaşma eğilimi trombofili olarak bilinir.

Antifosfolipid antikor sendromunda trombozlar (pıhtı) vücuttaki hemen hemen her kan damarında gelişebilir ancak çoğunlukla alt ekstremitelerin (diz, bacak, ayak bileği gibi) damarlarında meydana gelir.

Antikardiyolipin yüksekliği olan kişilerde damarlarda tıkanma söz konusuyla derin ven trombozu gözlenebilir. Arterlerin tıkanması durumunda ise kan akışı bozularak yüksek tansiyon, felç veya kalp krizine neden olabilir.

Beyin damarlarının tıkanması ise hafıza kaybı, migren, konuşma bozukluğu, sara nöbetleri ve görme problemlerinden birini veya birkaçını beraberinde getirebilir.

Antifospolipid sendromlu kadınlar, hamilelik sırasında yüksek tansiyon yani kan basıncı bozukluğu (preeklampsi), gelişmemiş plasenta (plasenta yetmezliği), erken doğum veya gebelik kaybı (düşük yapma) gibi komplikasyon riskleri altındadırlar.

Antikardiyolipin yüksekliği durumunda kişide görülebilecek diğer hastalıklar şu şekilde sıralanabilir:

  • Kalp kapakçığında kalınlaşma
  • Arterlerde daralma
  • Kötü böbrek fonksiyonları
  • Cilt problemleri (lekeli ve dantel görünümlü döküntü)
  • Düşük trombosit sayısı 
  • Lupus (Ciltte, organlarda ve vücudun çeşitli yerlerinde iltihaplanmaya neden olabilen uzun süreli bir rahatsızlıktır.)

Antikardiyolipin Yüksekliği Belirtileri

Antikardiyolipin antikor testleri ile belirli semptomların nedeni anlaşılmaya çalışılır. Özellikle değerin yüksek olduğu kişilerin damarlarında ve arterlerince, ciddi veya hayatı tehdit eden sorunlara neden olabilecek kan pıhtıları gelişme olasılığı yüksektir. Antikardiyolipin yüksekliğinden şüphelenilmesine neden olabilecek belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

Antikardiyolipin Yüksekliği Tedavisi

Antikardiyolipin yüksekliği durumunda kan pıhtılaşmasını önleyebilmek için ilaç tedavisine başlanır. APS teşhisi konulan kişilerin pek çoğu ise hayatlarının geri kalanında kan sulandırıcı ilaç kullanımını sürdürmeleri gerekebilir. Hastalığı tamamen tedavi edecek bir tedavi bulunmazken, ilaç tedavisinde amaç kan pıhtılarının oluşmasını en aza indirmektir.

APS’li kadınlar ilaç tedavisi sonrası başarılı gebelik geçirebilirler ancak anne ve fetüs hekim tarafından düzenli olarak takip edilmelidir. Hamilelik döneminde deri altına enjeksiyon veya uygun görülen ilaçlarla tedavi devam ettirilebilir.

Antikardiyolipin Yüksekliğine Ne İyi Gelir?

Kan pıhtılaşma riskini azaltmak için kan sulandırıcı ilaçların yanı sıra hastaya antikardiyolipin yüksekliğini düşürmek için bazı önerilerde bulunulur. Bunlar şu şekildedir:

Sigarayı Bırakmak: Sigara içmek, arterleri sertleştirir ve kan akışını bozar. Ayrıca kan basıncını ve kalp atış hızını yükselterek kalp hastalığı, felç ve damar ve arterlerdeki kalıcı hasar riskini artırır.

Su Tüketimi: Vücudun susuz kalmaması için bol miktarda sızı (özellikle su) içilmelidir.

Doğum Kontrol Haplarından Kaçınmak: Kan pıhtılaşma riskini artırabileceğinden östrojen içeren doğum kontrol haplarından ve hormon replasman tedavisinden kaçınılmalıdır.

Hareketsiz Kalmamak: Uzun süre tek bir pozisyonda oturmamaya çalışılmalıdır. Örneğin, uzun bir otoyol yolculuğuna çıkılması söz konusu ise bacakları esnetip hareket ettirebilecek koltuk seçimi yapılabilir. Arabayla seyahat ediliyorsa düzenli mola verilebilir.

Diyet: İyi bir diyet için karbonhidrat, protein, meyve, sebze ve az yağlı süt ürünleri tüketilebilir. Diyete K vitamini içeren yiyecekler eklenmelidir ancak tüketilen miktar dengeli olmalıdır. Çok fazla tüketimi kan pıhtılaşma riskini artırırken, çok azı ise sağlığı olumsuz etkileyebilir.

Stres ve Hafıza Sorunlarıyla Başa Çıkma: APS’li kişilerde hafıza kaybı, endişe ve kafa karışıklığı görülebilir. Günleri ve aktiviteleri rutin hale getirmek, hafıza geliştirmeye yardımcı ve stresi azaltacak gevşeme teknikleri öğrenilmesi önerilir. Sosyalleşme, bulmaca ve hafıza kartları gibi etkinlikler ile stresin etkileri azaltılmaya çalışılır.

Yorgunluğu Yönetmek: Antikardiyolipin yüksekliği durumu hem fiziksel ve hem zihinsel olarak yorgun hissettirebilir. Sağlıklı ve dengeli bir diyet, düzenli egzersiz rutini, uyku düzeni; yorgunluğu ve stresi yönetmeye yardımcı olabilir.

Antikardiyolipin Yüksekliği Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Antikardiyolipin yüksekliği nedeniyle gelişen APS, 50 yaşın altındaki kişilerde felçlerin başlıca nedenidir. Genellikle pıhtı oluşumu gerçekleştikten sonra fark edilir. Gebelikten önce herhangi bir semptoma bağlı olarak tespit edilemediyse antikardiyolipin yüksekliği düşük gebelikten sonra anlaşılabilir. Antikardiyolipin rutin testler arasında bulunmaz.

Antikardiyolipin yüksekliği erken fark edilirse mümkün olan en kısa sürede doğru ilaç tedavisine başlamak önemlidir. Aksi durumda kan pıhtısı kalbe veya beyne zarar verebilir, ciddi komplikasyonların gelişmesi söz konusu olabilir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Antikardiyolipin ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Antikardiyolipin testi, kan pıhtılaşması semptomlarını gösteren kişilerde sorunu teşhis etmek amacıyla yapılan bir tür antikor tarama testidir. Düzensiz kan pıhtılaşmasının kişi üzerinde bırakacağı olumsuzluklar önlenmeye çalışılır. Özellikle kadınlarda daha sık karşılaşılan bir durumdur. Antikardiyolipin testi ile tekrarlayan düşük gebeliklerin bir nedeni olan antikardiyolipin antikorların varlığının teşhis edilmesi ve düzenli tedavisiyle başarılı gebelik amaçlanır.

Kanda antifosfolipid/antikardiyolipin sendromu nedeniyle antikardiyolipin ankitoru görülmesi yaygın bir durum değildir. Yaklaşık tüm trombozların (kan pıhtısı) yalnızca yüzde 1’inde görülür. 50 yaşından küçük olan ve inme geçiren bireylerin yüzde 20’sinde antifosfolipid sendromu olduğu düşünülmektedir. Sistemik lupuslu kişilerin yüzde 10-15’inde ve tekrarlayan düşüklerin olan kadınların ise yüzde 10 ila 15’inde APS’ye rastlanıldığı söylenebilir. Antifosfolipid sendromu teşhisi konan bireylerin yaklaşık yüzde 70’i kadındır.