Alerjik Rinit

Alerjik rinit, burnun iç yüzeyini örten tabakanın alerjenler tarafından iltihaplanması sonucunda oluşan durumdur. Tedavisi için alerjen belirlendikten sonra çeşitli ilaçlar kullanılır.

Alerjik Rinit (Saman Nezlesi) Nedir?

Alerjik hastalıklar toplumumuzun %20’sini etkileyen ciddi bozukluklardır. Her geçen gün oranı artan alerjik hastalıklar, yarattığı iş gücü ve maddi kayıp nedeniyle önemli bir hastalık grubudur. Alerji kelimesi, Yunancada farklı tepki vermek anlamına gelmektedir. Alerji de bağışıklık sisteminin bir fonksiyon bozukluğu olup, farklı tepki vermesidir. Mevsimsel alerjenler polen (ağaç, çim, yabani ot), perennial (yıl boyu devam eden) alerjenler (alerjiye sebep olan herhangi bir madde) hayvan tüyü, akar, toz olarak sıralanabilir. Ancak insanların çoğu hem mevsimsel, hem perennial (yıl boyu) alerjenlere duyarlıdır.

Belirtileri kendiliğinden veya tedavi ile gerileyen burun akıntısı (rinore), burun tıkanıklığı (nazal obstrüksiyon), burun kaşıntısı, hapşırma ile karakterize bir rinittir. Rinit ise burun tıkanıklığı, burun akıntısı, burun kaşıntısı ve hapşırma belirtilerinin iki ve ya daha fazlasının birkaç saat sürmesi veya tekrarlayıcı olması ile karakterize burnun iç yüzeyini örten tabakanın iltihaplanmasıdır.

Burnun iç yüzeyini örten tabakanın iltihaplanması mevsimsel veya yıl boyu devam eden alerjenlerin uyarması sonucu oluşur. Bu iltihaplanma Ig E adı verilen antikorların aracılığı ile oluşur. Alerjik rinit kronik (süreğen) bir hastalık olup sık görülen bir hastalıktır. Saman nezlesi olarak da bilinir. Çocukların en sık kronik hastalığı olup ülkemizde % 5-15 sıklığında görülür.

Alerjik rinit devam süresi ve şiddetine göre sınıflandırılır;

  • Aralıklı alerjik rinit: Belirtiler haftada 4 günden az veya toplamda 4 haftadan kısa süren alerjik rinittir.
  • Devamlı alerjik rinit: Belirtiler haftada 4 günden fazla ve ya toplamda 4 haftadan uzun süren alerjik rinittir.
  • Hafif alerjik ainit: Kişinin uyku düzeninde sıkıntı verecek bir belirti yoktur. Kişi normal bir şekilde günlük aktivitelerine, okul ve iş hayatına devam edebilir. Spor yaparken herhangi bir sıkıntı yaşamaz. Sıkıntı verici herhangi bir belirti yoktur.
  • Orta / ağır alerjik rinit: Bir ve ya daha çok belirti bulunur. Uyku düzeni normal değildir. Günlük aktivitede, spor, okul ve iş hayatında sorunlar yaşar. Sıkıntı verici belirtilerle kendini gösterir.

Alerjik Rinit (Saman Nezlesi) Belirtileri

Alerjik rinit en sık hapşırma, burun akıntısı, burun kaşıntısı gibi belirtiler ile başlar. Bu belirtiler alerjinin erken faz yanıtıdır. Erken faz, alerjenle karşılaştıktan 2-5 dakika sonra başlar, 15. dakikada ise en yüksek değerine ulaşır. Geç faz erken fazdan 2-6 saat sonra başlar, Geç fazın klinikteki karşılığı burnun iç yüzeyini örten tabakada kalınlaşma ve burnun daralmasıdır.

Alerjik rinitte burnun daralması ve akıntısından dolayı nefes almak için ağız genellikle açıktır ve çene önde izlenir. Diş yapıları düzensiz ve burun kökü basık kişilerde alerjik rinit düşündürebilir.

Tipik olarak haftanın çoğu günü, geceleri veya gündüzleri belirginleşen belirtiler şu şekildedir:

Burunda;

  • Akıntı
  • Tıkanıklık
  • Kaşıntı
  • Hapşırık

Gözde;

  • Sulanma
  • Kızarıklık
  • Kaşıntı

Alerjik Rinit (Saman Nezlesi) Nedenleri Nelerdir?

Alerjik rinit sık görülen kişinin yaşam kalitesini düşüren, iş ve okul hayatını etkileyen bir hastalıktır. Alerjik rinit burnun iç yüzeyini örten tabakanın herhangi bir alerjen ile alerjik reaksiyona girmesi sonucu burnun koruyucu mekanizmasını bozulmasına bağlı olarak belirtiler verir.

Alerjik rinite sebep olan alerjenlerin görülme sıklığı yaşa göre değişkenlik göstermektedir. 5 yaşından küçük kişilerde sıklıkla görülen alerjenler iç ortamdan kaynaklanan ve yıl boyunca devam eden alerjenler olup en sık; ev akarları, hayvan tüyleri, iç ortam küfleri ve hamam böceğinden kaynaklanır. 5 yaşından büyük kişilerde ise dış ortamdan kaynaklanan ve mevsimsel alerjenler etkili olup en sık; çayır-ot-ağaç polenleri ve dış ortam küflerinden kaynaklanır.

Alerjik Rinit (Saman Nezlesi) Teşhisi

Alerjik rinit tanısını koymak için öncelikle detaylı bir anamnez (hastanın öyküsü) alınmalıdır. Hastanın şikayetleri, sıklığı ve ne zamandır sürdüğü öğrenilmelidir. Belirtilerin oluşmasını tetikleyen etkenler sorgulanmalıdır.

Açık bir ağız, önde bir çene, düzensiz diş yapıları, burun kökü basık kişiler alerjik rinit düşündürebilir. Fizik muayenede izlenen burundaki alerji çizgisi, alerjik selam ismi verilen burun ucunu yukarı itme hareketi ile oluşur. Bu hareketi en az iki yıl boyunca sıklıkla yapmış olmak gerekir. Kalıcıdır, oluştuktan sonra düzelmesi çok zordur. Rinoskopi anteriorda (burnun iç yüzeyinin incelendiği bir muayene yöntemidir), hastada enfeksiyon yoksa berrak sulu bir akıntı ve burnun iç yüzeyini örten tabakada ödem izlenir. Alt konkada ödeme bağlı morumsu bir renk olabilir. Hastada polip (küçük ve genellikle iyi huylu tömoral yapı) veya sinüzit bulguları olabilir. Ancak her polip alerjik kökenli değildir.

Orofarenks (ağız arkasında kalan yutak bölümü) muayenesinde ağızda kötü koku olabilir. Postnazal (burnun arka bölümü) akıntının kronik etkileri yutakta izlenebilir. Yutakta belirginleşmiş lenf foliküller izlenir. Yüksek damak diğer bir bulgudur.

Alerjik hastalarda göz çevresinde çeşitli bulgular izlenir.

Bu bulgular şu şekildedir:

  • Alerjik shiner: Göz çukurunun alt bölgesindeki cilt renginin koyulaşmasıdır. Bu koyulaşmanın sebebi ciltte hemosiderin adı verilen pigmentin birikmesidir.
  • Dennie Morgon çizgileri:Alt gözkapağında oluşan deri kırışıklıklarıdır. Gözaltındaki deri, müller düz kasına yapışıktır. Müller düz kasının yetersiz oksijenlenmesi sonucu kas spazmı (kasılma) kırışıklıklarla sonuçlanır. Ayrıca ince uzun düzensiz kirpikler alerji için tipiktir. Bunun nedeni bilinmemektedir. Konjuktiva (göz kapaklarının iç kısmını ve gözlerin beyaz kısmını kaplayan şeffaf ince zar) ödemlidir. Alerjik rinitte %42 hastada, konjuktivit (konjunktiva iltihaplanması) eşlik eder. Konjuktivit özellikle mevsimsel alerjik rinitin bir bulgusudur. Hastalarda göz kapağının içinde kaldırım taşı görüntüsü mevcuttur. Özellikle çocuk hastalarda burun girişindeki dar alanda kabuklanma oluşabilir.

Alerjik rinit tanısını koymak için birçok tanı testine başvurulur. Bunlar arasında başlıca kullanılan 6 alerji testi vardır.

Bun testler şu şekildedir:

  • Nazal endoskopi: Küçük poliplerin görülmesinde ve eşlik eden sinüs hastalıkları varlığında faydalıdır. Burun deliklerinden girilerek burun iç tabakasının incelendiği bir yöntemdir.
  • Paranazal sinus tomografisi: Aynı şekilde küçük poliplerin görülmesinde ve eşlik eden sinüs hastalıklarında bu görüntüleme yöntemi kullanılır.
  • Nazal sitoloji: Burnun iç yüzeyini kaplayan tabakanın hücre yapısının incelendiği bu yöntemde eosinofil adı verilen akyuvar normal bir burun sürüntüsünde yoktur veya nadir izlenir. Hücrelerin % 25’inden fazlası eosinofilse, bu durum alerjik rinit tanısını destekler ancak kesin tanı koydurmaz. Uzun süreli kortikosteroid kullanımı eosinofil oranını düşürmektedir. Alerjik olmayan eosinofilik rinitte, kanda ve burundan alınan sürüntüde eosinofil oranının arttığı unutulmamalıdır.
  • Total IgE ölçümü: Alerji dışında pek çok durumda yüksek bulunabileceği (parazit varlığında, viral enfeksiyon, vs.) için sık kullanılmaz. Ayrıca alerjik kişilerin % 50’sinde normal düzeyde bulunması güvenilirliğini azaltır. Bu nedenle tanısal değeri sınırlıdır.
  • Alerjen spesifik IgE ölçümü: Daha hassas bir yöntem olmasına karşın hata riski taşır. Sonuç deri testleriyle teyit edilmelidir. En iyi bilinen ölçüm yöntemi RAST (radio allergo sorbent test) yöntemidir.
  • İnvivo (Deri) Testleri: Alerjide ilk akla gelen testlerdir. Deride bulunan IgE antikorları, bir noktasına alerjen uygulanması ile deride sertlik ve kızarıklık oluşturur. Spesifite (özgünlük) ve sensitivite (hassasiyet) uygulanan antijenin gücüne ve metoda bağlıdır.

Deri testi 4 farklı metot ile uygulanabilir.

Bu metotlar şu şekildedir:

  • Scratch test: Deriye konsantre durumdaki antijen damlatılıp, sivri bir aletle cildin yüzeysel tabakası çizilir. Reaksiyon 0 dan 4’e kadar bir skalayla değerlendirilir. Çocuklarda güvenilir değildir. Yanlış pozitif ve negatiflikleri yüksektir.
  • Prick test: Scratch teste benzer olsa da, daha yararlı bir yöntemdir. Deri sivri bir aletle çizilir. Bu noktaya antijen damlatılır. Prick testin negatif olması araştırmayı durdurmak anlamına gelmez. Hastanın hassasiyeti az olabilir. İntradermal (deri içi) testlere geçilmelidir.
  • İntradermal (deri içi) testler: İntradermal testler diğer deri üstü testlere göre daha güvenilir sonuçlar verir. Antijenin uygulanmasında özel enjektörler uygulanır. Sonuçlar kontrollerle karşılaştırılır. SDET Test (serial Dilutional Endpoint Titration) intradermal testin modifiye edilmiş halidir Antijen konsantrasyonu giderek artan dozlarda uygulanır. Daha güvenilir sonuçlar verir.
  • Provakasyon testleri: Provakasyon testi için hedef organda (burun, konjonktiva) giderek azalan konsantrasyonda alerjen uygulanır. Alerjene bağlı reaksiyon erken ya da geç fazda izlenebilir.

Alerjik Rinit (Saman Nezlesi) Tedavisi

Alerjide tedavinin başlatılması için en değerli basamak alerjenin belirlenmesidir. Suçlanan ve kaçınılması gereken maddelerin ayırt edilmesi önemlidir. Tedavide kabul gören üç temel basamak vardır.

Bu basamaklar şu şekildedir:

  • Çevresel kontrol (alerjenden kaçınma): Alerjik hastalığın seyri, çevredeki alerjenlerin konsantrasyonuna bağlıdır. Bu nedenle alerjenin tespiti ve bu tür alerjen maddelerden kaçınma farmakolojik (ilaç) tedavi öncesi ve ya beraberinde düşünülmelidir. Alerjenden korunma sonucu semptomlarda düzelme ve ilaç kullanımında azalma kaydedilmiştir. Hasta alerjenle temas halinde olmazsa, alerjenle tekrar karşılaşma olmadığı için semptomlar (belirtiler) oluşmaz. Gelecekte, uzun süreli kaçınma başarılabilirse oluşacak kısa temaslarda problem yaşanmayabilir. Temas sık aralıklarla tekrarlarsa, immune (bağışıklık) sistem hafızasındaki reaksiyon tekrar oluşacaktır. Reaksiyonun oluşması için temas sıklığı kişiden kişiye değişkendir. Alerjik rinitte 5 temel alerjen gurubu tespit edilmiştir: Polen, ev tozu akarı, mantar, hayvan ve böcekler. Bu alerjenlerden kaçınmanın farklı metotları mevcuttur. Çevresel kontrolün etkileri ani başlangıçlı olmaz, aylar sürebilir. Hastanın alerjenle temasının engellenmesi pratik uygulama açısından zor olabilir.
  • Polen kontrolü: Polenlerin en yoğun şekilde ortamda olduğu mevsim, ev dışı aktivitelerin en yoğun olduğu dönemdir; şubat başında başlayarak hazirana kadar devam eder. Bu mevsimde kapı ve pencerelerin kapalı tutulması önerilebilir. Polene hassasiyet gösteren hasta iç mekânlardaki alerjenle teması filtrasyon sistemleri ile azaltabilir. Alerjik polenler 15-50 mikron büyüklüğündedir. Bunlar herhangi bir havalandırma filtresiyle filtre edilebilir. Alerjik hastalara önerilebilecek bir filtre tipi HEPA (High Efficiency Particulate Arresting) 0.3 mikronluk partikülleri bile yakalar.
  • Ev tozu kontrolü: Ev tozunun en çok bilinen türü ev tozu akarıdır (mite). Akarların alerjenik kısmı dışkı artıklarıdır. Akarlar insan derisi döküntüleriyle beslenirler. Deri döküntülerinin en çok bulunduğu yerler ise yatak, perde, halı, kumaş mobilyalar, tüylü oyuncaklar şeklinde sıralanabilir. Nemlilik ve ılık ortam akar üremesini arttırır. Ev tozu akarlarının uzaklaştırılabilmesi için çeşitli yöntemler mevcuttur. Standart elektrikli süpürgeler az bir kısmını uzaklaştırabilir. Akarlar halı ve örtülere sıkıca yapışıktır. Duvardan duvara halı döşemekten kaçınılmalıdır. Halı ve perdelerin özellikle yatak odasında kaldırılması faydalı olur. Kuş tüyü ve yün yastıklar kaldırılıp sentetik olanlar tercih edilmelidir. Yatak, yastık, yorgan alerjen geçirmeyen özel kılıflarla kaplanmalıdır. Çarşafların yüksek ısıda yıkanması, akarlar yüksek ısıya dayanıklı olmadıklarından akar miktarını azaltacaktır. Akarisid olarak adlandırılan benzyl benzoat ve akar temizleyici olarak bilinen tannik asitin düzenli kullanımı, akar sayısını azaltacaktır. Ancak etkileri uzun süreli olmamaktadır.
  • Mantar kontrolü: Mantar, tüm yıl boyunca hem iç hem de dış mekanda mevcuttur. Mantar sporları polen tanelerine göre daha büyük olduğu için filtrasyon ile uzaklaştırılmaları daha zordur. Mantarlar hem taze hem de çürük bitkilerin üzerinde ürerler. Nemli ortamı severler. İç mekanda bitkilerin uzaklaştırılması mantar problemini azaltacaktır. Hastaya bahçe işi ile fazla uğraşmaması önerilmelidir. Görülen küfler seyretilmiş beyazlatıcılarla temizlenebilir.
  • Hayvan tüyleri: Hayvan tüylerinden korunmanın tek yolu hayvanın evden uzaklaştırılmasıdır. Evdeki tüm kullanım alanları vakumla temizlenmelidir. Kedi allerjenlerinin tam olarak temizlenmesi güçtür. En az 20 hafta gereklidir.
  • Böcekler: Özellikle hamamböceği alerjik rinitte önemli bir etkendir. Ortamın temiz tutulması yiyeceklerin açık tutulmaması ve insektisitlerin (böcek öldürücü) kullanılması başlıca tedbirlerdir.

Alerjik rinit tedavisinde kullanılan bir başka yöntem de immunoterapidir. İmmünoterapi alerjik hastalara hassas oldukları alerjen giderek artan dozlarda verilerek immünolojik tolerans sağlamayı amaçlar. İmmünoterapi diğer tedavi yöntemlerinden farklı olarak, bağışıklık sistemine direk etki ile hastanın alerjik problemlerinden tümüyle veya kısmi olarak kurtulmasını sağlayabilecek bir potansiyele sahiptir. Serumdaki alerjen spesifik IgE antikoru zamanla azalırken, spesifik IgG antikoru artar ve IgE antikoru ile yarışır.

İmmunoterapinin uygulanması gereken durumlar şu şekildedir:

  • İlaç tedavisi ile belirtileri gerilemeyen veya ilaç kullanımına bağlı yan etki gelişen alerjik hastalar
  • Kaçınılması mümkün olmayan alerjenlere hassasiyet
  • Belirtileri iki veya daha fazla alerji sezonu süren hastalar
  • İmmünoterapiye uyum sağlayabilecek hastalar

İmmunoterapinin uygulanmaması gereken durumlar ise şu şekildedir:

  • Ciddi immun yetmezliği veya immünolojik rahatsızlığı olan hastalar (bağışıklık sistemi bozukluğu)
  • Kanserli hastalar
  • 5 yaş altı çocuklar
  • Ciddi psikolojik bozukluklar
  • Adrenalin kullanamayacak hastalar
  • Beta-blokör kullanımı
  • Ağır astım
  • Uyumsuz hasta

İmmunoterapi uygulamasında bazı yan etkiler görülebilir. Belirli bölgede sınırlı olarak eritem (kızarıklık), ödem, kaşıntı görülebilir. Bu lokal (yerel) reaksiyonlar çok sık görülmez. Reaksiyon 3 cm'den küçükse tedaviye devam edilir. 5 cm'den büyükse doz azaltılır. Sistemik reaksiyon olarak ise erken dönemde anaflaktik şok, astım krizi, yutakta ödem, ürtiker (kurdeşen), geç dönemde ise serum hastalığı görülebilir.

Alerjik Rinit (Saman Nezlesi) Tedavi Edilmezse

Alerjik rinit tedavi edilmezse özellikle ağır olgularda kişinin yaşam kalitesinde belirgin bir azalma yaşanır. Kişinin okul performansında azalma veya iş yaşamında sorunlarla karşılaşabilir. Uyku düzenindeki bozulmaya bağlı olarak kişide gündüz uyuklamaları, yorgunluk, halsizlik görülebilir. Burun ucunu sürekli kaldırmaya bağlı olarak kalıcı burunda kalıcı alerjik çizgi oluşabilir. Alerjik rinitin tedavi edilmediği durumlarda bazı hastalıkların oluşumuna da yatkınlık sağlar. Orta kulak yolu iltihaplanması oluşumuna sebep olabilir. Ayrıcı astım ve sinüzit hastalığına yatkınlık oluşturur. Ek olarak alerjik rinitin tedavi edilmediğinde oluşan bir başka durum ise horlama ve uyku apnesidir.

Alerjik Rinite (Saman Nezlesi) Ne İyi Gelir?

Alerjik rinite sebep olan etkenlerden korunmak başlıca tedavi yöntemidir. Bu yüzden kişi alerjenlerden uzak durmalıdır. Polene karşı hassasiyeti olan kişiler polenlerin en sık görüldüğü şubat-haziran arasında özellikle dikkatli olmalı, kapı pencereyi kapalı tutmalı ve olabildiğince polenlerin yoğun olarak bulunduğu ortamlardan kaçınmalıdır.

Ev akarlarına karşı hassasiyeti olan kişiler ise elektrikli süpürgeler ile akarların bir kısmını uzaklaştırabilir. Akarlar halı ve örtülere sıkıca yapışık olduğu için duvardan duvara halı döşemekten kaçınılmalıdır. Halı ve perdelerin özellikle yatak odasında bulundurulmamasına dikkat edilmesi faydalı olur. Kuş tüyü ve yün yastıklar kaldırılıp sentetik olanlar tercih edilmelidir. Yatak, yastık, yorgan alerjen geçirmeyen özel kılıflarla kaplanmalıdır. Akarlar yüksek ısıya dayanıklı değillerdir. Bu yüzden çarşafların yüksek ısıda yıkanması akar miktarını azaltacaktır. Mantara karşı hassasiyeti olan kişiler ise iç mekanda bitkilerin uzaklaştırması gerekmektedir ve hastaya bahçe işi ile fazla uğraşmaması önerilmelidir.

Alerjik Rinite (Saman Nezlesi) Ne İyi Gelmez?

Alerjik rinitli hastalar alerjenlerden uzak durması gerektiğinden alerjenlerin bol bulunduğu ortamlarda bulunması alerjik riniti tetikler. Polen hassasiyeti olan kişilerin çiçek ve bahçe işleriyle ilgilenmesi alerjik riniti oldukça tetikler.

Ev akarlarına karşı hassasiyeti olan kişilerin ise evi sık sık süpürmemesi, evde boydan boya halı döşemesi yerleştirilmesi, yatak odasında halı ve perde bulundurması da alerjik riniti tetikler.

Mantara karşı hassasiyeti olan kişiler ise evde bitki beslemesi ve bahçe işleriyle fazla uğraşması alerjik riniti tetiklemektedir.

Alerjik Rinit (Saman Nezlesi) İlaçları

Alerjik rinitte ilaç tedavisi olarak kullanılanlar; antihistaminikler, dekonjestanlar, kromolinler, kortikosteroidler, antilökotrienlerlerdir.

  • Antihistaminikler: 3 farklı kuşağı da hastalığın duruma göre tercih edilebilir. 1. kuşak antihistaminiklerde sıklıkla kullanılanlar; difenhidramin, dimenhidrinat, karbinoksamin, mepiramin, antazolin, tripelamin, deksklorfeniramin, feniramin, buklizin, alimemazin, prometazin, siproheptadindir. 2. kuşak antihistaminiklerden kullanılanlar ise; terfenadin, astemizol, akrivastin, loratadin, ketotifen, ebastintir. 3. kuşak antihistaminikler ise normal dozlarda sedatif (uyku yapan) etkisi olmamakla bilinmekle beraber yüksek dozlarda sedasyona (uyku hali) neden olmaktadır. Kalbe zarar verici etkileri yoktur. Üçüncü kuşak antihistaminikler feksofenadin ve setrizin olarak sıralanabilir.
  • Dekonjestanlar: Gecikmiş alerjik yanıtta oluşan burun ödeminin tedavisinde dekonjestan eklemek gerekir.
  • Kromolinler: Tam etki mekanizmaları bilinmemekle beraber nasal (burun yoluyla) sprey formları kullanılmaktadır. Etkili olabilmesi için alerjenle karşılaşılmadan kullanılmalıdır. Polen mevsimi öncesi kullanımına başlanmalıdır. Günde dört kez kullanımının gerekmesi bir dezavantajıdır. Ancak çok güvenilir bir ilaçtır. Gebelikte zarar verici bir etkisi yoktur. Gebelere rahatlıkla önerilebilir. Kromolin sodyum ve nedekromil kullanılan formlarıdır.
  • Lökotrienler: Nazal alerjik olaylarda rol oynadığı uzun zamandır bilinmektedir. Lökotrienlerin burunda artması sonrası bölgesel kan akımı artar ve nazal obstrüksiyon (burun yolunda daralma) oluşur. Alerjenle karşılaşma sonrası burun salgılarında lökotrienlerin arttığı belirlenmiştir. Antilökotrienlerin mekanizması iki yoldan etki göstermektedir. Birinci yolda lökotrien sentezini bloke ederler, ikinci yolda ise lökotrien reseptörlerine zıt etki ederler. Ağız yoluyla kullanılırlar. Günümüzde daha çok astım tedavisinde tercih edilen bir ilaç grubudur. Özellikle bu iki hastalığın birlikte bulunduğu durumda tercih edilebilirler. Antilökotrienler genel olarak güvenilir ilaçlardır.
  • Antilökotrien tedavi: Klasik tedavilerden fayda görmeyen hastalarda ek bir tedavi olarak, potansiyel yan etkilerden kaçınmak amacıyla diğer tedavileri kullanamayan hastalarda tercih edilebilir. Yapılan çalışmalarda bu grubun daha çok burun ödeminde etkili olduğu, kaşıntı, hapşırık gibi semptomları fazla azaltmadığı görülmüştür. Antilökotrienlerin allerjik rinit semptomları üzerine etkileri kısıtlıdır. Bu nedenle başka ilaçlarla birlikte kullanımları gündemdedir. Özellikle antihistaminiklerle birliktelikleri etkinliklerini arttırmaktadır.
  • Sistemik kortikosteroid kullanımı: Kortikosteroidler, alerjik rinit tedavisinde en etkin tedavi seçeneği olarak görülmekle beraber yan etkileri nedeniyle kullanımları kısıtlıdır. Kortikosteroidlerin etki mekanizması, sistemik formda özellikle geç reaksiyonu engelleyerek olur. Günümüzde sadece tedaviye yanıt vermeyen hastalarla kullanımı kısıtlanmıştır. En sık tercih edilen kortikosteroidler, prednisolon (100 mg-gün), metilprednisolon (80 mg-gün)'dur.

Tedavi için belirtilen ilaç türevleri sadece bilgilendirme amaçlıdır. Doktor tavsiyesi olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.

Hamilelikte Alerjik Rinit (Saman Nezlesi)

Alerjik riniti olan kişilerin gebe kalması durumunda tedavide kullanılan ilaçların düzenlenmesi gerekebilir. Gebeliğe zarar veren ilaçlardan kaçınılması gerekir. İlaçlarınızı doktorunuza danışarak düzenlemelisiniz. Alerjik rinit hastalığının gebeliğe ileri derecede zarar veren bir hastalık değildir. Ama ileri evre alerjik rinitin mutlaka tedavi edilmesi gerekir ve bu tedaviye bağlı kalınmalıdır. Tedavinin temelini alerjenlerden kaçınmak oluşturur. Kişi alerjenlerin yoğun olarak bulunduğu yerlerden kaçınmalı ve korunmaya özen göstermelidir.

Çocuklarda Alerjik Rinit (Saman Nezlesi)

Alerjik rinit küçük yaşlarda çok sık olmamakla beraber görülmekte olan bir hastalıktır. Sık hapşırma, burun akıntısı, kaşıntı gibi durumlarda doktorunuza danışmalısınız. Alerjik rinit tanısı koyulduktan sonra verilen tedaviye bağlı kalınmalı ve alerjen etkenlerden kaçınılmalıdır. Alerjenlerin yoğun olarak bulunduğu ortamlardan uzak durmalı ve korunmaya özen göstermelidir.

Alerjik Rinit (Saman Nezlesi) için Hangi Doktora Gidilir?

Sık sık hapşıran, burun akıntısı, burun kaşıntısı, tıkanıklığı olan, gözde ise; sulanma, kızarıklık, kaşıntısı bulunan kişiler eğer çocuk ise Pediatri (Çocuk Hastalıkları) bölümüne başvurmalıdır. Yetişkin hastalar ise Kulak Burun Boğaz bölümüne başvurmalıdır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Alerjik rinit ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Alerjik rinitin asıl belirtileri kaşıntı, burunda akıntı, hapşırma olmakla beraber baş ağrısı nadir olmakla birlikte görülebilir. Şiddetli baş ağrısı hali çok beklenmeyen bir durumdur.

Alerjik rinit sürekli bir tedavi halinde sıkıntı verici bir belirti göstermeden geçebilir. Kişinin tedaviye uyumlu olması ve alerjenlerden kaçınması çok önemlidir. Oldukça rahatsızlık veren bir hastalık olan alerjik rinit yaşam kalitesini düşürdüğü için tedavi edilmeli ve tedaviye bağlı kalınmalıdır.

Alerjik rinit hastalığı gribal enfeksiyon belirtileriyle benzemekle beraber yüksek ateş gibi daha çok gribal enfeksiyonda görülen belirtiler alerjik rinitte beklenmez.

Alerjik rinit tanısı için uygulanan birçok test olmakla beraber sıklıkla kullanılan testlerden biri provakasyon testidir. Provakasyon testi için hedef organda (burun, konjonktiva) giderek azalan konsantrasyonda alerjen uygulanır. Alerjene bağlı reaksiyon erken ya da geç fazda izlenebilir. Buna bağlı olarak hastanın hangi alerjene karşı duyarlı olduğu belirlenebilir.

Alerjik rinitli hastalarda burunda akıntı ve burun tıkanıklığı gözüktüğü için hasta nefes almakta zorluk yaşayabilir. Bu yüzden hasta tedavisini uygulamalı ve alerjenlerden kaçınmalıdır. Şiddetli nefes darlığında doktorunuza başvurmanız gerekir.