evim.com

Ağız Kuruluğu Belirtileri

Ağız kuruluğu, bazı nedenlerden ağızdaki tükürük miktarının azalmasıyla oluşan bir durumdur.

Ağız Kuruluğu Nedir?

Ağız kuruluğu, çeşitli hastalıklar ve diğer nedenlere bağlı olarak ağızdaki tükürük miktarının azalmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Halk dilinde ağız kuruluğu olarak bilinen bu durumun bir diğer adı kserostomidir. Günlük üretilen tükürük miktarı 1-1,5 litredir. Yemek yeme sırasında artar, bunun dışındaki saatlerde değeri sabit ve azdır.

Tükürük, ağız sağlığı için çok önemli bir faktördür ve farklı görevleri yerine getirir. Bu görevler;

  • Sindirim: Karbonhidratların sindirimini başlatan etkendir.
  • Lokma yapımı: Tükürük ağızda ufalanan yiyecekleri birleştirip kaygan bir hale getirerek lokmanın yutulmasını sağlar.
  • Tat alma: Bir besinin tadının anlaşılabilmesi için tükürükte erimiş olması gerekir.
  • Su regülasyonu: Susuzluk ağız kurumasıyla ortaya çıkar. Bedenin su ihtiyacı artınca tükürük azalır.
  • Konuşma fonksiyonu: Konuşma sırasında dilin dudakların kayganlaşmasını ve rahat hareketini sağlar.
  • Ağız ve diş temizliği: Mekanik yıkama yaparak plak birikimini engeller.
  • pH değişikliği: Kanda asit miktarı artınca tükürük CO2 salınımı arttırarak kanın pH değerini normale döndürmeye çalışır.

Ağız kuruluğu durumunda tüm bu görevler aksar. 

Ağız Kuruluğu Belirtileri

  • Tükürük salgısı azaldığında ağızda kuruluk ve susuzluk hissi olur. 
  • Dil şiş ve yapışkan bir hal alır. 
  • Tat alma bozulur, yutma güçleşir. 
  • Tükürüğün yaptığı mekanik temizleme ortadan kalktığı için ağız enfeksiyonlara açık bir hale gelir, bunun sonucunda ağızda çeşitli yaralar, aftlar ve çürükler gelişir.

Ağız Kuruluğu Nedenleri

  • Ağız kuruluğu (kserostomi) tükürük bezlerinde görülen taş, akut ve kronik iltihaplar gibi bölgesel tıkanmalar nedeniyle olabilir.
  • Tükürük bezi taşları: 25-50 yaş arası erkeklerde daha sık görülen bir problemdir. 
  • Tükürük bezlerinin doğuştan eksik olması veya gelişimini tamamlayamaması sonucunda da kserostomi görülebilir.
  • Ağız kuruluğu aynı zamanda vücuttaki başka bir sistemik hastalığın da belirtisi olabilir. Bu sorunlardan bazıları sjögren sendromu, mikulicz sendromu, familiyal disotonomi (ki bu durum tat tomurcuklarının bozulmasıyla belirgindir), radyasyon tedavisi sonrası, depresif ruh hali ve bu durumun tedavisi için kullanılan psikoaktif ilaçlar, sinir sistemi hastalıkları (multiple skleroz, parkinson), hipertansiyon, diyabet (şeker hastalığı), menopoz sonrası dönem, kanama ve şok gibi durumlar olabilir. 
  • Sjögren sendromu: Hastalığın en önemli bulgusu ağız kuruluğudur. Aynı zamanda sadece tükürük bezlerinde değil vücut dışına salgı yapan bütün bezlerde görülen iltihaplar sonucu salgılarda bir azalma görülür. Bunun sonucunda göz kuruluğu, cilt kuruluğu, boğaz kuruluğu, burun kuruluğu ve vajinal kuruluk gibi sorunlarda hastanın şikayetleri arasında yer alır.
  • Hipertansiyon hastalığında hasta ağız kuruluğunun tansiyon kaynaklı olduğunu düşünse bile ağız kuruluğunun asıl sebebi hipertansiyon değil, bu hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Yani kontrol altına alınmamış, ilaç kullanmayan hipertansiyon hastalarında ağız kuruluğu görülmez.
  • Şeker hastalığında ağız kuruluğu yaygın bir belirtidir. Hastanın sık idrara çıkması vücutta su kaybına dolayısıyla salgılarda azalmayla neden olacaktır. Hasta şeker hastalığını kontrol altına alabilmek için yediklerine, içtiklerine ve ilaç kullanımına çok dikkat etmelidir.
  • Kronik graft versus host hastalığına sahip olan bireylerde hastalığın ilerleyen dönemlerinde kronik ağız kuruluğu en önemli bulgudur.
  • Ateşli hastalıklar, kaşeksi, koma gibi durumlarda su atılımı arttığı için ağız kuruluğu görülebilir.
  • Ağız solunumu yapanlarda tükürüğün buharlaşması sonucunda ağız kuruluğu görülür.
  • Bazı ilaçların kullananlarda ağız kuruluğu görülebilir. Ağız kuruluğuna neden olan 500 üzerinde ilaç vardır. Bu ilaçlardan bazıları; atropa belladonna, opium alkoloidleri, anksiyolitik, diüretikler, anoreksiyantlar, antiakne ajanlar, antikolinerjik/antispazmotik ajanlar, antikonvulsifler, antidepresanlar, antihistaminikler, antihipertansif ilaçlar, non-steroid antiinflamatuar analjezikler, antiemetikler, antiparkinson ilaçlar, antipsikotikler, bronkodilatatörler, kemoterapi ajanları, dekonjestanlar, kas gevşetici ajanlar, narkotik analjezikler, sedatif ajanlar ve antibiyotiklerdir.
  • Bazı bitkiler ağız kuruluğuna neden olabilir. Bunlardan bazıları adaçayı, kırmızı biber, sarımsak, sarı kantaron, karahindiba, ısırgan otu gibi bitkilerdir.
  • Sigara, alkol ve kafein tüketimi fazla olan kişilerde kserostomi görülebilir.
  • Radyasyon tedavisi (radyoterapi, kemoterapi) gören hastaların tükürük miktarının yüksek oranda azaldığı görülür. Radyasyondan en sık etkilenen tükürük bezi parotis bezidir. Tümörün büyüklüğüne, bölgesine ve hastanın klinik durumuna göre alınan radyasyonun dozu değişiklik göstermektedir. Ağız kuruluğunun şiddeti de alınan doz miktarının artışıyla şiddetlenmektedir. Radyasyon alınan bölgede ilk bir hafta içerisinde büyük tükürük bezlerinin salgılarında %50-60 oranda bir düşüş yaşanır. Bu değişiklikler geri dönüşümlü veya geri dönüşümsüz olabilir.
  • Ağız solunumu yapan bireylerde, özellikle sabah uyanınca fark edilen ciddi bir kuruluk söz konusudur. Ağız solunumu bir alışkanlık sonucu hastada sürekli görülebileceği gibi gribal enfeksiyonlar, burun tıkanıklığı gibi geçici durumlarda da görülebilir. Ağız solunumu sonucunda damak derinleşeceği için burun kanalları daralır ve hasta geri dönüşümsüz olarak ağız solunumu yapmaya başlar. Ağız solunumu genelde küçük yaşlarda meydana geldiğinden, ebeveyn bu konuda gerekenleri yapmalı ve çocuğun çok geç olmadan burun solunumu yapmaya başlaması için bir hekime danışmalıdır. 
  • Ağız solunumu aynı zamanda dişlerin ağız dışına bakan yüzeylerinde çürük oluşumunu hızlandırır. Hastanın ağız solunumu yaptığından emin olmak için bu da önemli bir bulgudur.

Ağız Kuruluğu için Hangi Doktora ve Hangi Bölüme, Ne Zaman Gidilmeli?

Ağız kuruluğu fark edildiği zaman hasta bir Oral Diagnoz ve Radyoloji uzmanına danışmalıdır. Oral diagnoz ve radyoloji uzmanı hastalığın altında yatan etkenleri değerlendirip ağız kuruluğuna neden olan başka bir hastalığın olup olmadığını değerlendirmelidir. 

Hastalığın altında yatan başka bir etken varsa hasta bu konuyla ilgili bir hekime yönlendirilmelidir.


Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Ağız kuruluğu ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Hamilelikte görülen ağız kuruluğu hamileliğin ilk 3 ayında meydana gelebilecek doğal bir durumdur. Hasta böyle bir durumda panik yapmamalı ve bu durumun hamilelik sonlanınca ortadan kalkacağını bilmelidir.

Şeker hastalığının erken bulgularından birisi çok içme bir diğeri ise sık idrara çıkmadır. Gerek hastalığın getirdiği ağız kuruluğu hissi (susamışlık hissi) gerekse çok fazla idrara çıkma sonucunda vücudun kaybedilen suyu yerine koyma isteği ağız kuruluğuna neden olur. Şeker hastalığı tanısı konulan hasta bu hastalığın kontrol alınabilmesi için doktoruyla iş birliği içinde olmayı ihmal etmemelidir.

Reflü genelde ağız içinde yaralarla kendini gösterir bu yaralara ağız kuruluğu da eşlik edebilir. Hastanın reflü için kullandığı ilaçların tükürük artışına da olumlu etkisi olacaktır. Reflü kontrol altına alındığında tükürük seviyesi de normale dönecektir.

Stres, sinir, panik atak gibi psikolojik problemler ağız kuruluğuna neden olabilir. Ancak asıl neden bu sorunların kontrol altına alınması için kullanılan ilaçlardır. Bu ilaçların yaygın olarak ağız kuruluğu yaptığı kanıtlanmıştır.