Ağız Kuruluğu

Ağızdaki tükürük miktarının azalmasıyla oluşan, gece ve sabahları ortaya çıkan ağız kuruluğunun tedavisinde öncelik, hastanın şikayetlerini azaltmaya yöneliktir.

Ağız Kuruluğu Nedir?

Ağız kuruluğu, çeşitli hastalıklar ve diğer nedenlere bağlı olarak ağızdaki tükürük miktarının azalmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Halk dilinde ağız kuruluğu olarak bilinen bu durumun bir diğer adı kserostomidir. Günlük üretilen tükürük miktarı 1-1,5 litredir. Yemek yeme sırasında artar, bunun dışındaki saatlerde değeri sabit ve azdır.

Tükürük, ağız sağlığı için çok önemli bir faktördür ve farklı görevleri yerine getirir. Bu görevler;

  • Sindirim: Karbonhidratların sindirimini başlatan etkendir.
  • Lokma yapımı: Tükürük ağızda ufalanan yiyecekleri birleştirip kaygan bir hale getirerek lokmanın yutulmasını sağlar.
  • Tat alma: Bir besinin tadının anlaşılabilmesi için tükürükte erimiş olması gerekir.
  • Su regülasyonu: Susuzluk ağız kurumasıyla ortaya çıkar. Bedenin su ihtiyacı artınca tükürük azalır.
  • Konuşma fonksiyonu: Konuşma sırasında dilin dudakların kayganlaşmasını ve rahat hareketini sağlar.
  • Ağız ve diş temizliği: Mekanik yıkama yaparak plak birikimini engeller.
  • pH değişikliği: Kanda asit miktarı artınca tükürük CO2 salınımı arttırarak kanın pH değerini normale döndürmeye çalışır.

Ağız kuruluğu durumunda tüm bu görevler aksar. 

Ağız Kuruluğu Belirtileri

  • Tükürük salgısı azaldığında ağızda kuruluk ve susuzluk hissi olur. 
  • Dil şiş ve yapışkan bir hal alır. 
  • Tat alma bozulur, yutma güçleşir. 
  • Tükürüğün yaptığı mekanik temizleme ortadan kalktığı için ağız enfeksiyonlara açık bir hale gelir, bunun sonucunda ağızda çeşitli yaralar, aftlar ve çürükler gelişir.

Ağız Kuruluğu Nedenleri

  • Ağız kuruluğu (kserostomi) tükürük bezlerinde görülen taş, akut ve kronik iltihaplar gibi bölgesel tıkanmalar nedeniyle olabilir.
  • Tükürük bezi taşları: 25-50 yaş arası erkeklerde daha sık görülen bir problemdir. 
  • Tükürük bezlerinin doğuştan eksik olması veya gelişimini tamamlayamaması sonucunda da kserostomi görülebilir.
  • Ağız kuruluğu aynı zamanda vücuttaki başka bir sistemik hastalığın da belirtisi olabilir. Bu sorunlardan bazıları sjögren sendromu, mikulicz sendromu, familiyal disotonomi (ki bu durum tat tomurcuklarının bozulmasıyla belirgindir), radyasyon tedavisi sonrası, depresif ruh hali ve bu durumun tedavisi için kullanılan psikoaktif ilaçlar, sinir sistemi hastalıkları (multiple skleroz, parkinson), hipertansiyon, diyabet (şeker hastalığı), menopoz sonrası dönem, kanama ve şok gibi durumlar olabilir. 
  • Sjögren sendromu: Hastalığın en önemli bulgusu ağız kuruluğudur. Aynı zamanda sadece tükürük bezlerinde değil vücut dışına salgı yapan bütün bezlerde görülen iltihaplar sonucu salgılarda bir azalma görülür. Bunun sonucunda göz kuruluğu, cilt kuruluğu, boğaz kuruluğu, burun kuruluğu ve vajinal kuruluk gibi sorunlarda hastanın şikayetleri arasında yer alır.
  • Hipertansiyon hastalığında hasta ağız kuruluğunun tansiyon kaynaklı olduğunu düşünse bile ağız kuruluğunun asıl sebebi hipertansiyon değil, bu hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Yani kontrol altına alınmamış, ilaç kullanmayan hipertansiyon hastalarında ağız kuruluğu görülmez.
  • Şeker hastalığında ağız kuruluğu yaygın bir belirtidir. Hastanın sık idrara çıkması vücutta su kaybına dolayısıyla salgılarda azalmayla neden olacaktır. Hasta şeker hastalığını kontrol altına alabilmek için yediklerine, içtiklerine ve ilaç kullanımına çok dikkat etmelidir.
  • Kronik graft versus host hastalığına sahip olan bireylerde hastalığın ilerleyen dönemlerinde kronik ağız kuruluğu en önemli bulgudur.
  • Ateşli hastalıklar, kaşeksi, koma gibi durumlarda su atılımı arttığı için ağız kuruluğu görülebilir.
  • Ağız solunumu yapanlarda tükürüğün buharlaşması sonucunda ağız kuruluğu görülür.
  • Bazı ilaçların kullananlarda ağız kuruluğu görülebilir. Ağız kuruluğuna neden olan 500 üzerinde ilaç vardır. Bu ilaçlardan bazıları; atropa belladonna, opium alkoloidleri, anksiyolitik, diüretikler, anoreksiyantlar, antiakne ajanlar, antikolinerjik/antispazmotik ajanlar, antikonvulsifler, antidepresanlar, antihistaminikler, antihipertansif ilaçlar, non-steroid antiinflamatuar analjezikler, antiemetikler, antiparkinson ilaçlar, antipsikotikler, bronkodilatatörler, kemoterapi ajanları, dekonjestanlar, kas gevşetici ajanlar, narkotik analjezikler, sedatif ajanlar ve antibiyotiklerdir.
  • Bazı bitkiler ağız kuruluğuna neden olabilir. Bunlardan bazıları adaçayı, kırmızı biber, sarımsak, sarı kantaron, karahindiba, ısırgan otu gibi bitkilerdir.
  • Sigara, alkol ve kafein tüketimi fazla olan kişilerde kserostomi görülebilir.
  • Radyasyon tedavisi (radyoterapi, kemoterapi) gören hastaların tükürük miktarının yüksek oranda azaldığı görülür. Radyasyondan en sık etkilenen tükürük bezi parotis bezidir. Tümörün büyüklüğüne, bölgesine ve hastanın klinik durumuna göre alınan radyasyonun dozu değişiklik göstermektedir. Ağız kuruluğunun şiddeti de alınan doz miktarının artışıyla şiddetlenmektedir. Radyasyon alınan bölgede ilk bir hafta içerisinde büyük tükürük bezlerinin salgılarında %50-60 oranda bir düşüş yaşanır. Bu değişiklikler geri dönüşümlü veya geri dönüşümsüz olabilir.
  • Ağız solunumu yapan bireylerde, özellikle sabah uyanınca fark edilen ciddi bir kuruluk söz konusudur. Ağız solunumu bir alışkanlık sonucu hastada sürekli görülebileceği gibi gribal enfeksiyonlar, burun tıkanıklığı gibi geçici durumlarda da görülebilir. Ağız solunumu sonucunda damak derinleşeceği için burun kanalları daralır ve hasta geri dönüşümsüz olarak ağız solunumu yapmaya başlar. Ağız solunumu genelde küçük yaşlarda meydana geldiğinden, ebeveyn bu konuda gerekenleri yapmalı ve çocuğun çok geç olmadan burun solunumu yapmaya başlaması için bir hekime danışmalıdır. 
  • Ağız solunumu aynı zamanda dişlerin ağız dışına bakan yüzeylerinde çürük oluşumunu hızlandırır. Hastanın ağız solunumu yaptığından emin olmak için bu da önemli bir bulgudur.

Ağız Kuruluğu Teşhisi

Ağız kuruluğunun teşhisinde öncelikle hasta detaylı olarak dinlenilmelidir, ağız kuruluğunun ağız içi bulguları incelenmelidir. Farenks (yutak) ile beraber ağız içinin kuru hissedilmesi en fazla rahatsızlık veren şikâyettir. Bununla birlikte hastalar konuşurken, çiğnerken ve yutarken zorlandıklarını dile getirebilirler. Özellikle kuru gıdaların, sıvı gıdalarla beraber tüketilmesi veya kuru gıda tüketiminden kaçınma bu hastalar için en önemli şikâyetlerdir. Baharatlı gıdaların alımı sırasında ağızda ağrı hissi, hastaların besin alımını olumsuz etkileyerek yemek yeme sırasında hastaya rahatsızlık verir. 

Ayrıca:

  • Tükürük bezlerinde dönem dönem görülen şişlikler olabilir. Bu şişlikler sürekli de görülebilir.
  • Protez kullanan hastalarda tükürük azalmasına bağlı olarak protezin oluşturduğu yaralar görülebilir.
  • Kuruluk nedeniyle dil yüzeyindeki papillalar kaybolmuştur. Dil yüzeyi düz, kırmızı ve parlak görünür. Dudaklar kurumuş ve yer yer çatlamıştır.
  • Bu hastalarda ağız hijyeni çok iyi olsa bile çürük yaygın ve hızlı ilerler.

Kserostominin şiddetinin belirlenebilmesi için çeşitli fonksiyon testleri yapılır. Tükürük miktarı tam tükürük akış hızı” denilen bir test ile klinik ortamında çok kolay bir şekilde ölçülebilir. Bu testin yapılabilmesi için kişi son 90 dakika boyunca bir şey yiyip içmemiş, dişlerini fırçalamamış ve sigara kullanmamış olmalıdır. Hastaya 1 dakika aralıklarla bir kaba tükürmesi söylenir ve 5-15 kez tekrarlanmalıdır. Kapta biriken tükürük miktarı ile olması gereken miktar karşılaştırılır ve hastaya tanı konulur.

Sialografi, ultrasonografi, MR ve BT görüntüleme teknikleri, ağız kuruluğuna sebep olabilecek birtakım sialolit (tükürük bezi iltihabı), kanal tıkanıklarının, tümörlerin ve kistlerin teşhisinde kullanılabilirler ancak bu teknikler tükürük bezi fonksiyonunun ölçülmesinden daha çok tükürük bezi hastalıklarının tanısına dair bilgiler verir. Tükürük bezlerinden alınan biyopsi yöntemi ile sjögren sendromu gibi hastalıkların tanısı konulabilir.

Ağız Kuruluğunun Tedavisi

Ağız kuruluğunun tedavisi genelde hastanın şikayetlerini azaltmaya yönelik çözümler içerir. Öncelikli olarak tedavinin amacı hastanın eski konforunun yerine getirilmesidir. Daha sonra ağız kuruluğu nedeniyle oluşmuş olan yaygın çürük ve periodontitisin tedavi edilerek koruyucu önlemler alınır. 

Ayrıca:

  • Kliniğe ağız kuruluğu ile başvurmuş ve kserostomi tanısı konulmuş bütün hastalar için geçerli olan tedavinin ilk adımı hastaya sık sık su içmesinin önerilmesidir. 
  • Hastaya ağız gargaraları, jeller, spreyler ve yapay tükürük preparatları kullanması önerilerek şikayetlerinin nispeten azalması sağlanabilir. Hastanın kullandığı ağız bakım ürünlerinin nötr pH’li, alkolsüz ve şekersiz ürünler olması gerekir.
  • Tükürük arttırıcı özelliğinden dolayı hastaya sakız çiğnemesi önerilebilir. Ancak sakız şekersiz olmalıdır.
  • Kurumuş dudaklar için E vitamin içerikli dudak nemlendiricilerinin kullanımı önerilebilir.
  • Hastaya alkol, kafein, baharat ve sıcak yiyeceklerden kaçınması gerektiği mutlaka anlatılmalıdır.
  • Ağız kuruluğuna eşlik eden bir mantar enfeksiyonu söz konusu ise yoğurt tüketmesi önerilir.

Ağız Kuruluğu Tedavi Edilmezse

  • Ağız kuruluğu tedavi edilmediği takdirde tüm dişlerin ve çene kemiklerinin kaybı görülebilir.
  • Ağız içinde yaygın mantar enfeksiyonları, yaygın ülserler ve çeşitli yaralar görülebilir. 
  • Dudaklarda kanama ve yaralar gibi ağız içi ve ağızın komşu yapılarını hastanın sosyal yaşamını ve sağlığını yakından ilgilendiren ağrılı bir süreç yaşanacaktır.

Ağız Kuruluğuna Ne İyi Gelir?

  • Hastanın sık sık su içmesi ağız kuruluğunu gidermek için faydalı olabilir. 
  • Ağzını çalkalaması, ağız hijyenini sağlaması tükürük azlığı nedeniyle oluşabilecek enfeksiyonları ve çürükleri azaltabilir. 
  • Tükürük salgısını arttırmak amacıyla şekersiz sakızlar çiğnemesi ve eğer mantar enfeksiyonu görülüyorsa yoğurt tüketmesi en azından hastanın ağrısını azaltması yönünden yararlı yöntemlerdir. 
  • Ancak bunların hiçbiri kesin veya kalıcı çözüm sağlamaz, hasta bir ağız kuruluğu problemiyle karşılaştığı zaman mutlaka bir hekime danışmalıdır.

Ağız Kuruluğuna Ne İyi Gelmez?

  • Ağız kuruluğu olan hastalar sigara, alkol, baharat ve sıcak yiyecek-içeceklerden uzak durmalıdır.
  • Ağız solunumu yapan bireyler bir hekim yardımıyla solunumunu normal burun solunumuna çevirebilmek için egzersizler yapmalıdır.
  • Bu hastalar kuru havalı ortamlarda bulunmamalıdır.

Ağız Kuruluğu İlaçları

Salgı yapımını uyarması için pilokarpin ve cevimeline etken maddeli ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçlar salgı yapımını arttırarak tükürük akış miktarına katkı sağlar. Bu ilaçların terleme, ateş yükselmesi ve idrar kaçırma gibi yan etkileri görülebilir.

Nizatidin etken maddeli ilaçların öncelikli kullanım alanı sindirim sistemi bozuklukları olmasına rağmen tükürüğü arttırıcı etkilerinin fark edilmesiyle ağız kuruluğu tedavisinde de kullanılmaya başlanmıştır.

Sodyum florür ve kalay florür ise koruyucu tedavi amacıyla kullanılır. Hastadan uyumadan önce koruyucu plağın içine bu jellerden sürerek böyle uyuması istenir. Bu yöntem ile çürük hızının azalması sağlanır.  

Ağız kuruluğuna bağlı olarak meydana gelen mantar enfeksiyonlarında hastaya antifungal ilaçlar reçete edilebilir.

Hasta bilinçsiz bir şekilde ilaç kullanmamalı ve ağız kuruluğunu fark ettiği zaman bir doktora başvurup ağız kuruluğunun altında yatan nedeni öğrenmelidir. Hastalığın sebebine bağlı olarak doktorunun reçete ettiği uygun ilaçları kullanmalıdır.

Hamilelikte Ağız Kuruluğu

Hamilelikte ağız kuruluğu, hormonal değişimler sonucunda görülebilecek bir durumdur. Klinik çalışmalar hamilelikte hormonal değişimine bağlı olarak tükürük artışı olabileceğini de gösterir. Bu durumun hamilelik sonrasında düzelebilecek bir durum olduğu bilinmeli, çok gerekli olmadığı sürece ilaç kullanılmamalıdır. Hamile birey bu süreçte ağız hijyenine özellikle dikkat etmelidir. Hamilelik süreci, ağız içi dokular açısından aşırı yıkıcı bir süreçtir. Bu tabloya ağız kuruluğu da eklenirse diş kayıpları ve kemik kayıpları artacaktır. Bu süreçte hasta, hem bir diş hekimine hem de bir kadın doğum uzmanına danışmalıdır. İlaç kullanması gerekiyorsa bile bunun bebek için etkilerine dikkat edilerek tedavi planlanmalıdır.

Çocuklarda Ağız Kuruluğu

Çocuklarda ağız kuruluğu, genelde ağız solunumu nedeniyle karşılaşılan bir tablodur. Çocuk sık gribal enfeksiyonlar geçirdiğinden genelde burun solunumu yapmaya zorlanır. Dudaklarda soyulma ve dişlerde erken çürükler de ağız kuruluğuna eşlik eden bulgulardır. Çocuk, vakit kaybedilmeden ağız solunumundan burun solunumuna geçmelidir. Bu süreçte en büyük destek ailedir. Aile, çocuk için bir pediatri uzmanı veya bir ortodonti uzmanından yardım almalıdır.

Ağız Kuruluğu için Hangi Doktora Gidilir?

Ağız kuruluğu fark edildiği zaman hasta bir Oral Diagnoz ve Radyoloji uzmanına danışmalıdır. Oral diagnoz ve radyoloji uzmanı hastalığın altında yatan etkenleri değerlendirip ağız kuruluğuna neden olan başka bir hastalığın olup olmadığını değerlendirmelidir. 

Hastalığın altında yatan başka bir etken varsa hasta bu konuyla ilgili bir hekime yönlendirilmelidir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Ağız kuruluğu ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Ağız kuruluğunun tedavisinde önce altında yatan neden öğrenilmelidir. Burun tıkanıklığı gibi basit bir hastalığa bağlı olabileceği gibi, tüm sistemi ilgilendiren bir sendrom veya hastalıkla da ilgili olabilir. Hasta bunun sebebini öğrenebilmek için mutlaka bir hekime başvurmalıdır. Ağız kuruluğu bazen çok önemli bir hastalığın bulgusu olarak kendini gösterebilir.

Hamilelikte görülen ağız kuruluğu hamileliğin ilk 3 ayında meydana gelebilecek doğal bir durumdur. Hasta böyle bir durumda panik yapmamalı ve bu durumun hamilelik sonlanınca ortadan kalkacağını bilmelidir.

Şeker hastalığının erken bulgularından birisi çok içme bir diğeri ise sık idrara çıkmadır. Gerek hastalığın getirdiği ağız kuruluğu hissi (susamışlık hissi) gerekse çok fazla idrara çıkma sonucunda vücudun kaybedilen suyu yerine koyma isteği ağız kuruluğuna neden olur. Şeker hastalığı tanısı konulan hasta bu hastalığın kontrol alınabilmesi için doktoruyla iş birliği içinde olmayı ihmal etmemelidir.

Reflü genelde ağız içinde yaralarla kendini gösterir bu yaralara ağız kuruluğu da eşlik edebilir. Hastanın reflü için kullandığı ilaçların tükürük artışına da olumlu etkisi olacaktır. Reflü kontrol altına alındığında tükürük seviyesi de normale dönecektir.

Stres, sinir, panik atak gibi psikolojik problemler ağız kuruluğuna neden olabilir. Ancak asıl neden bu sorunların kontrol altına alınması için kullanılan ilaçlardır. Bu ilaçların yaygın olarak ağız kuruluğu yaptığı kanıtlanmıştır.