Cüzzam ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Cüzzam hastalığının tam olarak nasıl bulaştığı halen bilinmemektedir. Burun mukozasındaki bakteri yoğunluğu sebebiyle solunum yolları ile bulaştığı kabul edilmektedir. Hastalığın her formunun bulaşma ihtimali yüksek değildir ve tedavi altındaki hastaların bulaştırma ihtimalleri çok düşüktür. Ayrıca cüzzam hastaları ile karşılaşan herkeste cüzzam hastalığı olmaz. Hastalığın ortaya çıkabilmesi için bağışıklık sisteminin zayıf olması, hastalığa genetik yatkınlık, yetersiz hijyen gibi kolaylaştırıcı faktörlerin varlığı gereklidir.

Cüzzam hastalığı eski zamanlarda sık görülen ve hakkındaki bilgi azlığı sebebiyle o çağların en korkulan hastalıklarından biri olmakla birlikte şimdilerde etkin tedavi ile çok azalan hastalıklardan biri olmuştur. Türkiye’de çok nadir de olsa günümüzde halen yeni vaka bildirimi yapılmaktadır. Hijyen koşulları iyi olmayan Asya ve Afrika ülkelerinde ise yapılan vaka bildirimleri çok daha fazladır.

Cüzzam hastalığı eski zamanların en korkulan hastalıklarından biridir. O zamanlarda cüzzam hastaları hem şekil bozuklukları hem de hastalığı bulaştırma ihtimallerinden dolayı toplumdan dışlanmışlardır. Neyse ki bu tutum günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. Cüzzam sanılanın aksine o kadar bulaşıcı bir hastalık değildir. Tedavi altındaki cüzzam hastalığının ise neredeyse hiç bulaştırıcılığı yoktur. Bu sebeple cüzzam hastaları sosyal hayatın içinde tutulmalıdırlar.

Evet, cüzzam hastalığı etkin ve devamlı tedavi süreci ile tamamen iyileşebilmektedir. Süreç boyunca tedaviye ara verilmemesi ve düzenli doktor kontrolü gerekmektedir. Hastalık iyileşmesine rağmen hastalığın sebep olduğu lezyonların yara izleri, uzuvlardaki ve organlardaki hasarlar kalıcı olabilmektedir.

Cüzzam hastalığı direkt olarak yaşam süresini etkilemez ancak tedavi edilmediği takdirde sebep olduğu şekil bozuklukları kişiyi ölüme dahi götürebilir. Cüzzamlı hastaların etkin tedavisi yapılırsa normal bir insanın sahip olduğu ortalama yaşam süresi boyunca hayatlarını devam ettirebilirler.

Eski kaynaklara göre cüzzam milattan öncesinde dahi görülen ve korkulan bir hastalık olmuştur. Hastalığa sebep olan basil 1873 yılında Gerhard Armauer Hansen tarafından keşfedilmiştir. M. leprae basilinin yapay ortam (in vitro) koşullarında üretilmesi mümkün olmamıştır. Basilin sadece insanda ve Güney Amerika’da yaşayan ‘’armadillo’’ adında bir hayvan türünde hastalığa yol açabildiği bilinmektedir.

Cüzzam ile İlgili Makeleler

Cüzzam

Lepra olarak da bilinen genellikle gözleri, üst solunum yollarını ve cildi etkileyen cüzzam hastalığı günümüzde çoklu ilaç tedavi formuyla tedavi edilmektedir.

makaleyi incele