Ağız Kokusu

Ağız kokusu, ağız ve diş sağlığı hastalarına ve sistemik nedenlere bağlı olarak oluşan, ağız içindeki hoş olmayan koku olup, bazı basit yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

Ağız Kokusu Nedir?

Ağız kokusu genelde lokal nedenlerden olabildiği gibi sistemik bazı nedenlere bağlı olarak da görülebilen ağız içindeki hoş olmayan kötü kokudur.

Diğer bir ismi de halitosis olarak bilinen ağız kokusu değerlendirilirken kişinin yaşı, yaşama durumu, aç ya da tok oluşu, uzun süreli açlık (diyet veya ramazanda oruç tutulması), günün erken ya da geç saatine göre değişiklik gösterir.

Bilindiği gibi sağlıklı kişilerde ağız kokusu görülmez, sabahları uyanıldığı zaman genelde nefes kötü kokar. Bunun sebebi uyku sırasında tükürük salgısının azalmasıdır. Uyku süresince ağızda bulunan besin artıklarının kokması şeklinde oluşur. günün ilerleyen saatlerinde ise bu koku kaybolur.

Erkeklerde kadınlara oranla daha sık ağız kokusu oluşur.

Ağız Kokusu Nedenleri Nelerdir?

Ağız kokusunun nedenleri, sistemik nedenlere bağlı olanlar ve diş ve ağız hastalıklarına bağlı olanlar olmak üzere ikiye ayrılır.

Sistemik nedenlere bağlı ağız kokusu nedenleri:

  • Kulak burun boğaz hastalıkları ile oluşan halitozis.
  • Rinit, nazal septal perforasyon, ozane (burun ve konkaları içeren atrofik bir hastalık), özellikle çocuklarda yabancı cisimlerin retansiyonu gibi burun ve sinüs bozuklukları, bademcik enfeksiyonları, kızıl faranjit ve özellikle zenker divertikülü gibi hastalıklarda ağız kokusu oluşur.
  • Çürümüş et kokusuna benzeyen kötü kokuşmuş nefes, akciğerin apseleşmesine ya da bronş iltihabının yayılmasıyla oluşan bronşiyektaziye işaret eder.
  • Gastrointestinal bozukluk ya da hastalıklarında nefesimizde hoş olmayan bir koku mevcuttur.
  • Duygusal yıkımlarda sindirimi etkiler ve bazen halitozis oluşabilir.
  • Ağır karaciğer yetmezliklerinde ağızda tipik bir koku vardır (karaciğer komasının erken belirtisi), Ciddi karaciğer yetmezliğinde nefes tatlımsı taze kadavra kokusuna benzemektedir.
  • Karaciğer sirozunda dekompoze (daha küçük parçalara ayrılmış) kan kokusu vardır.
  • Kronik böbrek yetmezliğinde bazen sistitte (idrar torbası iltihabı) , üremide (kanda üre birikmesi) nefes amonyak kokar, Islatılmış kırmızı turnusol kağıdı ekspirium havası ile mavileşir. Çünkü soluk alkalidir. Hastada kussmaul solunum (hızlı ve derin nefes alıp verme) vardır.
  • Diyabet asidozunda ve diğer asidozlarda (açlık) hasta komada olsun olmasın nefesten aseton, meyve, tatlı kokusu alınır. Ayrıca kussmaul solununum vardır.
  • Wegener's granulomatosiste buruna tıpkı yara gibi bir çürüme kokusu gelir. Açlıkta oluşan ağız kokusu (açlık asidozu) pankreatik sıvının midede bozuşmasından kaynaklanır. Bu kokunun giderilmesi sudur. Hatta diş fırçalamasıyla bile ortadan kaldırılabilir.
  • Tatlı bir asit kokusu, akut romatizmal ateşi çağrıştırır. Kızıl, kızamık, çiçek, tifo, difteri gibi hastalıklarda ağız kokusu vardır.
  • Skorbüt, lösemi ve diğer kan hastalıklarında ağızda kötü koku vardır.
  • Eosinofilik granuloma, Letter-Siwe hastalığı, Hand-Schuller Christian hastalığında ağızda kötü kokulu nefes olabilir.
  • Çesitli gıdaların alınması sonucu tipik ağız kokusu oluşabilir.
  • Bir vejetaryen, çok fazla et yiyen bir kişiden daha az halitozise sahiptir. Çünkü sebzelerde protein maddelerin yıkım ürünleri çok azdır.
  • Alkol ve sigara kullananlarda ağız kokusu olabilir.
  • Alınan ilaç ve kimyasal bileşikler de ağız kokusu yapabilir.
  • İlaçların sistemik etkisine bağlı olarak da ağız kokusu oluşabilir. Bazı antineoplastik ajanlar, antihistaminler, amphetaminler, trankilizanlar, diüretikler, fenotiaminler, atropin benzeri ilaçlar tükürük salınışını azaltarak ağız kuruluğuna sebep olurlar. Böylece ağız kokusu oluşur.
  • Yaşlanma, tükürük bezi aplazisi (hücrenin yok olması), 800 raddan fazla radyasyon tedavisi, kadında menopoz, yüksek ateş, dehidratasyonlu sistemik ve metabolik rahatsızlıklar, aşırı baharat kullanımı ağız kuruluğuna neden olur ve bu yüzden de halitozis oluşur.
  • Sjögren's sendromu bozuk pis kokulu nefes sebebi olabilir.
  • Bazen psikolojik olarak da hasta ağzının kötü koktuğunu ifade edebilir. Psikiyatrik durumlarda “kötü koku" hasta tarafından alınır, ancak gözlemci bunu duymaz. Psikiyatrik durumu olan hastalar aynı zamanda dış kaynaklardan ileri gelen kokular da duyabilirler.
  • Eksternal olfaktor (dış koku) halüsinasyonların nedenleri arasında şizofreni ve temporal lob epilepsisi de yer alır. Buna karşılık kendilerinden kaynaklanan kokular duyan psikiyatrik hastaların halüsinasyonları vardır. Sık bir neden de vücut görünümü ile aşırı ilgilenme ile karakterize bir tür hipokondriyak psikoz olan olfaktör yansıma sendromudur. (OSS)
  • OSS’li (olfaktör yansıma sendromu) hastalar duygusal, güvensiz, hafif paranoid, kompulsif ve depresiftirler. Takıntıları o derecededir ki, diğer insanların kokularını hissedeceklerini düşünür ve kendilerini soyutlarlar. Hastalara güven verilmesi yeterli değildir. Hastalar kötü kokudan o kadar emindirler ki, sıklıkla başka doktora başvururlar.

Ağız ve diş sağlığı hastalıklarına bağlı olan ağız kokusu nedenleri:

  • Diş çürükleri
  • Pulpa gangrenleri
  • Periodontal (diş eti) hastalıkları
  • Tartar ve bozuk ağız hijyeni
  • Kötü ve hatalı yapılmış dolgu, kron ,köprü ve protezler
  • Çeşitli patolojilerin ağız için açılan fistülleri(uzantıları)
  • Ağız ve diş etlerinin çeşitli hastalıkları (Stomatitis ve Nekrotizan Ülseratif Gingivitis)
  • Cerrahi operasyon ve özellikle diş çekiminden sonra ağızda biriken kanın ayrışması sonucu kötü bir koku oluşur.

Ağız Kokusu Teşhisi

Ağız kokusunun teşhisi için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır.

Bu yöntemler şu şekildedir:

Medikal hikaye: Medikal hikaye önemlidir. Hastaların mutlaka klinik muayeneden önce dinlenmesi gerekir. Yemeklerden sonra mı kokunun oluştuğu, ilaç kullanımı var mı, gastrointestinal sorunlar var mı, ağız kuruluğu var mı, kulak burun boğaz hastalığı gibi sorulara cevap aranır ve not edilir.

Self-examnation; bu yöntemde intraoral (ağız içi) sebeplere bağlı ağız kokuları kolaylıkla tanımlanabilir. Plastik çay kaşığı ile dilin kazınarak koklanması, interproksimal (dişlerin birbirine bakan yüzü) kürdan kullanımı sonucu koklama ve tükürüğün koklanması kullanılır. Ellerin ağızı ve burunu kapatarak nefesin koklanması diğer bir yöntemdir.

Organoleptik ölçüm: Çok yaygın olarak kullanılan sübjektif bir tekniktir. Bu konuda özel eğitim almış kişiler tarafından yapılmaktadır. Solunum sırasında dışarı verilen hava ve dil üzerinden kazınan eklentiler koklanır. Değerlendirilecek kişinin ölçümden 12 saat önceden yemek yemeyi kesmesi, diş fırçalamaması ve sigara içmemesi gerekir. Çoğunlukla tercih edilen yöntemde; hasta yaklaşık 10 cm kadar uzaktan ölçümü yapan kişinin burnuna doğru nefesini yavaşça üfler. Değerlendirme 0-5'lik skala kullanılarak yapılır.

  • 0- Koku yok
  • 1- Zor fark edilebilir koku
  • 2- Hafif ama açıkça fark edilebilen koku
  • 3- Orta derece koku
  • 4- Kuvvetli ve testi yapanın dayanamayacağı kadar kötü koku
  • 5- Aşırı pis ve abartılı koku

Portatif Sülfit Monitörü (Halimeter): Çok yaygın olarak kullanılan kolay ve hızlı bir yöntemdir. VSB'ni belirleyebilmek için geliştirilmiş taşınabilir bir aygıttır. Hastanın ölçüm öncesi 5 dakika süresince konuşmaması ve ağızını kapalı tutması istenir. Oda havasına göre kalibre edildikten sonra monitore bağlanan bir pipet yardımıyla ölçüm yapılır. İşlem sırasında hasta burnundan nefes alıp vermeye devam etmelidir.

Nefesteki sülfür içeren bileşikler ile elektrokimyasal reaksiyonlar elektrik akımı oluştururlar. Bu akım, volatil sülfür içeren bileşiklerin miktarı ile doğru orantılıdır. Milyarda bir hassasiyetle ölçer ve dolayısıyla birim olarak ppb (parts per billion) kullanılır.

Ölçüm sonuçlar 100 ppb'den az ise normal, 100-180 ppb arasında ise orta derecede halitozis,

250 ppb'den fazla ise kronik halitozis olarak kabul edilmektedir.

Ağız kokusuna neden olan tüm maddeleri değil sadece VSB'ni ölçebilmektedir.

Gaz Kromotografi: Tükürük, dil örtüsü veya nefeste VSB flame fotometrik dedektör ile belirlenir. Objektif ve güvenilir bir yöntem olmasına rağmen kullanılan aygıtın çok büyük ve pahalı olması, uzmanlık gerektirmesi gibi nedenlerle rutin muayenelerde pek tercih edilmemektedir.

Kapalı Alan Faz kontrast Mikroskopisi: Gingivitis ve Periodontitisler, yüksek oranda motil organizmalar ve spiroketlerle (ağız florası için zararlı bir bakteri türü) ilişkilidir. Plakta spiroketlerin yüksek oranlarda olması, spesifik asidik ağız kokusu ile ilişkilidir.

Tükürük İnkübasyon Testi: Cam tüp içinde biriktirilen tükürük, 37° C'de, yüzde seksen nitrojen yüzde on karbon dioksit ve yüzde on hidrojen içeren aerobik atmosferde birkaç saat inkübe (mikroorganizmaların kuluçka süresi) edildikten sonra ortaya çıkan koku uzman bir kişi tarafından değerlendirilir. Tükürük inkübasyon testi ile organoleptik (duyu organlarının cisimlerden etkilenme yeteneği) skorlar ve sülfit monitör ölçümleri arasında güçlü bir korelasyon (iki değişkenin birbiriyle olan sayısal ilişkisi) olduğu gösterilmiştir. Tükürük inkübasyon testi sigara, kahve, soğan, sarımsak ve kozmetikler gibi dış etkenlerden, organoleptik ölçüme göre daha az etkilenmektedir.

Elektronik Burun: İnsan burnunun algılayamadığı seviyelerdeki kokuları, yapısındaki kimyasal sensör dizisiyle hassas şekilde ölçebilen bir cihazdır ve ölçüm yapılan madde içinde her bir kokudan ne oranda bulunduğunu, kokuların hangi sınıflara dahil olduğunu da algılayabilir. Ancak bu ekipman son derece pahalıdır ve hala gelişim aşamasında olan bir sistemdir.

Ağız Kokusunun Tedavisi

Ağız kokusunun biyokimyasal patogenezi (bir hastalığın oluşum ve gelişiminde vücutta meydana gelen her türlü değişiklik) açıklığa kavuşturulduktan sonra birçok olgu basit yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Bununla birlikte halitofobik (kişinin ağzının kokmasından duyduğu korku) hastalarda tedavi genellikle başarısız olmaktadır. Psikosomatik halitozisi olan hastaların psikoloji/psikiyatri uzmanına yönlendirilmesi gerekir.

Ağız kokusunun tedavisi genel olarak dört basamaktan oluşmaktadır:

  • Tanı
  • Predispozan (hastalığa sebep olan her türlü faktör) ve modifiye edici faktörlerin belirlenmesi ve eliminasyonu(hastalığa sebep olan faktörlerin ortadan kaldırılması),
  • Ağız kokusuna sebep olan ya da olabilecek tıbbi durumların belirlenmesi,
  • Yeniden değerlendirme ve hastayı rahatlatma.

Tedavi Prensipleri

  • Mikroorganizmaların mekanik olarak azaltılması
  • Mikrobiyal birikintilerin kimyasal olarak azaltılması
  • Ağız kokusuna sebep olan gazları azaltmak
  • Ağız kokusunu maskelemek

Tanı konmuşsa tedavi planı, ağız kokusunun nedeninin eliminasyonuna ve ağız hijyeninin geliştirilmesine yönelik olarak yapılmalıdır.

Mekanik Tedavi ve Oral Hijyen Uygulamaları

Ağız kokusu teşhis ve tedavileri diş hekimlerinin sorumluluğundadır. 85%'i oral sebeplere bağlıdır.

Gingivitis ve periodontitislerde sıklıkla izole edilen gram (-) mikroorganizmalar ağız kokusunun sebebidir (VSC üretmeleri nedeniyle).

Tedavinin temelinde oral hijyen uygulamalarını kapsayan mekanik ve kimyasal plak eliminasyonu ve dil temizliğidir. Periodontal hastalık tedavi edilmeli, kontrol altında tutulmalıdır.

Tüm bu uygulamalara rağmen ağız kokusu inatla devam ediyorsa diğer sebep olacak nedenler;

Tonsiller, akciğerler, gastrointestinal sorunlar, metabolik hastalıklar (diabet) değerlendirilmeye gidilir.

Ağız kokusunun tedavisinde diagnoz (herhangi bir hastalığı bilimsel yöntemlerle teşhis etme), intraoral (ağız içi) ve extraoral (ağız dışı) sebeplerin belirlenmesi açısından önemlidir ve tedavi planlamasını belirler.

Ağız kokusu problemlerinin büyük bir kısmı, diş fırçalama, diş ipi kullanma, dil kazınması ve düzenli diş hekimi kontrolleriyle giderilebilir.

Dil temizleyicileri

Dil temizleyicilerin kullanımı;

  • Dildeki bakterileri ve sülfid kompaundlarını (sülfür bileşikleri) uzaklaştırmada etkilidir.
  • ADA (American Dental Association=Amerikan Diş Hekimleri Birliği) raporlarına göre dişlerdeki plak formasyonlarını %33 oranında azaltır.
  • VSC konsantrasyonunda (çözünürlük) %49'luk bir azalma sağlar.

Dilin arka bölgesi daha fazla bakteri barındırması, dolayısıyla daha fazla ağız kokusuna sebep olması nedeniyle temizlenmesi gereken önemli bölgedir. Dilin arka yüzeyini temizlemede diş fırçaları ve dil kazıyıcıları kullanılır. Dil kazıyıcıları kullanılarak yapılan temizlemede "tonque sweeper" ve "tonque mate" kullanılır.

Ağız Kokusu İlaçları

  • Klorheksidin (KH): Günümüzde oral hijyen için kullanılan kimyasal ajanlar içerisinde en etkilidir. İntraoral dokulara iyonik olarak bağlanma özelliği sayesinde antiplak etkisini uzun süre devam ettirir. KH sürekli olarak kullanıldığında dişlerde ve dilde kalıcı boyanma, tat almada bozukluk gibi baz yan etkilere yol açabilmektedir. Setilpiridinyum klorit ve çinko laktat ile kombine kullandığında sinerji yaratarak etkisini arttırılabilir.
  • Esansiyel yağlar: Esansiyel yağlar hücre duvarını yıkıma uğratarak bakteriyel enzimleri inhibe (azaltarak yok etmek) ederler. Listerin esansiyel yağ içeren ajanlardandır. Timol, ökaliptol, mentol ve metil salisilat içermektedir. Placebo ile mukayese edildiğinde, 3 saat süreyle bakterileri baskılayarak ağız kokusunu ortadan kaldırdığı gösterilmiştir.
  • Kloren dioksit (ClO2): ClO2, ve klorit anyonu VSB'ni okside ederek, sistein ve metionin gibi aminoasitleri de metabolize ederek etki göstermektedirler. Tek başına kloren dioksit gargara kullanımı ağız kokusunu azaltmaktadır.
  • İki-faz yağ-su gargaralar/ two-phase oil-water rings: Ağız kokusu problemlerini gün boyu gidermede etkili bulunmuştur. Oil-water-rinse-CPC etkinliği yüksek miktarda mikroorganizmaların yağ damlacıklarına adhezyonu (iki farklı maddenin birbirine tutunma durumu) yoluyla olmaktadır.
  • Triklosan: Geniş spektrumlu antibakteriyel ajandır. Deri bakım ürünlerinde, dezenfektanlarda, sabunlarda ve oral hijyen ürünlerinde kullanılmaktadır. Ağız gargaraları ve diş macunlarının içeriğinde bulunmaktadır.
  • Aminflorid/Stannöz Florid: Aminflorid ile stannoz florid (AmF/SnF2) birlikte kullanıldığında, oral hijyeni yetersiz kişilerde bile, sabah kokusunu azalttığı bildirilmiştir.
  • Metal Tuzları: Dental plak ve diş taşı birikimini baskılamak için çeşitli ağır metal tuzları (özellikle çinko, kalay ve bakır) kullanılmıştır. Diğer metal iyonları ile karşılaştırıldığında da toksik olmayan çinko, ağız kokusu kontrolünde kullanılan birçok ürünün bileşiminde bulunmaktadır.
  • Diş Macunları: Baking sodalı (sodyum bikarbonat) diş macunu kullanımı sonucunda VSC 44% lük bir azalma görülmüş (florid içeren ürünlerde bu oran 31% olmasına karşın). Baking sodalı ürünlerin ağız kokusunu önlemedeki etkileri bakterisidal (bakterileri yok eden) etkilidir.
  • Sakız ve Pastiller: Mekanik ve kimyasal uygulamalara ilave olarak, floride ve chlorhexidine’li sakızlar ağız kokusu problemlerinin giderilmesinde katkı sağlarlar. 2 mg, Zn+ içeren sakızların 5 dakika ağızda kalmasıyla VSC 45% oranında ani bir azalmaya sebep olur, ama uzun dönem etkileri tartışmalıdır.
  • Ağız Kokusunun Maskelenmesi: Gargara, ağız spreyleri ve pastiller kısa süreli etkilidir. Düşük pH, VSB yoğunluğunu arttırır. Düşük seviyeli pH durumunda, portakal suyu kısa süreli pH'ı yükseltir.

Tedavi için belirtilen ilaç türevleri sadece bilgilendirme amaçlıdır. Doktor tavsiyesi olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.

Ağız Kokusu Tedavi Edilmezse

Ağız kokusuna sebep olan faktörler tedavi edilmediği takdirde kokunun da geçmesi muhtemel bir durum değildir. Örneğin kişi ağız kuruluğuna sebep olan bir ilaç kullanıyordur ve bu da zamanla ağız kokusuna neden oluyordur. Bu durumun düzeltilmesi için ya kuruluğa sebep olmayacak bir alternatif ilaç kullanımına geçmeli, ya da kuruluğu engelleyici ekstra farklı bir ilaç kullanmalıdır ki kokuya da engel olabilsin.

Sonuç olarak tedavi edilmeyen durumlarda kişi artan bir ağız kokusuyla karşı karşıya kalacaktır. Bu da oral hijyenini kötü etkilediği için ağız içinde birçok enfektif durum ortaya çıkar. Gingivitis (diş eti iltihabı), periodontitis (dişi çevreleyen dokuların iltihabı), diş çürükleri gibi.

Ağız Kokusuna Ne İyi Gelir?

Son zamanlarda artmış bir ağız kokusu mevcutsa hasta öncelikle bu durumu kendisi çözmeye çalışabilir.

Bunun için uygulanması gereken basit metodlar mevcuttur:

  • Yapılması gereken ilk hamle oral hijyene dikkat etmek olacaktır. Günde iki üç kere diş fırçalamak kokunun önüne geçmede etkili bir yöntemdir.
  • Ağız gargaraları ya da evde yapacağımız tuzlu su ile gargara sayesinde intraoral (ağız içi) bölgede zararlı, koku oluşumuna sebep olan mikroorganizmaları azaltarak ağız kokusunu minimuma indirebiliriz.
  • Eğer ağızda çürük diş mevcutsa ağız kokusu kaçınılmazdır. Tedavisinin yapılması gerekir, çürük tedavisi sonrasında ağız kokusunun azaldığı kaydedilmiştir.
  • Tükettiğimiz besinlerin de koku yapma oranları birbiri içinde değişkenlik gösterir. Sarımsak, soğan gibi koku yapan sebzelerden uzak durmak ağız kokusu için önleyicidir. Ama koku yapan besin tüketimi yalnızca akabindeki birkaç saati etkiler. Eğer ağız kokusu devamlı ve gitmiyorsa altında başka birçok neden olabilir.

Ağız Kokusuna Ne İyi Gelmez?

Ağız kokusu toplum içinde oldukça yaygın görülen bir durumdur. Bu durumu tetikleyen birçok faktör mevcuttur. Genel olarak ağız temizliği ile ilgili olsa da sistemik bazı problemlerin de bulgusu olabilir. Doğru bir şekilde bakımı yapılan bir ağızda koku problemi kalmayacaktır. Ağız kokusu bulunan kişiler, fırçalamalarını düzgün bir şekilde yapmazsa (ki buna dil fırçalaması da dahildir), sürekli kokuya sebep olacak besin tüketimine devam ederlerse, yoğun sigara kullanımı varsa bu durumun düzelmesi olası değildir.

Belirtilen zararlı alışkanlıklardan uzak durulduğu takdirde ağız kokusu devam ediyorsa kaynağı ağız içinden ziyade sistemik problemlerdir. Diyabet en önemli ağız kokusu sebeplerinden biridir. Hastanın sahip olduğu sistemik problemin tedavisini aksatmaması gerekir. Bu durumda mevcut koku devam edecektir.

Hamilelikte Ağız Kokusu

Hamilelik döneminde özellikle ilk aylarda kusma, bulantı gibi durumlarda dolayı ağız içi asit dengesi bozulur. Bu durum ağızdaki sağlam dişlerin bozulan pH nedeniyle çürümesine yol açar. Çürük diş zamanla ağız içindeki mikroorganizma dengesini de bozar. Bozulan bu dengeyle birlikte ağızda hoş olmayan bir koku oluşur. Bu oku daha çok çürük benzeri bir kokudur, ilerleyen aylarda iyi bir ağız bakımıyla birlikte konunun azalması mümkündür.

Ağız Kokusu için Hangi Doktora Gidilir?

Ağız ile ilgili ağız kokusu da dahil herhangi bir rahatsızlık durumunda başvurulması gereken ilk bölüm Oral Diagnoz ve Radyoloji veya Oral Patoloji‘dir.

Kokunun nedenine bağlı olarak (sistemik veya lokal nedenler) bu bölümdeki hekimin yardımıyla hasta ilgili bölüme yönlendirilir.

Örneğin;

Hastada ağızda rahatsız edici düzeyde bir aseton kokusu mevcutsa, yüksek ihtimalle Diyabet (şeker hastalığı) belirtisi olup hasta iç hastalıkları (dahiliye) bölümünde bir hekime yönlendirilmelidir.

Hasta özellikle sabah uyandığı saatlerde hoş olmayan bir ağız kokusuyla karşılaşıyorsa ve bu koku gün içinde geçmiyorsa yüksek ihtimalle kişinin oral hijyen seviyesi düşüktür, ağzında tedavi gerektiren yaygın çürükler ve diş taşları bulunmaktadır. Bu şikayetle gelen hastalar ilk muayene sonrasında öncelikle Periodontoloji bölümünde detertraj-polisaj (diş taşı temizliği) yaptırıp oral hijyen eğitimi verilir ve ardından çürük dişlerin tedavisi için  Restoratif Diş Tedavisi bölümüne yönlendirilir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
3
0
Makeleyi Paylaşın

Ağız kokusu ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Eğer ağız kokusu yalnızca ağız içinden kaynaklıysa günde iki üç kere fırçalamanız koku ile mücadelede iyi bir yoldur. Devamında ise gargara kullanımı ya da tuzlu su ile çalkalama ağzınızı mikroplardan arındırıp daha ferah bir koku sağlayacaktır. Ancak kokunun nedeni başka bir hastalıksa, kokunun giderilmesi için hastalığın tedavi edilmesi gerekir. Önreğin; bademcik taşı oluşumu varsa bu durum ağız kokusuna olur. Bademcik taşından kaynaklı ağız kokusunun kalıcı olarak giderilmesi için ameliyat ile bademciklerin alınması gerekebilir.

Ramazan ayında kişi günde otalama 15-16 saat aç kalıyor ve oruç sebebiyle gün içinde diş fırçalaması da yapamıyor. Öncelikle sahurda gün içinde koku yapacak besinlerden uzak durmalı ve mutlaka sahurda uyumadan önce diş fırçalamasını ihmal etmemelidir. Sahurdan sonra ağız gargarası yapmak gün içinde ağzınızın daha az kokmasını sağlayabilir.

Mide kaynaklı ağız kokusu gidermede yapmanız gereken gastroenteroloji uzmanına görünmektir. Ağız hijyeni iyi bir şekilde sağlanmasına rağmen ağız kokunuz gitmiyorsa, bunun sebebi çoğunlukla sindirim sisteminizdir. Bunun için uzman doktora başvurmanız gerekir.

Sigara içtikten sonra kısa sürede ağız kokusunu gidermek pek mümkün değildir. Naneli sakız çiğnemek, ağız gargarası, diş fırçalamak ya da açık havada kısa bir süre derin nefes alarak yürüyüş yapmak yardımcı olur. Fakat kokuyu tam anlamıyla bastıramaz.

Hamilelikte özellikle ilk iki-üç ayda ağız kokusu yoğun olarak görülür. Fakat bunun asıl sebebi annenin hamilelik süresince oral hijyene dikkat etmemesidir. Eğer uygun şekilde fırçalayıp ara sıra tuzlu su ile gargara yapılırsa ağız kokusu minimum seviyeye inecektir.