Asansör Fobisi

Asansör fobisi genelde agarafobi ve klostrofobinin bir birleşimi şeklinde ortaya çıkar. Fobilerde bilişsel davranışçı terapi ve durumun fark edilmesi ve yenilmesine karşı yapılan diğer konuşma terapileri oldukça işe yaramaktadır.

Asansör Fobisi Nedir?

Asansör fobisi, toplumda çok da az olmayan miktarlarda görülen bir fobi türüdür. Asansör fobisi, aslında birkaç fobi türünün bir araya gelmesi veya tek başına var olması sonucunda ortaya çıkan bir terimdir. Asansör fobisi genelde agarafobi ve klostrofobinin bir birleşimi şeklinde ortaya çıkar. Diğer bir deyişle asansörler agarafobi ve klostrofobinin ortaya çıkmasını tetiklemektedir. 

Agarafobi temel olarak panik atak gibi durumlar sırasında kaçılması zor bir alanda mahsur kalma, sıkışma korkusu olarak tanımlanabilir. Asansör de bu dar alanlardan biridir. Klostrofobi ise temel olarak kapalı alan korkusudur. Bu iki ana fobinin dışında akrofobi adı verilen üçüncü bir türün de asansör fobisi ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Akrofobi de yükseklik korkusu anlamına gelir. Asansöre binen kişilerin asansörün yükselmesini düşünmelerine bağlı kendi içlerinde yarattıkları yükselme korkusunun asansör fobisinin önemli bir nedeni olabileceği tespit edilmiştir. Bu fobinin ağır bastığı kişilerde yürüyen merdivene binmek, yüksek yerlere çıkmak gibi durumlara karşı da korku vardır. 

Korku, tehlikeden kaçınmaya yardımcı olan doğal bir insan tepkisidir. Sonuç olarak, insanlar genellikle kontrolleri dışındaki yeni durumlardan korkarlar. Bununla birlikte, sıradan, günlük şeyler de bazı insanlar için bir korku kaynağı olabilir. Korkmak, travmatik bir kişisel deneyim nedeniyle dolaylı olarak da öğrenilmiş olabilir. Ancak bu korkunun farkına varılmaması, uygun müdahalelerin yapılmaması durumunda artık bu korku mantıksız bir hale gelir ve şiddetlenir. Bu durumda da etkene bağlı olarak çeşitli fobiler oluşmuş olur.  

Bu korku ve fobilerinden sık olanlardan biri de asansör fobisidir. Asansörün yapısı gereği var olan kapalı alan çoğu kişi için korku verici olabilmektedir. Asansör içinde mahsur kalmak, kapalı alanda kalmak esas asansör fobisinin nedenleridir. Ancak bunun dışında asansörün düşme riski, asansör içinde geçirilen panik atak sırasında orada mahsur kalmak gibi korkular da asansör fobisi içinde sayılabilmektedir. 

Asansör Fobisi Belirtileri Nelerdir?

Asansör fobisinde birçok farklı semptom ortaya çıkabilir. Aslında herhangi bir fobide ortaya çıkabilecek bir dizi ortak semptom bulunmaktadır. Bunlar aynı şekilde asansör fobisi olan kişilerde, asansöre binmeyi düşünme veya direkt olarak asansöre binme sırasında da ortaya çıkar. Bu semptomlar şu şekilde sıralanabilir:

1-) Terleme

2-) Titreme

3-) Baş ağrısı

4-) Mide bulantısı

5-) Baş dönmesi

6-) Kalp hızında artış 

7-) Hızlı nefes alıp verme 

8-) Kusma

9-) Bayılma 

Bunun yanında fobi düzeyinde olmayan asansöre binme korkuları da bulunmaktadır. Bunlarda baş dönmesi, kusma, bayılma gibi daha ciddi sayılabilecek semptomlar çok fazla görülmez. Bu kişilerde daha çok kalp hızında artış, hafif terleme, korku hali görülebilir. Genelde bir fobi teşhisi için bu tarz semptomların en az 6 ay boyunca görülmüş olması gerekir.

Asansör fobisi ile ilişkili olabilecek diğer bir durum olan klostrofobide de çeşitli semptomlar görülebilir. Klostrofobik olan bazı insanlar, asansörlerde, güvenli sınırlamalar kullanan eğlence parkı gezilerinde, umumi tuvaletlerden ve hatta döner kapılardan rahatsız olurlar. 

Klostrofobinin bir diğer büyük sıkıntısı emar gibi tetkiklere girmenin zor olması durumudur. Asansör kendi içinde kapalı bir alan olduğu için, özellikle dışarının görülmediği asansörlerde atağa neden olmaktadır. Bu kişiler bir süre sonra asansöre binmekten tamamen kaçmaktadır.

Klostrofobik kişiler, sınırlı bir alanda hafif bir anksiyete veya şiddetli panik ataklar yaşayabilmektedir. Genelde atağın gerçekleştiği yerde ne kadar uzun süre kalınırsa semptomlar o kadar kötüleşir. Bu kişiler o sırada ağlayabilir, bağırabilir ve mümkün olan her şekilde oradan çıkmaya çalışabilir. 

Bunun dışında genel semptomlar olarak da kalp hızı artışı, terleme, nefes alma verme hızında artış, titreme, göğüs ağrısı, ağız kuruması gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bu tür semptomların herkeste aynı şekilde ortaya çıkması gerekmez. 

Asansör Fobisi Nedenleri Nelerdir?

Asansör fobisinin kişide ortaya çıkması genelde asansörlerle ilgili travmatik deneyimler yaşanması sonucunda olur. Asansör ile alakalı olabilecek travmatik olaylardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:

1-) Herhangi bir nedenle asansörden sıkışıp kalma

2-) Asansör kapılarının uzun süre boyunca açılmaması ve dışarıda bu süreç içinde kaotik bir ortam oluşması 

3-) Asansör düşmesi 

4-) Asansör içinde kişinin sevdiği bir kişinin kalması 

Bunlar dışında birçok farklı şekilde kişiyi etkileyen durumlar da var olabilir ve bunların fobiye neden olması oldukça beklenen bir durumdur. 

Daha sonra ise yavaş yavaş bu olayın yarattığı belirtiler azalmaya başlar. Hatta kişi bir zaman sonra tekrar hiçbir problem oluşmadan asansöre binmeye devam eder. Ancak bu korkunun fobi düzeyine ulaşması durumunda en az 6 ay boyunca semptomlar azalmadan devam eder ve kişinin asansöre binmesi çok zordur. 

Yukarıdakiler gibi travmatik bir olay yaşama dışında asansör fobisinde de tıpkı diğer fobilerde olduğu gibi başka durumlarda etkili olabilmektedir. 

Bunlar da şu şekilde sıralanabilir: 

1-) Genetik yapı

2-) Yetiştirilme tarzı

3-) Çevresel faktörler

4-) Ebeveynlerde asansör fobisi varlığı

Ebeveynlerde bu korkunun var olması sonucunda, çocuğa asansörlerin çok tehlikeli şeyler olduğu söylenip bu şekilde büyütülmesi asansör fobisinin oluşması için çok büyük bir zemin oluşturacaktır. 

Spesifik asansör fobisi olmayıp genelde olarak anksiyete bozukluğu veya panik atak yaşayan kişilerin de asansör fobisi geliştirmesi mümkündür. Bu kişilerde genelde asansör içinde tetiklenen bir atak sonucu, asansörlere binme konusunda bir korku oluşur. Böylelikle olmayan bir asansör fobisi, anksiyete veya panik atak ile ilişkilendirilerek kişinin bir daha asansöre binmesini engelleyebilir. 

Asansör fobisinin direkt olarak sebepleri dışında var olan diğer iki fobi ile ilişkisinden dolayı, bu iki fobinin nedenleri de asansör fobisi nedeni olarak ortaya çıkabilir. Bunlardan biri klostrofobidir. 

Klostrofobi, temel olarak kapalı alan korkusu olarak bilinir. Herhangi bir fobi gibi, klostrofobinin ciddiyeti kişiden kişiye büyük ölçüde değişebilir. Küçük odalarda, kalabalıklarda ve diğer birçok durumda semptomlar yaşanabilmektedir. Klostrofobiye hangi faktörlerin neden olabileceği henüz tam olarak ortaya konmamıştır. Ancak birçok fobi gibi bu durumun sebebinin de kötü çocukluk deneyimleri olabileceği düşünülmektedir.  

Agorafobi bir diğer asansör fobisi ile ilişkilendirilen fobi türüdür. Agarafobi çoğu kişi için evi terk etme korkusu olarak bilinir. Ancak bu tam olarak doğru değildir. Agarafobi esas olarak kaçmanın zor veya imkansız olduğu düşünülen yerlerde panik atak gibi durumların oluşması korkusu olarak tanımlanabilir. 

Agorafobi, toplu taşımayı kullanmak, açık veya kapalı alanlarda olmak, kuyrukta durmak, kalabalık içinde olmak, evin dışında olmak, asansör içinde olmak gibi birçok durumla ilişkilendirilebilir. Agorafobi olan çoğu insan, bir veya daha fazla panik atak geçirdikten sonra bu durumla karşı karşıya kalır ve başka bir ataktan korkmalarına ve meydana geldiği yerden kaçınmalarına neden olur. Bazı insanlar için agorafobi o kadar şiddetli olabilir ki, evden çıkamazlar.

Asansör Fobisi Teşhisi

Herhangi bir fobinin teşhisinde DSM-5 adı verilen tanısal kriterlerin bulunduğu bir liste kullanılır. Psikiyatrik hastalıkların çoğunda bu kriterler oldukça önem taşır. DSM-5 tarafından tanımlanan üç tür fobi vardır. Bunlar özgül fobi, sosyal fobi ve agorafobidir ve her fobi türünün kendine özgü tanı kriterleri vardır. Asansör fobisi daha çok özgül fobi içinde incelenir. Ancak agarafobi ile olan ilişkisi de bulunmaktadır. 

Bir fobiyi teşhis etmenin en önemli adımlarından biri, semptomların başka bir bozukluk tarafından daha iyi açıklanıp açıklanmadığına karar vermektir. Hekim tarafından gerçekleştirilen bu süreç ayırıcı tanı olarak bilinir. Fobiler, yetişkinlerin genellikle mantıksız olarak kabul ettiği durumlara karşı oluşan korkulardır. 

Korkunun somut bir şeye karşı olması, fobileri, anksiyeteden genel olarak ayırabilir. Fobiler yaşayan insanlar, korktukları bir nesneyi veya durumu tam olarak belirleyebilirler. Var olan korkunun da kişi tarafından mantıksız olduğunun fark edilmesi anksiyete bozukluklarını şizofreni gibi psikotik hastalıklardan ayırır. Psikotik hastalıklarda genellikle kişiler mantıksız olan korkuların, mantıklı ve gerçek olduğuna inanırlar. Her fobi türünün özgül bir tanı kriteri olabilse de genelde fobilerin ortak bazı özellikleri bulunur. Bunlar şu şekilde sıralanabilir: 

1-) Fobiler kişinin hayatını önemli şekilde rahatsız etmediği sürece kolayca teşhis edilemez. 

2-) Klinik olarak teşhis edilebilir fobileri olan bazı kişiler, korkulan bu duruma karşı bir miktar dayanma eğilimi gösterirler. Bununla birlikte, korkulan durumdan kaçınma girişimleri, bir fobiyi teşhis etmek için önemli bir kriterdir.

3-) Fobileri olan insanlar, korkulan nesneyi veya durumu içerebilecek yaklaşan olaylar üzerinde fazla düşünme eğilimindedir. Bu kişiler korktuğu şeyi tekrar tekrar düşünme sorunu ile karşılaşarak normal hayatını etkileyecek düzeye gelen bir hastalık ile yaşamak zorunda kalabilir.

Özgül fobi, belirli bir nesne veya durumla ilgili yoğun korku hissetme durumudur. Özgül bir fobinin teşhis edilebilmesi için, korku nedeni olarak bir veya daha fazla nesnenin veya durumun tanımlanması gerekir.

Beş farklı spesifik fobi türü vardır. Bunlar kasırga, şimşek gibi doğa olaylarına karşı, yaralanmalara karşı, hayvan saldırılarına karşı, kapalı alanda kalmaya karşı veya boğulma, yüksek ses gibi diğer durumlara karşı olabilir. Asansör fobisi de bu özgül fobi türleri arasında kapalı alanda kalma korkusuna bir örnek olarak verilebilir. 

Asansör Fobisi Tedavisi

Asansör fobisinin tedavisi diğer fobi türlerinin tedavisi ile oldukça benzerlik göstermektedir. Fobilerde bilişsel davranışçı terapi ve durumun fark edilmesi ve yenilmesine karşı yapılan diğer konuşma terapileri oldukça işe yaramaktadır. Bunun dışında özellikle semptomları kontrol altına almaya yönelik ilaç tedavileri de uygulanabilmektedir. Asansör fobisinde uygulanabilecek tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

Bilişsel Davranışçı Terapi 

Bilişsel davranışçı terapi, kişinin düşünme sistemini ve davranışlarını değiştirerek var olan sorun ve fobiyi yönetmeye yarayan bir tedavi yöntemidir. Terapist hastaya var olan fobisini yönetmesi hakkında yardımcı olur. 

Basit fobileri tedavi etmek için bilişsel davranışçı tedavi sık sık kullanılmaktadır. Asansör fobisinde de bu yüzden oldukça fazla kullanılır. Bilişsel davranışçı terapi sürecinde hasta belli bir dönem korkulan şeye maruz kaldırılabilir. Bu sayede zamanla kişi bu şeyden daha az korku duymaya başlar. Buna duyarsızlaştırma işlemi adı da verilmektedir. Asansör fobisinde de başlangıç döneminde kişinin sevdiği kişilerle asansöre binmesi ve bir, iki kat gibi az bir miktar gitmesi sağlanabilir. Daha sonra bu süre uzar ve tek başına asansöre binmeye çalışma durumu yaratılmaya çalışılır. Bu yöntemler terapist ve hastaya göre değişiklik gösterebilir. 

İlaç Tedavisi

Konuşma terapileri genellikle asansör fobisi için yeterli olmaktadır ve ilaç tedavisine ihtiyaç duyulmaz. Ancak fobilerin şiddetli olması, kişinin normal hayatının da etkilenmesi ve fobiye bağlı oluşan anksiyete, depresyon gibi hastalıkların tedavisinde ilaçlar kullanılabilmektedir. Ancak bu ilaçlar genelde kısa süreli olarak reçete edilmeye çalışılır. Asansör fobisine bağlı gelişen aksiyete tedavisinde genelde 3 çeşit ilaç kullanılır. Bunlar antidepresanlar, sakinleştiriciler ve beta blokerlerdir. 

Antidepresanlar, anksiyete semptomlarını azaltmaya yardımcı olmak için reçete edilir. Antidepresanlar içinde de en sık tercih edilen genelde seçici serotonin geri alım inhibitörleridir. Bu tür ilaçların bazı yan etkileri oluşabilmektedir. Bu yüzden doktor kontrollerine gitmek önemlidir. 

Bir çeşit sakinleştirici olarak da bilinen benzodiazepinler şiddetli anksiyete tedavisinde düşük dozlarda çok kısa süreler boyunca kullanılabilmektedir.  

Beta blokerler adı verilen ilaç türleri de genelde anksiyete, fobi gibi durumlara bağlı ortaya çıkan kalp hızı artışı, tansiyon yükselmesi gibi durumları kontrol etmek amacıyla kullanılır. Beta blokerler kalp hızını yavaşlatır ve kan basıncını düşürür. 

Asansör Fobisi Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Asansör fobisi ve bunun gibi fobiler tedavi edilmediği takdirde bazı sorunlara yol açabilmektedir. Bu komplikasyonlar şu şekilde sıralanabilir:

1-) Sosyal izolasyon: Kişinin asansör fobisi gibi fobiler nedeni ile korktuğu şeyden ve bazı yerlerden kaçması, profesyonel hayatında ve günlük ilişkilerinde problemlere neden olabilir. Bu bozuklukları olan kişiler yalnız kalma riski altındadırlar. Böylelikle zamanla sosyal çevrelerinden soyutlanırlar.  

2-) Duygudurum bozuklukları: Spesifik fobileri olan birçok insan, anksiyete bozuklukları ve depresyona gibi diğer psikiyatrik hastalıklarla karşı karşıya kalır. 

3-) Madde bağımlılığı: Şiddetli spesifik bir fobi ile yaşamanın stresi, uyuşturucu veya alkolün kötüye kullanımına yol açabilir.

4-) İntihar: Spesifik fobileri olan bazı kişiler intihar riski altında olabilir. Bu yüzden bu kişiler tedavi almaktan çekinmemesi gerekir. 

Asansör Fobisi için Hangi Doktora Gidilir?

Asansör fobisi ve diğer fobiler için gidilmesi gereken bölüm psikiyatridir. Bu alanda uzman bir hekim hem hastalığın teşhisini yapacak hem de uygun tedaviyi uygulayacaktır. Asansör fobisinin artık bir korkudan çıkıp kişinin hayatını ele geçirmesi durumunda, günlük yaptığı işleri yapmakta bile zorlanması durumunda ve altı aydan daha uzun asansör ile ilişkili hiçbir işini yapamaması gibi durumlarda hekime başvurmak gerekir. 

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın