Akciğer kanseri ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Ülkemizde genel olarak her yıl ortalama 2 milyon akciğer kanseri tanısı konulmaktadır. Sigara da akciğer kanserindeki nedenlerin ortalama %90'ını oluşturmaktadır. Yani sigara kaynaklı akciğer kanseri olan kişilerin sayısı yılda ortalama 1.5-2 milyondur. Tabii ki bu sigara içiciliğinin süresi, diğer risk faktörleri de bu sayıya katkı sağlamaktadır. Bu yüzden kanserde neden olarak sadece sigarayı suçlamaktansa, diğer faktörlerle birlikteliğinin daha fazla risk oluşturduğunu unutmamak gerekir.

Bu soruya direkt cevap vermek oldukça zordur. Çünkü hastalığın evresi, kişinin genetik özellikleri, hastalığın şiddeti gibi birçok özellik beklenen yaşam süresini değiştirir. Ayrıca günümüzdeki çeşitli tedavi yöntemleriyle yaşam süresi eskiye nazaran oldukça artmıştır. Hastalık süresince kişinin tedaviye uyumu da oldukça önemlidir. Ancak genel bir cevap vermek gerekirse beklenen yaşam süresi evre 1 ve 2 hastalarda 36-50 ay arasında değişmektedir. Evre 3 hastalarda ise bu süre ortalama 19-24 aya düşmektedir. Evre 4'te ise beklenen yaşam süresi 6-7 aydır.

4.evre akciğer kanseri en ileri aşamadır. Bu aşamada akciğer dışında kanser başka organlara metastaz yapmıştır. Yani sorun artık akciğerden çıkıp tüm vücuda yayılmıştır. 4. evre akciğer kanserinde kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemler uygulanabilse de yaşam süresi ancak %15 kadar bir hastada bir sene civarında olabilmektedir. Ancak immünoterapi yöntemlerinin gelişmesiyle bu süre bir miktar uzatılabilmektedir. Yani evre 4'te hastalıktan tamamen kurtulma şansı maalesef oldukça azalmıştır.

Akciğer kanseriyle ilgili rutin kullanımda aşı olmasa bile çalışmalar sürdürülmektedir. Hatta Küba'da ortaya çıkarılan racotumumab etken maddeli aşının, kanser hücrelerinde bulunan bir antijene karşı antikor üretebildiği ortaya konmuştur. Bu sayede beklenen yaşam süresinin ortalama 2-3 yıl uzayabileceği düşünülmektedir. Akciğer kanseri aşısındaki mantık, verilen antijene karşı vücuttaki bağışıklık sistemini uyarıp onunla savaşan moleküllerin üretilmesini sağlamaktır. Böylece daha sonra kanser hücresiyle karşılaşan vücut, bu savaşçı antikorları ortaya çıkarıp kanseri yok eder.

Skuamöz hücreli akciğer kanseri, küçük hücreli dışı akciğer kanseri türünün bir alt çeşididir ve ortalama %25-30 oranında görülür. Bu tür kanser, akciğerde bulunan hava yollarını örten skuamöz epitelden gelişir. Sigara içimi bu tür kanserin en sık sebeplerinden biridir. Tanısı ve tedavisi genel akciğer kanseri gibi yapılmaktadır. Biyopsi sonucunda ise ancak tam olarak skuamöz hücreli akciğer kanseri tanısı koyulabilir.

Akciğer kanseri bulaşıcı değildir. Çünkü kanser tamamen kişideki genetik yatkınlık ve çevresel faktörlere göre oluşur. Yani eğer kişinin genetiğinde akciğer kanserine sebep olabilecek oluşumlar yoksa ne kadar kanserli bir kişiyle yakınlaşsa da kansere yakalanmaz. Yakalansa bile bunun sebebi bu yakınlaşma değil kişinin kendi özellikleridir.

Akciğer kanserinde asla kan tahliline bakılarak tanı koyulmaz. Hatta çoğu zamanda kan tetkikinin istenmesi bile gerekmez. Çünkü akciğer kanseri görüntüleme ve klinik yöntemlerle tanısı konan bir kanser türüdür. Kan tetkikiyle kanser tanısı konabilen tek tür lösemi çeşitleridir. Diğer kanserlerde de tümör markerlerı denilen moleküllerin miktarının ölçülmesi nispeten fayda sağlayabilir.

Akciğer kanseri ile İlgili Makeleler

Akciğer Kanseri

Akciğer kanseri, hücrelerin anormal bir şekilde davranarak akciğere zarar vermeye başlamasıyla oluşan bir hastalık olup, tedavisi için çok çeşitli yöntemler bulunmaktadır.

makaleyi incele